|
İntikam Soğuk Yenen Bir Yemektir! (Yeşim 47 Y., İstanbul)
Merhaba, ben Yeşim. 20 yılı aşkın süredir kavgalı
yaşadığım kocamdan boşanmayı uzun
zamandır düşünüyordum. Oğlum büyümüştü ve üniversiteye
başlamıştı. Anne ve babamla konuşup, onları
zoraki bir biçimde ikna ettikten sonra boşanabilmiştim kocamdan.
Kendime bir ev tuttum, birkaç eşya alarak evimi döşedim. Daha özgür
bir yaşamım vardı şimdi. Aslında cinselliğe ve
karşı cins ile ilişkilere açlığım da vardı.
Fakat korkuyordum, kolay değildi, 45'i devirmiştim.
Kocam bir
sürü ayak oyunu oynayarak nafakayı oldukça düşük tutmuştu.
Geçinemiyordum. İş arıyordum, fakat bölük pörçük
çalışabilmiştim evliliğim süresince. Pek de bir tecrübem
yoktu. Yaşlıyım diye çoğu kapı suratıma
çarpılıyordu. Geçimimi çok iyi arkadaşım olan Fahriye'den
aldığım borçlarla sağlıyordum. Fakat bunu
kabullenemiyordum. Eski kocamı arayıp, nafakamı artır da
diyemiyordum.
O
sıralarda bir tanıdıktan, Erdoğan Bey diye birinin şirketine
yönetici sekreteri aradığını duydum. Fakat Erdoğan Bey
daha genç birisini istiyormuş. Arayıp konuştum, Erdoğan Bey
yazlıkta olduğunu, görüşmeyi Ağustos ortalarında
yapacağını söyledi. Ben minyon bir kadındım, kumral tenli,
oldukça iri göğüslerim, ela gözlerim ve yuvarlak yüzüm ile çekiciydim. Ağustos'a
kadar fazla kilolarımdan kurtulsam, kendimi 40 yaşında gibi
tanıtabilirdim. Oğlumdan da hiç bahsetmeyecektim. Bir spor salonuna
yazıldım, rejime başladım ve 8 kilo verdim. Çok çekici
olmuştum gerçekten. Spor salonunda bir tane
yakışıklıyı avlayıp yatağıma
aldım. Genç adam bana hastaydı. Beni iki gece üç gün evire çevire
sikip her defasında göğüslerime attıran genç, oğlumdan 2
yaş anca büyüktü. Azgınlık işte...
Spor salonunda genç kızlar beni hoca bellemişlerdi, büyük
hayranlık duyuyorlardı. Bu kızlardan birisiyle Lezbiyen
ilişkiye de girdim o arada. Ne de olsa kız lisesi mezunuyudum ve
kız kıza sevişmeyi 'yerinde' öğrenmiştim. Aradan zaman
geçti. Yaz biterken, Erdoğan Beyi aradım, görüşme için randevu
aldım. Fahriye'den 1.500 TL para aldım. Fahriye benim liseden
arkadaşımdı, çok zengin bir adamla evliydi. Kocası
Fahriye'nin bir dediğini iki etmiyordu. Fakat kocasının hem bir
metresi vardı, hem de şirketteki genç kızları da arada
elden geçiriyordu. Fahriye de artık gurursuzlaşmış,
kocasından böyle böyle para sızdırıyordu. Arada da Jigolo
partilerine katılıp, kendini düzdürüyordu.
Büyük gün geldiğinde beni görmeliydiniz. Mini etek, üst düğmeleri
açık beyaz gömlek, üzerine bir ceket, yoğun bir makyaj ve
ağır bir parfüm. Erdoğan Bey bakmaktan konuşamıyordu.
Gözlerini o koca göğüslerimden alamıyordu. Yarım yamalak bir
konuşmanın sonunda, 2.500 TL maaşla beni işe
aldığını söyledi. İşim çok basitti. İki gün
sonra işe başladım. Yavaş yavaş öğreniyordum.
Erdoğan Bey ise sürekli bir bahane yaratıp yanıma geliyordu,
bacaklarımı ve göğüslerimi kesiyordu. Aradan bir hafta geçtikten
sonra beni yemeğe davet etti. Erdoğan bey her ne kadar yemeğe
benden başka gelecek kişilerin olduğunu söylemiş olsa da,
akşam mekanda buluştuğumuzda ikimizden başka kimse yoktu.
Gecenin yatakta biteceğini anlamıştım.
Yeyip, içip,
konuştuk. Gecenin sonunda arabaya bindik. Erdoğan bey
bacaklarımı okşamaya başladı.
Yaptığımın rezillik olduğunu biliyordum. Fakat
çalışmadan bu kadar parayı ancak kendimi bu
sığıra siktirerek kazanbileceğimi görüyordum. Aslında
sarhoş değildim, iki duble anca içmiştim, ama kendimi
sarhoşluğa vuruyordum ve sanki dalmış gibi camdan
bakınıyordum. Bu sırada Erdoğan bey de elini bacaklarımdan
baldırlarıma, yani iç bölgeye doğru ilerletti. Tahrik oluyordum.
Sonra bacaklarımla oynamayı bıraktı, yutkundu ve "Gel
bizim yazlığa gidelim!" dedi. Kısa bir süre sonra
Selimpaşa'daki yazlığa varmıştık. Dolaptan Viski
ve buz çıkarttı, bana da ikram etti. Ben de hayır demedim. Bu
magandanın sikişini çekmek için kafamın iyi olması
gerekiyordu.
İlk
duble bittikten sonra dudaklarıma yapıştı.
Bıyıkları batıyordu, ama ses çıkartmıyordum.
Gömlek, etek, külot, sütyen derken çırılçıplaktım.
Erdoğan bey de tişörtünü pantolonunu çıkarttı, sadece mavi
külodu vardı üzerinde. Bir anda amımı dillemeye
başladı. Bu konuda başarılıydı. İnlemeye
başlamıştım. Bir süre sonra kanepeye oturttu beni,
sırtımı koltuğa yaslattı. Kendimi adeta teslim etmiştim.
Bacaklarımı araladı, gül gibi açılmış
amcığıma baktı, sonra da orta büyüklükte, ince sayılacak
yarrağını geçirdi amıma. Bacaklarım havadaydı,
Erdoğan bey araya girmişti. Topuklarım Erdoğan beyin
omuzlarındaydı. Onu kendime çekiyordum. Bu duruma dayanamayan
Erdoğan bey kısa bir sürede boşaldı. Ben içten içte
sırıtıyordum, erken boşaldığı için.
Fakat
Erdoğan yılmadı devam etti. Bu sefer pozisyon
değiştirdik, o yattı, ben üzerine çıktım ve amıma
aldım. Bu sefer biraz daha uzun sürdü sanki, ama bu da uzun değildi.
Üçüncüsünde bu sefer ağzıma verdi. O kıllı siki yalamak
istemiyordum, ama elim mahkumdu. Taşaklarını kavradım, bir
güzel ağzıma aldım ve sikinin başını emmeye
başladım. Erdoğan beyin ufaklık tekrar
canlanmıştı. Tek şartım vardı, "Döllerini
yutmam, yüzüme de boşalma!" dedim. İyi saksocu olduğumdan
Erdoğan bey kafa salladı. Bir süre sonra köküne kadar almaya
başladım. Hızlıca git geller yapıyordum. Erdoğan
bey, "Ahhhhh!" diye böğürünce, sikini ağzımdan
çıkarttım, elime aldım, ellerime ve göğüslerime boşaldı.
Sonrasında da sızdı kaldı. Ben banyoya gidip duş
aldım. Ağlıyordum, oğlum geldi aklıma. Onurum iki
paralık olmuştu adeta. Sırf geçinebilmek için, sokakta görsem
yüzüne tükürmeyeceğim bir adama kendimi düzdürmüştüm. Sonrasında
bir Viski daha içip misafir odasındaki yatakta sızdım.
Öğlen
saatlerine yakın uyandım. Başım ağrıyordu. Viski
başımı ağrıtmıştı. Telefonumu
kurcaladım, bir SMS gelmişti. Mesajı açtım, aynen
şöyle yazıyordu, "Yeşim hanım, muamelen çok iyiydi!
Salondaki sehpanın üzerindeki gümüş kutunun içine bak, içinde sana
bir Zarf var. Bu sadece başlangıç!" diyordu. Heyecanla salona
indim ve kutunun içine baktım. Zarfı açtım. "Benim aptal
karım, ben sana demedim mi, sen kendi ayaklarının üzerinde
duramazsın diye, çünkü kafan çalışmıyor. 45'inden sonra
işte böyle elin sikiş mezesi olursun. Bunlar daha iyi günlerin.
İş falan yok. Hepsi birer kandırmacaydı.
Salaklığına ve rezilliğine yan. Patron diye seni siken de
benim yeni çiftliğin çalışanlarından birisiydi! (İmza:
Kocan)!"
Hüngür hüngür ağlıyordum. Kocam bana bir oyun daha
oynamıştı. Telefon açmayı düşündüm, fakat ne
diyecektim ki? Rezil olduğum ile kaldım!
[Yeşim]
|