|
Çikolata Yüzünden Seks Manyağı Oldum! (8) (Nilüfer 33 Y., İstanbul)
Küçücük
bedenimle, babamdan büyük erkeklerin oyuncağı olmuş, erkeklerin
zevklerini yaşadıkları, sikip kullandıkları biri
haline gelmiştim. Oysa ben halen erkekleri mutlu etmenin marifet bir
iş olduğunu zanneden, cahil, körpe bir kızdım. Kahya
Mustafa amcayla yaşadığım sikiş pek çok şeyin de
başlangıcı oldu...
Ertesi gün evde dinlendim. Ama aklımda hep sikilmek vardı. Resmen
bağımlı olmuştum. Üstelik bundan zevk te alıyordum. O gün
evde olağan işlerle günü geçirip, akşam yattım, bir an önce
sabah olmasını istiyordum. Sabah olup Mustafa amca arabayla beni
çiftliğe götürmek için almaya gelince, çok
heyecanlanmıştım. Her zamankinden geç gelmişti. Ben hep
arkaya otururdum. Ama bu sefer arabanın kapısını açınca,
öne oturmamı söyledi. Öne geçtim oturdum ve yola çıktık. Hiç
konuşmuyorduk. Köyden çıkınca arabayı ağaçlık bir
yere sokup, "Nasılsın bakalım yosma? Özledin mi
erkeğini?" diye sordu. Mahçup bir tavırla, "Evet!"
diyebildim.
Mustafa amca, "Sen sikilmeye iyi alışmışsın küçük
orospu! Kız daha 2 gün anca oldu, çok mu canın çekti?" diye
ısrarla sorunca, "Hı hı!" diyerek
başımı salladım. Mustafa amca, "Seninle az başbaşa
kalalım diye işçileri çiftliğe bırakıp öyle geldim
seni almaya. Durmuş bey daha 2-3 gün gelmez!" dedikten sonra
altını sıyırıp, yarı kalkmış sikini
ortaya çıkardıktan sonra ensemden aşağı
bastırdı. Ne istediğini biliyordum, hemen sikini
kavradığım gibi yalamaya başladım. Aç
kalmışçasına sikini yalıyor, emiyor, ağzıma sokup
çıkarıyordum. Mustafa amca da elbisemin eteğini belime
sıyırmış, kalçalarımla oynuyordu. "Ahhh
şıllık, çok iyi yalıyon be, eriyorum resmen, ohhh!"
diye söyleniyor, o söylendikçe ben de daha hızla yalıyordum.
Bir süre
sonra Mustafa amca, "Ohhh, geliyom tatlım, al sana kahvaltın,
ahhh!" diye inleyerek sıcak döllerini ağzıma fışkırtmaya
başladı. Ben bir yandan ellerimde kalp gibi atan sikini
sağarken, bir yandan da ağzıma aldığım koca
başını emip, döllerini yutuyordum. Boşalması bitince,
"Öğlen kulübeye gitme, ben seni arabayla çiftliğin
dışından alacam!" dedi. "Niye ki? Nereye
gideceğiz?" diye sordum. "Sen orasını düşünme,
işimiz var seninle! Kimseye görünmeden çiftlik kapısına
gel!" diyerek üstünü başını düzeltti ve arabayı
çalıştırdı. Birkaç dakika sonra çiftlikteydik. Arabadan
inince, bana, "Sen git kasaları etiketle!" deyip, yanımdan
uzaklaştı. Amım o kadar sulanmıştı ki, bir an
önce öğlen olsun da beni siksin diye bekliyordum.
Öğle yemeğinden sonra, dediği gibi kimseye görünmeden
çiftliğin kapısına çıktım. Az sonra da Mustafa amca
arabayla çiftliğin içinden çıkıp, dışarda beni arabaya
aldı ve hızlı bir şekilde uzaklaştık ordan.
"Nereye gidiyoruz?" diye sorunca, Mustafa amca suratında bir
sırıtma ile, "Gidince görürsün!" dedi. Epey gittikten sonra,
ormanın içine doğru patika bir yola girip, biraz sonra durdurdu
arabayı. "Hadi bakalım, iniyoruz!" dedi. Arabadan inip,
tepeye doğru yürümeye başladık. Her taraf ağaçlarla
kaplıydı. Bir süre yürüyünce, tepenin yamacında bir kulübe
göründü. Ben, "Burası neresi?" diye sorunca, Mustafa amca, "Eskiden
ormancılar kullanırlardı, şimdi lazım olunca biz
kullanıyoz!" diye cevapladı, ama suratında pis bir
sırıtma vardı.
Kulübenin yakınına gelince, içeriden Muhtar Rüstem amca
çıktı. Bu duruma çok şaşırmıştım.
Mustafa amca, Rüstem amcaya, "Muhtar nasılsın?" diye
yaklaşıp selamlayınca, Rüstem amca, "Eyiyim yeğen, sayende
daha eyi olacam!" deyip bir kahkaha attı. Muhtar Rüstem amca,
kısa boylu, göbekli, 55-60 yaşlarında biriydi.
Selamlaşmaları bitince, Rüstem amca bana dönüp, "Vay anam vay,
pek te körpeymiş yosma!" diyerek, beni yukardan aşağı
bir süzdü. Sonra Mustafa amcaya dönüp, "Eyi düşürmüşsünüz bu
körpeyi, Ekrem'in kızıydı demi bu? Mmmhhh, daha yeni
tomurcuklanmış lan bu orospu!" dedi. Mustafa Amca da, "Sen
öyle minik göründüğüne bakma muhtar, çok marifetlidir kaltak!" deyip
bir kahkaha attı. Ben ürkmüştüm ve halen ne olduğunu anlamaya
çalışıyordum. Mustafa amcaya, "Burada ne yapcağız
şimdi? Ben gitmek istiyorum!" dedim.
Mustafa amca
da, "Korkma kızım, muhtarı da az mutlu ediverecen, hem o da
erkek bak!" dedi. "Ben istemiyorum!" deyince, Rüstem amca bir
anda kolumdan yakaladı ve beni kendine doğru çekip sarsarak,
"Ne demek istemiyom orospu? Sikmeyen kalmamış, bana mı
vermiyon?" diye bağırdı. Canım yanmış,
ağlamaya başlamıştım. Mustafa amcaya dönüp, "Ama ben
istemiyorum! Mustafa amca, seni mutlu ediyorum ya?" dedim. Rüstem amca da,
"Seni böyle mi kandırdılar lan yosma? Yol olmuşsun
kızım sen!" diye bağırınca, Mustafa amca,
"Muhtar, sakin ol yaa!" diye çıkıştı. Ama Rüstem
amcanın gözü dönmüş gibiydi, "Ne sakin olacam Mustafa? Bu salak
ne olduğunu anlasın! Sanki dönüşü mü var!" deyip
kollarımı bıraktı ve "Bak kızım, senin gibi
önüne gelen erkekle yatan karıya orospu derler, yosma derler. Eğer
sikildiğin duyulursa perişan olursun, baban birdaha millet içine
çıkamaz. Artık kimse karı olarak ta almaz seni, bozulmuşsun
bir kere!" dedi.
Ben ağlayarak, "Ama Durmuş ağa bunda yanlış birşey
yok, her kadın yapar demişti..." deyince, Rüstem amca bir
kahkaha atıp, "Öyle diyecek tabi kaltak, seni altına almak
için demiştir. Hem sen çok genç ve güzelsin, sikilmeye de
alışmışsın, artık duramazsın! Bundan sonra
bana da siktirecen kendini, böylece kimse duymayacak ne mal olduğunu,
tamam mı?" dedi. Ben önce Mustafa amcaya doğru baktım,
ama o bir taşın üzerine oturmuş, sigarasını yakıyordu,
umurunda bile değildim. Rüstem amca tekrar, "Tamam mı?"
diye sordu. (Tamam!) anlamında başımı sallayınca, "Hadi
içeri geç bakalım!" diyerek önümden kulübeye girdi.
Evet,
artık ne olduğumu biliyordum ve gözüm öyle korkmuştu ki, bu
adamlar ne derse yapmaktan başka çarem yoktu. İçeri girer girmez Rüstem
amca elbisemin düğmelerini çözüp bir çırpıda çıkarttı.
Sonra kendi şalvarını sıyırdı. Siki ne Durmuş
ağanınki kadar uzundu, nede Mustafa kahyanınki kadar kalındı.
"Kalanları da çıkar minik orospu, o küçük amına koyacam
senin!" dedi. Ben külot ve atletimi de çıkarınca, omuzlarımdan
tutup aşağı bastırdı. Yarı kalkmış siki
ağzıma değip duruyordu. "Hadi, ne bekliyon?" deyince,
istemesem de sikini emip yalamaya başladım. Bir süre sonra siki
iyice kalkınca, yerde duran minderin üzerine beni yatırıp,
bacaklarımın arasına yerleşti. Göbeği
baldırlarıma değiyordu. O an hiçbir şey hissetmiyordum, amım
daha ıslanmamıştı bile. Rüstem amca, "Ohhh, ama bak bee,
çizgi gibi, böyle am sikmemiştim hiç!" deyip, sikini kavrayarak
amımın ağzına yerleştirdi ve yüklenmeye
başladı. Bir iki yüklenmede sikini içime sokup, gidip gelmeye
başladı. Bu srada iri elleri ile de minik göğüslerimi
sıkıp duruyordu.
Bir süre
sonra iyice hızlandı ve "Ohhh, daracksın orospu,
bayıldım bee, göğüslerin limon kadar, ohhh!" diye
söylenmeye başladı. Ben altında tepkisiz öylece yatıyordum,
amımın sikilmesinden biraz zevk alıyordum, ama bu diğerleri
gibi değildi. Çok gemeden Rüstem amca, "Amına koduğummm,
ohhh!" diye böğürmeye başladı ve sikini bir hamlede çekip
göbeğime döllerini fışkırttı. Ter içinde
kalmıştı. Sonra kalkıp, üzerini giyindi. "Bu ilkti
yosma, bundan sonra bana da verecen artık, yoksa başına
gelecekleri biliyon!" dedi. Tekrar gözlerim dolmuş, ağlamaya başlamıştım.
Askıda asılı duran ceketinin cebinden bir kavanoz çıkarıp
masaya koydu ve "Bu macunu her sabah bir kaşık yiyecen, böylece
döl tutman zorlaşacak!" deyip, külübeden çıktı.
Sonra Mustafa amca
elinde bir bidon suyla içeri girdi. Beni minderin üzerinden kaldırıp,
köşeye götürerek, belimden aşağı su döktü. Sonra kolumdan
tutup tekrar minderin yanına getirdi. Gözlerimden halen yaşlar süzülüyordu. "Üzülme
miniğim, sen zaten sikilmeye alışmışsın, ha bir,
ha iki!" deyip, beni öpüp okşamaya başladı. Sonra beni
minderin üzerine doğru uzatıp, üzerime çıktı. Ben halen
olayların şoku içindeydim. Mustafa amca boynumu öpmeye
başladı, aynı zamanda da kalçalarımı ve
baldırlarımı okşuyordu. Sonra kafasını göğüslerime
yapıştırıp, onları emip yalamaya başladı. Bu
sırada siki amıma sürtünüyordu, çok gemeden vücudum elektriklenmeye
başladı. Her nekadar bulunduğum durumdan dolayı isteksiz de
olsam, Mustafa amcanın hareketleri ve sikinin amıma sürtünmesi beni zevklendirmeye
başlamıştı...
Mustafa amca belini hafifçe kaldırıp, eli ile sikini amımın
deliğine hizalayıp yüklenmeye başladı ve bir süre sonra o
kocaman kafası olan kalın yarak içimde yol almaya başladı.
Artık karşı koyacak durumda değildim, minik vücudum bunu
istiyordu. Mustafa amca belini hareket ettirmeye
başladığında, amım karıncalanmaya başlamıştı
bile. Bir iki dakika sonra Mustafa amca seri bir tempo ile sikini
amımın dibine kökleye kökleye beni sikmeye başladı. Dudaklarıma
yumuldu ve bir anda deli gibi öpüşmeye başladık. Artık zevkten
altında kıvranıyordum ve bir süre sonra da titreyerek boşalmaya
başladım. Mustafa amca boşaldığımı görünce, "Bak
görüyon mu küçük yosma, amın sikilmek istiyor! Artık ağlayacak
bir şey yok, olan olmuş, sikilmenin tadını çıkart!"
dedi. Bir süre daha amımın içinde git gel yapıp, sikini
amımdan çıkarttı. Siki iyice şişmiş, benim
sularımla kaplanmış başı parlıyordu...
Beni ters
çevirip dizlerimin üzerinde domalttı. "Şu götünün tadına
bir bakalım artık, haa!" deyip, göt deliğime birkaç defa tükürdü.
Sonra sikinin başını göt deliğime dayayıp, iki eliyle
belimi sıkıca tutup, yüklenmeye başladı. Ama sikinin
başı o kadar iriydi ki, göt deliğim yırtılıyordu.
"Sokmaaa, çok acıyorrr, ahhh!" diye avazım çıktığı
kadar bağırmaya başladım. Kendimi öne atmaya
çalışıyordum, ama belimi öyle kavramıştı ki,
kıpırdamam imkansızdı. Mustafa amca ittire ittire sonunda
sikini götüme sokmayı başardı. O an acıdan kendimden geçer
gibi oldum, ellerim ve kafam mindere düştü. Mustafa amca bir süre
bekledikten sonra sikini içimde oynatmaya ve çok geçmeden de içimde azda olsa
git gel yapmaya başladı. 10 dakika kadar sonra kendimi
toparladığımda artık göt deliğim alışmıştı.
Bunu fırsat bilen Mustafa amca götüme daha rahat girip çıkıyordu.
Kısa süre sonra da kasıkları kalçalarıma çarpıyordu. Ben
ise halen götümün yanmasından acı çekiyordum. Sonra bir eli ile
alttan göğüslerimi okşamaya, diğer eliyle de amımla
oynamaya başladı. Bu sırada yavaş bir tempoda götümü
sikmeye devam ediyordu...
Küçük
bedenim okşanmalara ve amımla oynanmasına daha fazla kayıtsız
kalamadı, götümün acısını unutmuş bir şekilde altında
zevkle kıvranmaya başladım. Mustafa amca kulağıma
eğilip, "Zevke mi geldin minik yosma, haa? Sik
bağımlısı seni, söyle, daha hızlı sikeyim mi
seni?" diye fısıldadı. Ben zevkten artık iyice kendimden
geçmiştim. "Sik erkeğim, ohhh, sik beni, çok güzel!" diye
inleyince, "Ohhh, konuş orospu! Konuş amını götünü
siktiğim!" diyerek daha seri bir şekilde sikmeye başladı.
Yarım saat kadar sonra ben tekrar boşalmaya ve "Sik beni,
geçirrrr, ohhh, ahh neremi istersen sik!" diyerek haykırmaya
başladım. Az sonra Mustafa amca da, "Geliyom orospuuu, ohhh,
götüne dolduruyom!" diyerek götümün içine döllerini fışkırttı
ve minderin üzerine yığılıp kaldık.
Biraz
dinlendikten sonra Mustafa amca beni amımdan bir kez daha sikti. Sonra
toparlanıp, çiftliğe döndük...
Resmen seks manyağı olmuştum. Kiminle sikişeceğim önemli değildi, artık hergün sikilmek, amıma götüme yarak girsin istiyordum!
[Nilüfer]
|