|
Lüks Villada Seks! (10) (Tahsin 38 Y., Samsun)
Sabah saat 06:00'yı
geçerken uyandım, sabah güneşi içeriyi
aydınlatmıştı. Yarağımın
sertleştiğini fark ettim. Sabahları normal bir durumdu bu ama
şimdi yanımda karım değil Meliha Hanım vardı.
Siyah tül geceliğinin içinde mışıl mışıl
uyuyordu. Altında külot ve sutyen yoktu, ince tül gecelik vücudunu
gösteriyordu. Sağ elimi geceliğin altından soktum,
kalçasını okşamaya başlamışken gözlerini
açtı. Başını benden yana çevirip birkaç saniye
anlamsız şekilde baktı. Sanki 'Burada ne arıyorum?' der
gibiydi. Ama hemen sonra kendini toparlayıp elini saçlarıma atıp
yanağımdan öptü.
"Benimki
kalkmış..." dedim utangaç bir halde. "Öyle mi?" dedi gülümseyerek.
Ardından da benden yana dönüp sol elini külotumun içine soktu. Elinin
değmesi ile beraber gıdıklanır gibi oldum. Yavaş
yavaş kafasını okşadıktan sonra aşağıya
kaydırdı elini ve taşaklarımı avuçlayıp narince
sıktı bir süre. Bense yarıda kalan işimi yapmaya
başladım. Sağ elim yine kalçalarında gezinmeye
başladı. Bir süre sonra ise kasıklarına doğru ilerledi
elim. Amının üzerine geldiğimde, "Immm!" diyerek gözlerini
kapattı. Dudaklarını emdikten sonra beni daha da azdırmak
için onları pembe ıslak diliyle yaladı.
Dudaklarından
öperken sağ orta parmağım amının içine girmişti
bile. Sabahın bu erken saatinde sıcak ve suluydu amı.
Parmağımı yavaş yavaş amında ileri geri hareket
ettirirken Meliha Hanımın dudaklarından sıcak ve kısa
iniltiler çıkıyordu. Yoğun bir iş gününe başlamadan
önce onu sikmek için can atıyordum. Aynı arzu ve istek Meliha
Hanım'da da vardı. "Hadi uzatma, sik artık, gitmem lazım!"
demeye başladı bir zaman sonra. "Tamam!" dedikten sonra elimi çektim
amından. Amının zevk sıvıları
ıslatmıştı parmağımı.
Üstündeki
askılı tül geceliği başının üzerinden
çıkarıp yere attıktan sonra bacaklarını açtı iki
yana. Külotumu ve atletimi çıkarıp bacaklarının
arasına yerleştim. Üstümüzdeki battaniyeyi kenara ittim daha rahat
hareket edebilmek için. Yavaşça üzerine doğru uzanıp
yarağımın kafasını amının üzerine, amının
dudaklarına sürttüm. Okşamaları ile zevk
sıvılarının kafasını
ıslattığı yarağımı amına sokmaya
başlamıştım ki Meliha Hanım durmamı istedi.
"İstemiyor
musun?" diye sordum heyecanla. Ellerini omuzlarıma atıp
dudaklarını ısırdıktan sonra, "İstiyorum, ama
arkadan yapmanı istiyorum!" dedi. Sözleri biterken kalp
atışlarım hızlanmaya başlamıştı bile.
Üzerinden kalktığımda kendisi de doğruldu ve önümde
dörtayak üstüne domaldı hemen. Arkasındaki yerimi aldım. Göt yanaklarını
ayırdığımda dün gece tadına baktığım
açık kahverengi temiz delik yeniden karşımdaydı.
Dilimi
uzattım ve göt deliğine değdirdim. Meliha Hanımın göt
yanakları birden sertleşti, kasıldı ama hemen ardından
eski haline geri döndü. Bu kez amından göt deliğine kadar her yerinde
gezdirmeye başladım dilimi. Külahtaki dondurmayı yalar gibi uzun
uzun yalıyordum. Meliha Hanım bundan büyük keyif alırken usul
usul inliyordu. Ancak daha fazla ileri gidecek takatim
kalmamıştı. Zaten kendisi de sikmem için ısrar etmeye
başlamıştı.
Yatağın
üstünde ayağa kalktım ve ayaklarımı dizlerinin yanından
sağlamca bastım. Belimi ve götümü eğerek sertleşmiş
yarağımı göt yarığına sürttüm önce. Sonra da göt
yarığını ellerimle ayırıp göt deliğinin
ağzına ağız dolusu tükürüğümü bıraktım.
Yarağımın kafasını tutup bastırmaya
başladım. İlk anda göt deliği gerisin geri itti
yarağımı, ama bastırdıkça açılıp
genişlemeye başladı. Götümü eğdikçe de içine giriverdi.
Kafasından sonra gövdesi de göt deliğinin içinde kaybolmuştu.
Meliha Hanımdan ıkınmayı andıran sesler geliyordu bu
anda.
Bir süre bekledim
o halde, ardından yeniden bastırmaya başladım. Sonunda
dibine kadar götüne girmişti yarağım. Meliha Hanım, "Ayyy,
ahhh!" diye bir inilti çıkardı yüksek perdeden ama sonra sesi
kesildi. Yavaş yavaş götümü kaldırıp indirmeye
başladım. Yarağım götünde ileri geri oynamaya başlamıştı
bu sayede. Meliha Hanım bacaklarını biraz daha açtı iki
yana doğru. Ellerim göt yanaklarındaydı, onları
sıkıp duruyordum ama sonra beline attım. Dizlerimden
büktüğüm bacaklarım sayesinde fazla enerji harcamadan onu sikiyordum.
Belindeki ellerim de dengede durmamı sağlıyordu.
Göt deliğinin
darlığı ve sıkılığının
verdiği keyifle hafiften inlemeye başlamıştım. Meliha
Hanım da ıkınmaya benzer sesleriyle bana eşlik ediyordu.
Yarağımın göt deliğine yaptığı baskıyla
delik içe doğru göçüyor, ardından da esneyerek açılıyordu.
Taşaklarıma kadar alıyordu yarağımı Meliha
Hanımın götü. Yaşadığım heyecandan dolayı
dün gece bu kadar keyif almadığımı hissettim. Hareketlerimi
yavaş yavaş hızlandırdım. Kendimi kontrol etmeye
çalışsam da boşalmam gittikçe yaklaşıyordu, bunu
anlamıştım. Yine de mümkün olduğunca bu anın daha çok
ve uzun süre keyfine varmak istiyordum.
Eski yataktan
gıcırtılar geliyordu. Sabahın sessizliğini bozan
seslerdi bunlar ama her bir tınısında ikimizin de zevkini içinde
barındırıyordu. Her yanım uyuşmaya
başladığında daha fazla kendimi kontrol edemeyeceğimi
anladım. İşi oluruna bıraktım ve birden Meliha
Hanım götüne boşalmaya başladım. İniltilerimin
arasında ara ara yutkunup duruyordum. Meliha Hanım ise
ıkınmaya devam ediyordu. İki elimle beline bastırıyor,
etlerini sıkıyordum. Sonunda götünden çıktım, deliğin
ağzı bir miktar açılmış, genişlemişti ama
beklediğim kadar değildi. Aynı esneklikle delik
ağzından akan döllerime karşın daraldı ve nerdeyse
eski haline geldi kısa sürede.
Ben yataktan
inerken Meliha Hanım da yavaşça doğruldu. Elimden destek alarak
yere inerken, "Ahhh!" diye minik bir inilti çıkarttı. Sonra da
sıkıca sarıldı ve yanaklarımı öptü ıslak
ıslak. "Niye götten istedin?" diye sorduğumda, gülümseyerek, "Bilmem,
öyle istedim!" dedi. "Beraber yıkanalım mı?" diye
sorduğumda, "Yok, aşağı ineyim ben, Numan da birazdan
kalkar zaten!" dedi. Yeniden siyah tül geceliğini giyindi,
çantasını aldı ve son bir kez dudağımdan öptükten
sonra aşağı indi.
O gidince banyoya
girip yıkandım. Odaya döndüğümde Hanife gelmiş, her zamanki
gibi şalvarını ve uzun kollu gömleğini giymişti.
Başını da arkadan beyaz başörtüsüyle
bağlamıştı. Biraz keyifsiz gibiydi. "Ne oldu kız?"
diye sorduğumda, "Yok bir şey!" diyerek aşağı indi.
Ben de giyinip aşağı indim. Sessizce kahvaltımızı
yaparken daha fazla dayanamayıp elini tuttum ve "Ne oldu kız
anlatsana, adam bir şey mi yaptı sana?" diye sordum. "Yok, bir
şey yapmadı. Geçen seferki gibi para verecek sandım ama vermedi.
O vermeyince ben sordum (Para verecek misin?) diye, (Artık karı koca
olduk, karı koca arasında para mı olurmuş!) dedi bana. Ona
bozuldum!" diyerek yanıtladı. Hanife her şeyi paraya çevirmeye
çalışıyordu. Dün gece yaşadığımız
deneyim ve zevkin karşılığında para istemiş,
istemediği bir cevap almıştı...
Kahvaltıdan
sonra bahçeye çıktım. Havuzla ilgilenmem gerekiyordu, söz
vermiştim Meliha Hanıma. Üzerime tulum ve uzun çizmeleri geçirip
havuza indim. Kalan suyunu boşalttıktan sonra içindeki
yaprakları, pislikleri kabaca temizledim. Havuz bakımı konusunda
daha önce birkaç deneyimim olmuştu. O nedenle havuzu yeniden suyla
doldurmadan önce daha detaylı temizlik yapmam gerekliydi. Bunun için de
ekipman, ilaç vs. almak lazımdı.
Havuzdan
çıkmıştım ki Meliha Hanımın bana doğru
geldiğini gördüm. Sabahkinden çok farklı bir görüntüsü vardı.
Siyah renkli bol kumaş pantolonun üzerine kırmızı bir bluz
giymiş, başını da parlak beyaz bir türbanla
bağlamıştı. Ayağında kırmızı babet
ayakkabılar vardı. Yaşananları unutmuş gibi
görünüyordu. Havuzla ilgili bir şeyler sordu. Yapılması
gerekenleri ve ihtiyacım olanları söylediğimde, "Numan Bey ile
konuşurum, o halleder. Züleyha Hanım geldiğinde birlikte havuza
gireriz, ne kadar erken yaparsan o kadar iyi olur!" dedi yanıt olarak. "Gelecekler
mi yakın bir zamanda?" şeklindeki soruma, "Hafta sonu burada
olacaklar!" dedi gülümseyerek. Ardından, "Kolay gelsin!" diyerek
ayrıldı ve eve girdi...
Öğle
yemeğinden sonra da havuzla ilgilendim. Çalışırken Numan
Bey ve Meliha Hanım beraber geldiler. Meliha Hanıma söylediklerimi
Numan Bey'e de söyledim. Bana, "Tamam, hallederiz, havuza bakan eski ustayla
konuşurum!" dedikten sonra, "Bir ara yanıma uğra Tahsin, seninle
konuşacaklarım var!" dedi. Meliha Hanım sanki bana nazire
yaparcasına kocasının koluna girdikten sonra bahçede bir süre
dolaşıp eve geçtiler.
Akşamüstü
Numan Beyin yanına çıkmadan evvel tulumla çizmeyi çıkarıp
yeniden pantolonumu giydim. Odalarının kapısını
tıklatıp içeri girdim. Meliha Hanım ikili koltukta otururken
Numan Bey pencere önündeki tekli koltuktaydı, ikisinin de elinde birer
kitap vardı. "Gel otur!" dedi Numan Bey karşısındaki
koltuğu göstererek. Çekinerek dediğini yapıp oturdum.
Sağı solu belli olmayan bir adamdı, beni de ne için
çağırdığını bilmediğim için az da olsa
endişe duymuyor değildim.
Kitabı
sehpanın üstüne koydu, işaret parmaklarını birleştirip
geriye yaslandı ve gözlerini kapattı. O an Meliha Hanıma
baktım, ama 'Ben de bilmiyorum!' gibilerden kaşını
kaldırarak gülümsemekle yetindi. Derken Numan Bey gözlerini açtı, öne
doğru eğilip sol elini dizime koydu. Gülümseyerek, "Dün gece
hakkında ne düşünüyorsun?" diye sordu. "Şey, güzeldi!"
dediğimde, "Bu kadar mı?" diye sordu. Sözlerim onu rahatsız
etmişe benziyor gibiydi. "Şey, kusura bakmayın, ilk defa böyle
bir şey yaptık, onun için ne diyeceğimi tam bilemedim..."
dediğimde elini kaldırıp susmamı istedi.
Kısa bir
duraksamanın ardından, "Zevk aldın mı peki?" diye sordu.
Onu memnun edebilmek için, "Evet, hem de çok!" dedim heyecanla.
Karısına dönerek, "Karımdan memnun kaldın mı?" diye sordu bu sefer. "Evet, çok zevk aldım!" dedim. Ancak Numan Bey yine
sözlerimden hoşnut değilmiş gibiydi. Anlamsız bir ifade ile
baktıktan sonra, "Eğer almadıysan söyleyebilirsin, yalan
söylemek zorunda değilsin!" dediğinde, "İnanın çok zevk
aldım, Meliha Hanım harika bir kadın!" dedim.
Numan Bey derin
bir nefes alıp geriye doğru yaslandı. Sonra da, "Meliha sen ne
dersin bu konuda?" diye sordu yüksek sesle. "Tahsin'le aynı fikirdeyim,
ben de çok zevk aldım!" dedi Meliha Hanım oturduğu yerden. Numan
Bey, "Güzel, güzel!" diyerek başını sallayıp gözlerini
kapattı. Yine birkaç saniyelik sessizlik oldu. Gözlerini açarak,
"Biliyorsun yakında misafirlerimiz gelecek. Onlar geldiğinde de aynı şekilde davranmanızı istiyorum. Benim için
değerli kimselerdir. Onları üzecek bir şey yapmayın
sakın!" dedikten sonra çıkmam için işarette bulundu. Meliha
Hanımın meraklı bakışları eşliğinde
odadan çıktım.
Aşağı
inip Hanife'ye Numan Bey'in sözlerini tekrarladım. "Adamla kadın geldiğinde bir yamuk yapma sakın. Yoksa evden atarlar bizi!"
dediğimde "Merak etme, nasıl davranacağımı bilirim ben!"
dedi bilgiç bir tavırla. Kalan son birkaç iş için bahçeye geçtim...
Bir saat kadar
sonra Meliha Hanımın bana doğru geldiğini gördüm. Üstüne
uzun, önü fermuarlı bir ferace giymişti. İşle ilgili bir iki önemsiz şey söyledikten sonra, "Seninle konuşmam gereken
şeyler var!" dedi. "Tamam, konuşalım!" dediğimdeyse,
"Burada olmaz, arka tarafa gel!" diyerek onu siktiğim yere doğru
ilerledi. Ben de elimdekileri bırakıp arkasından gittim.
Köpek kulübesinin
oraya gelince cebinden telefonunu çıkarıp birini aradı.
Görüntülü bir aramaydı bu. Yoksa yine kocasını mı arıyor diye düşünürken ekranda bir kadının
yüzü göründü.
Aşağı yukarı Hanife'nin yaşlarında, siyah
saçlı, kalın siyah kaşları biçimli, küçük yuvarlak burunlu,
kalın pembe dudaklı bir kadındı. Meliha Hanım,
"Züleyha, bak Tahsin yanımda!" dedikten sonra telefonu bana doğru
çevirdi. Birden kadınla göz göze geldim.
Demek Züleyha
Hanım buydu. Parlak siyah gözlerinin üzerimde gezindiğini fark edince
gerildim. Züleyha Hanım ise gayet neşeli ve sempatik görünmeye çalışıyor gibiydi. Telefonunu karşısına
koymuştu. İki elini sallayarak, "Merhaba, nasılsınız,
ben Züleyha, tanıştığımıza memnun oldum!" dedi
gülümseyerek. Meliha Hanıma yan gözle baktım, göz işaretiyle
yanıt vermemi istedi. "Ben de memnun oldum, teşekkür ederim, siz
nasılsınız?" dedim. Soruma cevap vermek yerine, "Meliha sizden
bahsetti!" dedi.
Kısa bir
sessizlik oldu, sanki benden bir şeyler duymak istiyor gibiydi.
"İnşallah iyi şeyler söylemiştir?" dedim gülümseyerek.
Züleyha Hanım, "İyi şeyler söyledi, merak etmeyin!" dedi
heyecanla. Hemen ardından da, "Beni nasıl buldunuz?" diye sordu. Yeniden Meliha Hanıma baktım. Aynı şekilde yanıt
vermemi isteyince, "Şey, yani, ne desem, hoş bir
hanımsınız!" dedim. Züleyha Hanım, "Güzel
bulmadınız mı?" diye sordu bu kez. Sanki alınmış
gibiydi güzel kelimesini kullanmadığım için. "Yoo, güzel bir
kadınsınız!" dediğimde bu kez sesi daha canlıydı,
"Teşekkür ederim!" dedi nazikçe.
Derken Züleyha
Hanım biraz geriye çekildi. O ana kadar sadece yüzü görünmüştü.
Şimdiyse belden yukarısı görünüyordu. Siyah, uzun kollu kazak ya da bluz gibi bir giysisi vardı. Birden onu alttan tutup yukarı
sıyırdı, çıplak şişkin memeleri açığa
çıktı bu hareketiyle. Bembeyaz ve Meliha Hanımınkilerden de
büyük memelerinin uçları etli ve pembeydi. Daha yerçekimine yenik
düşmeyip uçları dik duran memelerini avuçlayıp ekrana doğru
salladı, onları içi su dolu birer top gibi sağa sola
oynattıktan sonraysa ayağa kalktı. Siyah bol bir etek vardı
altında. Onu da lastiklerinden tutarak aşağı
indirdiğinde bembeyaz dolgun kalçaları ve bacakları
çıktı ortaya. Beyaz pamuklu külotu kasıklarını
sıkmıştı, amının izini ince külotun üzerinde fark
etmekte zorlanmadım.
Meliha Hanıma
baktım, telefonu sağ elinden sol eline geçirip gülümsemekle yetindi.
Beni buraya çağırmasının sebebi buydu anlaşılan. Züleyha Hanımla bir olup plan yapmışlardı. Ekrandaki
Züleyha Hanım ise beyaz külotunu da indirmişti aşağı.
Kılsız ve tüysüz amı da vücudu gibi beyazdı. Bir genç
kızınki gibi temiz görünüyordu.
Sağ elini
amına atıp onu ovalamaya başlamışken, "Beğendin
mi?" diye sordu. Yüzü de ekranda görünmeye devam ediyordu. "Çok beğendim!" dediğimde "Yakında senin olacak hepsi!" dedi, sonra da
arkasını döndü ve domalır gibi eğildi. İri, dolgun
götü ekranı kaplamıştı. O ana dek hareketsiz duran
yarağımda kıpırdanmalar başladı. Züleyha
Hanım iki eliyle göt yanaklarını ayırdığında
daha önce epey sikilmişe benzeyen göt deliği de ortaya
çıktı. Göt deliğinin ağzı da amı gibi tertemizdi
ama epey çukurlaşmıştı.
Birkaç saniye bu
şekilde kaldıktan sonra yeniden doğrulup ekranın
karşısına geçti, şimdi yeniden sadece yüzü görünür olmuştu. "Hoşuna gitti mi?" diye sordu. "Evet, çok hoşuma gitti!"
dediğimde, "Ben de seninkini görmek istiyorum!" dedi. Bu isteği
karşısında şaşırdım ve tekrar Meliha
Hanıma baktım. Gözleriyle aşağıyı işaret
etti. Yarağımı çıkarıp göstermemi istiyordu. Daha fazla
bir şey demeye gerek yoktu. Züleyha Hanımın minik şovuna
benim de karşılık vermem gerekiyordu sonuçta.
Pantolonumun önünü
açıp indirdim aşağı. Külotumu da
sıyırmışken Meliha Hanım yarağımı
çekmeye başladı. Züleyha Hanımın şovu sayesinde sertleşen yarağımı çekerken boştaki sağ elini
taşaklarıma attı. Onları ineğin memesini sağar
gibi aşağı doğru çekiyordu, benim göremediğim ekrandan
Züleyha Hanımın, "Immm, çok tatlıymış!" diyen sesi
geldi. 15-20 saniye sonra Meliha Hanım yeniden yüzümü çekmeye
başladı. Züleyha Hanımın yüzündeki ifadeden heyecanı
belli oluyordu. "Çok beğendim seni Tahsin, yakında görüşürüz,
öpüyorum!" dedikten sonra ekranı kapatıp görüşmeyi
sonlandırdı.
Meliha
Hanımın okşamaları ile daha da sertleşen
yarağımı külotumun içine sokup pantolonumu giyindim. Meliha Hanım, "Hoşuna gitti mi?" diye sorunca, "Gitti!" dedim. "Garip bir
kadınmış bu Züleyha Hanım..." dediğimdeyse, "Öyledir,
ama iyi bir kadındır!" dedi. Ardından telefonunda
fotoğraflar kısmına girdi. Aşağı doğru
kaydırdığı ekranda bir fotoğrafı açıp bana
uzattı telefonu.
Villanın
bahçesinde çekilen bir fotoğraftı. Meliha Hanımın
yanında uzun boylu, çarşaflı bir kadın vardı. Kol kola girmişlerdi, çok samimi şekilde poz vermişlerdi.
Kadının yüzü peçeliydi. Koyu lacivert çarşafının
içinde alnı, kaşları ve gözleri ile burnunun üstü görünüyordu
sadece. Beyaz elleri açıktaydı bir de. Dikkatli bakıp
fotoğrafı yaklaştırınca kadının az önce bana
ekranda şov yapan Züleyha Hanım olduğunu anladım. "Züleyha
Hanım bu mu?" diye sordum şaşkınca.
Meliha Hanım
gülümseyerek, "Evet, niye şaşırdın, kadının
normal hali bu!" dedi. Ardından da, "Sokakta telefondaki gibi dolaşacak hali yok ya!" diye ekledi. Fotoğrafa birkaç saniye daha
baktıktan sonra telefonu Meliha Hanıma verdim. "Ne bileyim,
şaşırdım!" dedim. Meliha Hanım yanıt vermek
yerine, "Benim gitmem lazım!" dedi ve hızlı adımlarla ön
tarafa geçti...
Bense bir sigara
yaktım. Akşam olmak üzereydi artık. Sigaramdan derin nefesler
çekerken köşeden Hanife çıkageldi. "Ne arıyon burada?" diye sordu. Önümde durup sağ eliyle omzuma sertçe vurdu. "Ahh,
ecdadını siktiğimin karısı, ne yapıyorsun?" dedim
sinirle. "Bana bak, gene o karıyı mı sikiyordun yoksa?" diye
sordu öfkeyle. "Ne sikmesi be, yürü git işine!" dedim sigarayı yere
atıp çiğnerken. "Bu taraftan geldiğini gördüm,
ayağını denk al, o karının peşine çok
takılıyorsun, görüyorum, kör değilim!" dedi.
Sinirini almak
için sarılıp öptüm yanağından. Yine sutyen giymemişti,
memelerini göğsümde hissettim. Hanife kendini geri çekmeye
çalışıp omuzlarımdan itmeye çalışırken daha da bastırdım kendime. "Ne ediyon lan, bıraksana beni!" deyince,
"Azdım kız, anlasana!" dedim. "Hee, sen git o orospuyu sik, benimle
ne işin var?" dedi sert bir tonda. Dudaklarından öpmeye
çalıştım ama Hanife sımsıkı kapatmış,
açmamakta inat ediyordu dudaklarını.
Elime geçen
fırsatı değerlendirmek istiyordum. Züleyha Hanımın
şovu ve Meliha Hanımın okşamaları ile sertleşen yarağım ve kabaran duygularım güzel
bir sikişme ile ancak
dinebilirdi bu saatten sonra. Ancak karım da olsa Hanife benimle aynı
fikirde değildi. Elimden kaçıp kurtulmak istiyordu. "Nazlanma
kız, hadi yapalım, çok azdım!" şeklindeki sözlerime kaba
karşılıklar vermeye başlamış, elimden kurtulmak
için çırpınıp duruyordu. Ama Numan Bey ve Meliha Hanım ile
bahçe duvarının arka tarafında birileri varsa duymasınlar
diye çok ses çıkartmıyordu.
Ancak ne kadar
kurtulmaya çabalasa da kuvvetim galip geldi ve Hanife'yi omuzlarından
bastırarak yere yıktım. Hanife dudaklarını
ısırarak küfürler ederken yüz üstü çimlerin üzerine uzandırdım. Altındaki şalvarın lastiklerinden tutup
sıyırdım, sutyen gibi külot da giymemişti, koca götü
karşımdaydı. Hanife artık debelenmeyi
bırakmış, başına gelecekleri kabullenmişti.
Hemen pantolonumu
ve külotumu çıkardım ayaklarımdan. "Aç bacaklarını!"
dediğimde dediğimi yaparak ayırdı bacaklarını. Başını ellerinin arasına gömmüştü. Ellerimi göt
yanaklarına attım, onları kısa bir süre hamur gibi
yoğurup ayırdım. Göt deliği karşımdaydı
şimdi. Dün gece sikerken büyük zevke geldiğim götünü yeniden sikmek
istiyordum. Tükürüğümü göt deliğinin ağzına
bırakıp sağ işaret parmağımla yedirdim
deliğe.
Hanife, "Götten
yapma lan, dün geceden beri sızlıyor zaten!" dese de onu dinleyecek
durumda değildim. "Bi kere daha sikerim bir şeyin kalmaz, ilaç olur
götüne!" dedim keyifle. Ancak Hanife benimle aynı fikirde değildi,
kocası olduğum halde kaba bir küfür etti ama hiç umursamadım. Kalçalarını altıma aldım, yarağımı
sıvazladım bir süre. Hemen ardından sol baş ve işaret
parmaklarımla araladığım göt deliğine
bastırdım. Yarağımın kafası yavaşça içine
girerken Hanife tıpkı sabah Meliha Hanımın
yaptığı gibi ıkındı. Ancak onu dinlemeden
bastırmaya devam ettim. Yarağım yavaş yavaş gözden
kaybolup Hanife'nin götüne girerken keyfim de gitgide artıyordu. Saniyeler
sonra dibine kadar karımın götündeydi yarağım.
Hanife ellerini iki yana atıp çimleri
sıkmaya başlamış, bir yandan da götünü oynatarak, "Yavaş
yap lan, çok sızlıyor!" diyordu. "Tamam be, hareket etme!" dedim.
Ayakkabılar halen ayağımdaydı, ayak uçlarından destek alarak götünde gidip gelmeye başladım. Hanife, "Ayy, ahhh, ımmm,
uhhh!" sesleri eşliğinde çimleri yolarken ben zevkten dört köşe
olmuştum. Götü ağırlığımla birlikte
yassılaşmış, her abanmamla göt yanakları yaylanır
olmuştu. Hanife'nin göt deliği o ne kadar sızlıyor dese de
yarağımı kolayca içine alıyordu. Göt deliğinin
sıkı etleri çepeçevre sarmıştı
yarağımı.
Kontrollü olmaya,
sikişi uzun tutmaya çalışıyordum ama Hanife şimdiden,
"Tamam mı, bitti mi, hadi lan, götüm yanıyor, hadi!" demeye
başlamıştı. "Tamam lan, bi sus!" dedim öfkeyle. Daha rahat hareket edebilmek için bacaklarımı dizlerimden biraz
ayırdım. Karımın dolgun götü tümsek halde
kasıklarımla buluşmuştu şimdi. Yumuşak bir
yastık gibi kasıklarıma ve taşaklarıma baskı yapıyor, bu da beni daha çok zevke getiriyordu. Hareketlerimi
hızlandırmamla beraber Hanife'nin iniltileri minik
çığlıklara dönüştü. Dişlerini sıkıyor,
dudaklarını ısırıyor, bir an önce götünden çıkmam
için yalvarıyordu, ama o anda bunu yapabilecek halde değildim.
Aldığım zevki ani bir şekilde kesip sonlandırmak
istemiyordum. "Amına koyduğumun karısı, beynimi siktin,
sussana!" dedim onun sözlerine karşılık.
Hanife acı
çektiğini belli edip söylese de göt deliği onunla aynı fikirde
değildi kesinlikle. Güçlü abanmalarıma karşılık
yarağımı içine rahatça alıyordu çünkü. Bu da bende sikmeye devam etmem gerektiğini söyleyen bir uyarıcı etkisi
yapıyordu. İkinci bir uyarıcı etki de Züleyha
Hanımdı. Telefonda yaptığı şovda
kalmıştı aklım. Amı, götü ve memeleriyle beni
cezbetmişti. Ancak asıl Meliha Hanımın gösterdiği fotoğraftı cezbeden. Lacivert çarşafının içindeki,
peçeli hali beni çıplak halinden daha çok etkilemişti.
Çarşafının altında değerli bir hazine
taşıyordu ve dediği gibi hepsi yakında benim olacaktı.
Karımın götünü sikerken gözlerimin önünde Züleyha Hanımın
çarşaflı hali canlanıyor, sanki Hanife'yi değil de onu
sikiyormuşum gibi hissediyordum...
Sabah Meliha
Hanımın götüne boşalmıştım, şimdi ikincisi
Hanife'nin götüne olacaktı. Ancak boşalmam gecikiyordu. Hanife'nin
çıkmam için yalvarmaları, arada ettiği küfürler negatif etki yapıp boşalmamı güçleştirmişti. Götünde birkaç
dakikadır çalışıyordum, artık ben de yorulmuştum.
Son bir gayretle abanmaya, pompalamaya başladım. Öyle ki
amını sikiyormuşum gibi güçlü şekilde yapıyordum bunu. Hanife'nin artık çimleri yolacak gücü kalmamıştı.
Avuçlarında birikmiş yeşil çimleri var gücüyle
sıkıyordu. Derken birdenbire adeta patladım. Boşalmam
adım adım değil de birdenbire olmuştu. Kendimi
kaybedercesine, tüm gücüm ve enerjim Hanife'nin götüne akıyordu
yarağımdan.
Boşalmam ani
ama kısa oldu. Kendimi Hanife'nin üzerine bıraktım. Hanife üzerine
binen ağırlığın altında daha da
sessizleşmişti şimdi. Nefes alışverişlerini duyuyordum. Ben de sıcak ve derin nefeslerle ona karşılık
veriyordum. Sonunda ağır ağır çıktım götünden.
Göt deliği epey açılmış ve genişlemişti.
Deliğin ağzı ve kasıkları nar gibi
kızarmıştı üstelik.
Hanife'nin
kalkmasına yardım ettim. Ağız dolusu küfürler savurarak
dizlerinin üzerinde doğruldu. Bir süre öyle kaldıktan sonra kalktı ayağa. Üstünü başını düzeltip
şalvarını yukarı çekerken, "Alacağın olsun Tahsin!"
dedi. Yana kaymış başörtüsünü yeniden bağladıktan
sonra köşeyi dönüp villaya geçti.
Bense yeniden bir
sigara yaktım. Hanife'yi
yatırıp siktiğim çimlere sırtüstü uzanıp
sigaramı içerken Züleyha
Hanımı
düşündüm...
[Tahsin]
|