|
Kızlığımı En Yakın Arkadaşımın Kocası Bozdu! (Işılay 21 Y., İzmir)
Benim
yıllardır çok sıkı dostum, arkadaşım,
kardeşten öte bir kız arkadaşım Didem, yeni evlendi. Ama
arkadaşlık ettikleri ve nişanlı oldukları sürece
adamı hiç gözüm tutmamıştı. Samimiydik, konuşuyor,
geziyorduk, ama hoşuma gitmeyen bir şeyler vardı bu adamda. Çok
yakışıklıydı ve ahlaksız bir yapısı
vardı. Bana bakışlarını yakalıyordum ara
sıra. Bacaklarıma, vücuduma istekli istekli, sikecek gibi
bakıyordu. Benim baktığımı anlayınca
başını başka tarafa çeviriyordu. Arada Didem
olmasaydı, o bakışlara başka türlü yanıt verirdim!
Didem havalarda uçuyordu, aşktan bir şey görecek hali yoktu. Her
fırsatta öpüşüyorlar, koklaşıyorlar,
sevişiyorlardı. Üstü kapalı uyarmaya çalıştım,
ama Didem dinlemedi, o adamla evlendi...
Balayı falan derken evleneli bir ayı geçti. Didem'in ısrarlarına
dayanamayarak, bir akşam yemeği için evlerine gittim. Üçümüz, yeni ev
kadını Didem'in hazırladığı yemekleri yedik,
hediye götürdüğüm güzel şarabı açıp içtik. Sohbet ettik.
Her şey güzeldi, yemek, şarap, sohbet. Benim güzel
arkadaşım mutluluk sarhoşuydu zaten. Kocasının
ağzının içine bakıyordu. Balayını
anlattılar. Oteli, denizi, havuzu falan. Hatta, kocası birara içeriye
gittiğinde, Didem üstü kapalı olarak, kocasının harika
seviştiğini, yatakta kendisini çok mutlu ettiğini bile
anlattı.
Gece yarısına doğru kalkmak istediğimde, ikisi birden beni
evime bırakmak için ısrar ettiler. Ben, gerek olmadığını,
taksiyle gideceğimi söyledim. Tam bunun tartışmasını
yaparken Didem ağırlaşmaya, bayılır gibi kendinden
geçmeye başladı. Ben hemen, "Ne oldu Didem? Neyin var?" diye
ayıltmaya çalıştım. Kocasından kolonya istedim,
getirdiği kolonyayı alnına, boynuna sürüyordum. Didem halen
kendinde değildi, yere halının üzerine serilip
kalmıştı. Kaldıramıyordum.
Telefona
davranıp 112'yi aramaya çalıştığımda, kocası
tutup telefonu elimden aldı ve "Merak etme, bir şeyi yok. Uyuyor
sadece..." dedi. Gözlerinde acaip pırıltılar
dolaşıyordu. "Nasıl yani? Nasıl uyumak bu?" diye olayı
anlamaya çalışırken, kafama dank etti. Adamın gözlerindeki
parıltılar anlatıyordu her şeyi. "Uyku ilacı verdim
uyuması için! Seninle yalnız kalamıyoruz hiç... Uyursa
yalnız kalırız diye düşündüm!" dedi. Şeytanca
yakışıklı yüzünde, yine şeytanca bir
sırıtış vardı. Anlamıştım olayı,
karısını uyutup beni sikecekti...
Üstüme gelmeye
başladı. Tam bana sarılmak isterken buna bir tokat
patlattım ve "Seni şerefsiz! Nasıl düşünürsün bunu?" diye
bağırıp kapıya fırladım. Ama nafile, kapı
kilitliydi. Açamayınca arkamı döndüm. Yavaşça üzerime geliyordu.
Sıyrılıp balkon kapısına koştum. O da aynı
şekilde kilitliydi. Sanki açılacakmış gibi kapı kolunu
zorlayıp açmaya çalıştım. Tekrar dış kapıya
aynı şekilde yüklendim. Yok, açılmıyordu.
Çaresizce döndüm, üstüme geliyordu. Yana kaçtım, kollarını
açıp üstüme geldi. Kaçacak yerim kalmamıştı.
Sırtım duvara dayanmıştı. Ellerini iki yanımdan
duvara dayadı, kollarının arasında hapsetti. O
yakışıklı, kirli sakallı suratı bir santim
burnumun dibindeydi şimdi. Korkuyordum, "Yapma! Nasıl böyle bir
şey yaparsın? Karının en yakın
arkadaşıyım ben! Yeni evlisin, neden böyle bir şeye gerek
duyuyorsun?" diye bağırıyordum yüksek sesle. Koca eliyle
ağzımı kapadı, "Bağırma canım!
Bağırırsan hem sen, hem ben, hem arkadaşın rezil
oluruz mahalleye! İster misin böyle bir duruma düşmeyi?" dedi.
Başımı iki yana salladım. Elbette yapamazdım bunu.
Bana, "Seni seviyorum canım! İlk gördüğüm andan beri seni
istiyorum. Öyle güzel, öyle sexysisin ki... Güzelliğin, giydiğin sexy
giysiler bitiriyor beni! Delirtiyorsun! Hadi, zorluk çıkartma, sen de zevk
alacaksın, inan!" diye fısıldıyor, ılık nefesi
kulak memelerimde, boynumda dolaşıyordu. Tüm bedeniyle
yaslanmıştı bana. Kasıklarımda onun kalkmış
yarağının sertliğini hissediyor, bu da alarm zilleri
çaldırıyordu beynimin içinde.
Elini
ağzımdan çekti. Yalvarmayı denedim, "Sakın aklından
bile geçirme! Bırak gideyim, şerefsiz! Nasıl bunu
düşünürsün? Kız oğlan kızım ben. Hem sen... Sen yeni
evlisin! Karın yetmiyor mu sana? Bırak beni!" dedim, ama nafile.
Çırpındım, tekme vurmaya, kollarından kurtulmaya
çalıştım. Umurunda bile değildi. Gözleri vahşi
vahşi parlıyordu. Kafaya koymuştu, bugün, bu gece beni
becerecekti bu adam. O vahşi ışıltıları görünce
anladım. Kızlığımı kaybedecektim bu gece! Yine de
kurtulmayı denedim. Ama olmadı.
Saçlarımdan
kavrayıp dudaklarıma yapıştı. Başımı
çevirdim, bir tokat yedim aniden. Sarsıldım. Tutup yere
yatırdı beni. Sağa sola kıvrılıyor, üstümden atmaya
çalışıyordum. Minyon tipli, 60 kilo bir kızın ne kadar
kuvveti olabilir ki? İri yarı erkek
ağırlığının altında eziliyordum. İki
elimi tek eliyle tutmuş, halıya bastırmıştı.
Bacaklarıyla bacaklarımı hapsetmiş, kıpırdamama
izin vermiyordu. Didem, benim güzel arkadaşım, yanı
başımızda kendinden geçmiş, baygın yatıyordu. Ona
seslenmeyi denedim, ne faydası olacaksa? "Didem, nolur kendine gel! Didem!
Kurtar beni!" dedim. Ama Didem'in ruhu bile duymuyordu. Kocası ise
yanı başında beni yere yatırmış, sikmek üzereydi...
Nefesim
kesilmiş, gücüm kalmamıştı bu hayvanın altında.
Kendimi bıraktım, mücadele edecek halim kalmamıştı.
Baskıyı hafifletti. Bluzumun yakasından tutup
aşağıya çekti, yırtarak çıkardı. Sütyenimin
askılarını kopardı, fırlatıp attı.
Boğuşmanın etkisiyle nefes nefese kalmıştım,
göğsüm aşağı yukarı inip kalkıyordu. Belden
yukarım çıplak, gözlerinin önündeydim. O da bir an durup
hayranlıkla seyretti memelerimi, "Ohhh! Canım benim! Çok güzelsin!
Harikasın!" diye soludu. Sonra eğilip öpmeye başladı. Dudakları
sıcak sıcak, memelerimde, uçlarında dolaşıyordu.
Sol eliyle
ellerimi bastırırken, sağ elini aşağıya
okşayarak indirdi. Eli, çıplak bacaklarımı okşaya
okşaya, boğuşurken sıyrılan eteğimin altına
girdi. Bacaklarımın içlerini okşayarak yukarı
çıktı. Külodumu avuçladı. İrkildim. Ama hareket
edemedim. Ağlıyordum. "Bırak! Lütfen bırak beni!
Dokunma bana! Zarar verme!" diye yalvarıyordum. Dinlemedi beni. Elleri
okşamaya devam etti. Şimdi hazineme ulaşmıştı
parmakları. En kıymetli hazinemi, evet, amımı okşamaya
başlamıştı parmakları. Ve o anda dehşetle bir
olayın farkına vardım: Zevk alıyordum!
Evet. Her yandan ateş altındaydım. Dudakları memelerimin
uçlarındaydı. Islak dili memelerimde, kabarmış meme
uçlarımda dolaşıyordu durmadan. Etli dudaklarının arasına
hapsediyor, diliyle okşuyordu meme uçlarımı. Ya parmakları?
Çıplak amımı, klitorisimi okşayan o parmaklar. Dakikalar
boyu sürüyordu bu durum. Kasıklarımda bir ateş, bir yangın
başlamıştı artık. Ve o yangın gittikçe büyüyor,
tüm vücuduma yayılıyordu.
Islandığımı hissediyordum. İçimden sular akıyordu
sanki. İnanamıyordum buna. En yakın arkadaşım
yanı başımda baygın yatıyor, kocası ise her
yerimi okşuyor, öpüyor, emiyor, beni zevkten
kıvrandırıyordu. Duygularımı anlatamam. Korku,
dehşet, heyecan, zevk, utanma, vicdan azabı. O her tarafımı
okşayıp yalarken, ben içimden kendi kendime konuşuyor, telkin
etmeye çalışıyordum, (Tamam, sen bir kadınsın.
Hayvanın okşamalarından zevk alabilirsin, ama kendini
kaptırma. Geçecek bu. Şeytanın seni alt etmesine izin verme.
Hayır!) diye.
Elimde olmadan
ağzımdan, "Ihhh..." diye bir inilti koptu. Ve hayvan da
anlamıştı zevk aldığımı.
Parmağını amımdan çekti, ıslanmıştı
parmakları, ışıkta amımın sularıyla
parlıyordu. Parmağını kokladı, yaladı bana
bakarken. "Görüyor musun aşkım, nasıl zevk alıyorsun!
Nasıl ıslanmış amcığın! Hadi bırak
kendini bana, zevkine var!" diyordu.
Bıraktım ben de. Elini eteğimin kopçasına getirip
kopardı. Eteği sıyırıp bacaklarımdan
çıkardı. Minicik pembe külodumla kalmıştım. Hemen
arkadan koparırcasına onu da çıkardı.
Çırılçıplaktım şimdi. Utançla ellerimi apış
arama götürdüm, hazinemi saklamaya çalıştım. Gülümseyerek
yavaşça elimi tuttu, kenara çekti. Hayran gözlerle bakıyordu
amıma. Yeni ağda yapmıştım. Amımı bir süre
seyretti, sonra eğildi, öptü. Elimde olmadan yine, "Ooohhh..." diye
inledim. Kapalı tutmaya çalıştığım
bacaklarımı araladım yine elimde olmadan...
Ve ağzı,
benim göz değmemiş, el değmemiş amıma kapandı.
Islak dilini hissettim amımda. Ne oluyordu bana böyle? Nasıl bir
zevkti bu? Hele dilinin ucunu klitorisimde hissettiğimde mahvoldum.
Beynimde şimşekler çakıyordu sanki. İki elimi
halının tüylerine geçirmiş, kasılmış
parmaklarımla yoluyordum zevkten. Ama yine de ona katılmıyor,
zevkini arttırmamaya çalışıyordum. Ama ne kadar saklayabilirdim
aldığım korkunç zevki? Gözünü benden ayırmadan
yalıyordu amımı. İçimden akan sular, zevkten kızaran
yüzüm, kısılan gözlerim her şeyi anlatıyordu ona...
Sonunda yalamayı bırakıp kalktı. Aceleyle üstünde ne varsa
çıkarıp attı. Şimdi aralık bacaklarımın
arasında, heykelsi, kaslı, sportmen vücuduyla dizlerinin üstünde
duruyordu. Az önce kasıklarıma bastırdığı sertlik
serbest kalmış, yarağı havaya dikilmişti mızrak
gibi. Muhteşem bir yarağı vardı. Biçimli, damarları
kabarmış, geniş şapkalı bir şey...
Dizlerinin üzerinde yanaşıp o yarağı ağzıma
yaklaştırdı. Ne istediğini anlamıştım,
başımı diğer yana çevirdim. Saçımdan tutup
kavradı. Can acısıyla istediğini yaptırıyordu
bana. Ağzıma dayadı yarağını. Ağzım
sımsıkı kapalıydı. Diğer eliyle çenemi tutup
sıktı. Acıyla açılan ağzıma taş gibi
olmuş yarağını sokuverdi...
Çaresizdim. En ufak hareketimde saçlarımdan asılıp
canımı yakıyordu. İstediğini yaptım ben de,
yarağını yaladım, emdim. Zorlukla ağzıma
sığan yarağını vantuz gibi emiyordum artık. Pørnø
videolarda seyredip mastürbasyon yaptığım oral sahnelerindeki
kadınlardan farkım yoktu şimdi. Aklımda o videolardan ne
kaldıysa, ağzımla, dilimle hepsini yaptım
yarağına. O ise başını arkaya atmış, iki
eliyle saçlarımdan kavramış, yarağını
ağzıma sokup çıkarıyor, sonra yalamamı bekliyordu. Ben
de yalıyordum boylu boyunca. Yaladım, yaladım... Neden
boşalmıyordu bu hayvan? Yoksa planını önceden
yapmış, karısına uyku hapı, kendine geciktirici falan
mı almıştı sapık herif? Herhalde öyle
olmalıydı. Dakikalarca yaladığım halde, zevkten
böğürdüğü halde boşalmıyordu bir türlü...
Sonra
bıraktı yalatmayı. Bacaklarımın arasına girdi
tekrar. Tükürüklerimden ıslanmış yarağını, benim
zevk sularımla ıslanmış amıma sürttü. Eliyle tutup
boydan boya gezdirdi ıslaklığımda. Klitorisime baskı
yaptığında kıvrandım. "Yapma... Bana bu kötülüğü
yapma! Kızım ben. Bekaretime zarar verme. Bırak
ağzımla boşaltayım seni!" diye inledim tekrar. "Çok güzel
yalıyorsun tatlım. Müthiş oral yapıyorsun. Ama merak etme
aşkım, seni öyle seveceğim ki, kendin yalvaracaksın içime
gir diye!" dedi.
Öyle de oldu... İçime girmeden üzerime abandı. Kasıklarıma
yaslanan yarağını ayırmadan dudaklarıma yumuldu. Etli
dudaklarıyla dudaklarımı emmeye başladı. Eli bir
mememi avuçlayıp sıkarken, dilinin ucuyla dudaklarımı
okşuyordu bir yandan da. Nefes alabilmek için dudaklarımı
araladığımda içime girdi o dil. Dilimi okşuyordu. Kendimden
geçiyor, bayılacak gibi oluyordum. Nefes alamıyordum. O geniş
kaslı göğüslerinin altında eziliyordu memelerim...
Namussuz adam öyle güzel öpüyordu ki, öyle güzel sevişiyordu ki, her
yerime ayrı ayrı aynı anda zevk yıldırımları
salıyordu sanki. Dayanamıyordum artık. Kasmaya
çalıştığım bacaklarım, kendiliğinden sonuna
kadar ayrılmıştı şimdi. Ve o açılan
bacaklarımın arasında kıpırdayıp duruyordu
yarağı. Hayvani yarağının sert başının
amımın girişini zorlamaya başladığını
hissediyor, içime girebilmesi için kalçalarımı oynatıyordum. O
ise hiç acele etmiyordu. Beni zevkten zevke sürüklerken, memelerimle,
dudaklarımla haince oyalanırken, hiç aldırış etmeden,
sertliğinden bir şey kaybetmeden öylece bacaklarımın
arasında duruyordu...
Zevk
sularımın taştığını, arkamdan halıya
süzüldüğünü hissediyordum. Sonunda dediği oldu. Yalvardım,
"Hadi, gir içime artık! Bitsin bu işkence! Sok şunu içime namussuz!"
diye. Gülümsedi dudaklarımın içinde, "Emin misin? İstiyor musun
gerçekten?" diye sordu. Haykırdım, "Evet! İstiyorum hayvan
herif, istiyorum! Ne yapacaksan yap, bitir şunu, bitir işimi,
dayanamıyorum artık!" diye.
Ve doğruldu. Bacaklarımın arasında yerleşti iyice.
Gözlerini gözlerimden ayırmadan kalçalarını bastırdı
içime doğru. Yarağının başının
amımın girişini zorladığını hissettim.
Girdi. O kadar ıslanmıştım ki, kaydı içime
yavaşça. Başı girdi. Durdu. Gözlerime bakıyordu. Bense
heyecanla, titreyerek bekliyordum onu. Ve tüm kalınlığıyla
bastırıverdi içime. Bir sızı duydum içimde.
Kollarımı boynuna sardım. "Ahhhh!" diye inledim.
Acının bitmesini bekledim. O da bekledi. Sonra hareket etti.
Yavaş yavaş. Soktu. Çıkardı. Soktu. Çıkardı.
Hızlandı. Hızlandı. Zevk suları
fışkırıyordu bacaklarımın arasından.
İnanılmazdı hissettiklerim. Böyle bir zevk olamazdı. Resmen
çığlık atıyordum zevkten. Zirveden zirveye uçuruyordu beni
hayvan herif...
En sonunda boşaldı içime. Döllerinin
sıcaklığını rahmimin derinliklerinde hissedince ben de
delirdim. Tırnaklarımı sırtına, dişlerimi omuzuna
geçirip, haykırdım, haykırdım, haykırdım...
Kasılmalarımız
bitince üstümden yuvarlandı yanıma. Sırtüstü uzandı. Yan
dönüp başımı onun inip kalkan göğsüne koydum. Kalbinin
çılgın bir tempoyla atan gümbürtüsünü duyuyordum. Ellerimle, dümdüz,
sert karnını okşadım. Bacağımın biriyle,
onun sert, erkek kaslı bacaklarını sardım. Halen zevk alan
amımı, onun kıllı, sert bacağına dayadım.
Bastırdım. Amımda bacağının sıcaklığını,
sertliğini duyuyor, zevkten kasılıyordum. Bir süre böyle
kaldık. Dinlendik. Sonra kalktı. Beni de elimden tutup
kaldırdı.
Zavallı
Didem, halen baygın vaziyette uyuyordu halının üzerinde.
Eğilip yerde yatan arkadaşımın omuzlarından tuttu,
bana baktı, ben de ayaklarından tuttum, kaldırıp
koltuğa yatırdık. İçeriden örtü getirip üzerine örttü.
Dudaklarını sevgiyle öpüp, başının altına bir
yastık koydu. Ben koltuğun kenarında ayakta durmuş onu
izliyordum. İçimi bir kıskançlık duygusu kavurdu birden...
Dolan, bulutlanan
gözlerime baktı, anlamıştı hissettiklerimi. Gülümseyerek
kalkıp geldi, beni kucakladı. Çırılçıplak birbirimize
sarıldık. Ateşli ateşli öptü dudaklarımı,
"Söylemiştim sana aşkım... Karımı sevdiğim kadar
seni de seviyorum. Merak etme, ikinize de yetecek gücüm var benim!" dedi. Ve o
güçlü kollarıyla kucaklayıp, kuş gibi kaldırdı beni.
Banyoda bacaklarımdan akan dölleri, kanı temizledi özenle.
Yıkadı beni. Ben de onu. Sonra yine kucaklayıp üzerimizdeki akan
su damlalarıyla, çırılçıplak yatak odasına götürdü.
Yatağa yatırdı nazikçe. Sonra üstüme geldi. Seviştik.
Saatlerce... Sabaha kadar...
Aklımda sadece o an vardı. Hiç bir şeyi umarsamıyordum.
Bekaretim... Namusum... Didem... Geleceğimiz... Hiç biri...
Umursadığım tek bir şey vardı: Erkeğim! Onun
bana verdiği, yaşattığı korkunç şehvet, içinde
yüzdüğüm zevk denizi. Ve artık onsuz
yaşayamayacağım duygusu!
[Işılay]
|