|
Arkadaşım Karımın Küloduna Boşalmış! (3) (Bekir 40 Y., İstanbul)
Dükkana
vardığımda, kardeşim ve eşi oradaydılar. Ofise
geçtim. Kameranın USB girişi vardı, kullanımı çok
kolaydı. Sesi kıstım ve izlemeye başladım. Doğal
olarak videonun başlarında bir şey yoktu. İleri
sardım. En merak ettiğim şey ise ben evde yokken neler
olduğuydu. Bu arada videoda karım Nizamettin’in aldığı
eşarp elinde yatak odasındaydı. Eşarbı incelerken
birden burnuna götürdü. Kokladı ve beklemediğim bir hareketle diliyle
yokladı. Sonra da gülerek kendi kendine konuşmaya başladı,
ama sesi açamıyordum.
Aklıma
telefonun kulaklığı geldi. Onu taktım ve sahneyi yeniden
başa aldım. Karım eşarbı yaladıktan sonra,
"Vay orospu çocuğu, buna da attırmış, sonra da bana
hediye getirmiş! Ah Bekir, nerden buldun bu adamı, başımıza
iş açacaksın! Adam yakışıklı, parası da var,
bana mı bakacak?" diye kendi kendine söyleniyordu. Ben ise
şaşkınlık ve heyecan içindeydim. Karım, kurumuş
ta olsa, başka bir adamın döllerini yalamıştı ve bu
adam benim en yakın arkadaşımdı.
Videoya devam
ettim. Karım, "Demek oyun oynamak istiyorsun Nizamettin bey!"
diye söylenerek ışığı kapatıp odadan
çıktı. İleri sarmaya devam ettim. Sonunda odanın
ışığı yandı. Karım içeri girdi,
ardından da Nizamettin. Karım, "Abi ne yapıyorsun sen? Sana
yakışıyor mu? En yakın arkadaşının
karısıyım ben!" dedi. Nizamettin de, "Hanife beni
yanlış anladın. Niyetim o değildi!" dedi. "Ya
neydi abi?" diye sordu karım. Nizamettin,
"Yanlışlıkla oldu. Kusura bakma!" dedi. Karım bu
arada yatağı düzenliyordu. "Abi çok kızgınım,
git, çık odadan!" dedi.
Nizamettin, öne
doğru eğilmiş olan karıma arkadan yanaştı ve
beline sarıldı. Karım, "Abi ne yapıyorsun,
bağıracağım şimdi!" dedi. Nizamettin,
"Bağır lan, herkes gelsin! Demezler mi, bu adamla evli
kadın yatak odasında bir başına ne yapıyor?
İçeride içki masası. Çağır herkesi! Kızım ben
salak mıyım?" diyerek karımı bıraktı ve
karımın çamaşırlarının olduğu koltuğa
gitti. "Salak mıyım ben? Bana odanızı veriyorsunuz
yatmam için, sonra külotlarını burada yanı başımda
bırakıyorsunuz!" diyerek eşarpları ve külotları
karıştırmaya başladı. "Çok güzeller, üstünde
görmeyi çok istiyorum!" diyordu karıştırırken de.
Karım tam
kapıya doğru hareket edince, Nizamettin önünü kesti ve yeniden
kucakladı karımı. Karım, "Ne istiyorsun benden?
Çocuğum var, sen nasıl bir adamsın, hayatımı mahvedeceksin!"
deyince, "Öyle bir niyetim yok, sadece senden
hoşlanıyorum!" dedi Nizamettin. "Allah belanı versin
senin!" dedi karım. Nizamettin, "Versin versin. O gün
yaptıklarımı biliyorsun. Senin çamaşırlarını
aldığımı da biliyorsun. Bugün de
boşaldığım eşarp bak başında, ki anlamamana
imkan yok! Şimdi cevap ver bana, bunlardan Bekir’in haberi var mı,
yok mu?" dedi.
Karım
kurtulmak için çırpındı ama nafileydi, Nizamettin
sıkıca tutmuş kurtulmasına izin vermiyordu. Yeniden sordu,
"Bekir’in haberi var mı, yok mu?" diye. Karım sessizce
başını öne eğdi. Nizamettin karımın
kalçalarını basma eteğin üzerinden okşuyordu. Sonra
karıma iyice sarıldı ve eşarbını öpmeye başladı.
Nizamettin, "Demek var! O zaman sorun yok Hanife. Sen çok güzel bir
kadınsın, hele biraz da kendine baksan. Hanife sana güzel şeyler
alacağım. Kadın olduğunu anlayacaksın. Peki ya Bekir?
O neden böyle bir şey yaptı?" dedi. Ama karım cevap
vermedi. Nizamettin, "Niye böyle bir şey yaptı, sen niye
yaptın?" diye sordu bu sefer.
Karım,
"Nizamettin, sana yalvarıyorum, ne olur, Allah rızası için,
bırak beni, hayatımızı mahvedeceksin, ne olur, çocuğum
var benim, onun başı gözü için, yapma, vazgeç, bu işin sonu iyi
olmaz!" deyince, "Ne o, beni tehdit mi ediyorsun?" dedi
Nizamettin. Karım cevap vermedi. Nizamettin gene, "Niye böyle bir
işe giriştiniz, niye yaptınız?" diye sordu. Karım
cevap vermiyordu.
Nizamettin,
"Basit bir karı koca fantazisi miydi bu? Niye yaptınız?
Senin çamaşırlarına boşaldım,
çamaşırlarını çaldım. Sizden ne tepki gelecek diye
bekledim, ama sessiz kaldınız. Hanife, her gün seni düşünerek
otuz bir çekiyorum. O sexy külotuna kaç kere senin amına
boşaldığımı düşünerek boşaldım biliyor
musun? Bak bu gece yine seni düşünerek otuz bir çekeceğim! Hanife’m,
bir tanem, amını değil, ama eşarplarını ve
külotlarını dölleyeceğim! Söylesene, neden tepki
vermediniz?" diye üsteliyordu.
Karım en
sonunda, "Bekir istedi!" deyince, "Niye istedi, fantazi olsun
diye mi?" diye sordu Nizamettin. Karım, "Yok, ben bilmiyorum,
benden istedi ben de bir şey demedim!" diye ağlamaklı bir
cevap verdi. Nizamettin, "İyi de, sen nasıl kabul ettin?
dediğinde ise, "Kocam o benim, karşı gelemem. Hem o gece
ilk defa zevk alarak seviştik!" dedi. Nizamettin, "Sen Bekir’le
sevişirken beni mi düşündün, yoksa kocanı mı?" diye
sorunca, karım cevap vermeden başını öne eğdi.
Şaşkın
bir haldeydim. Videoyu durdurup bir sigara yaktım. En yakın
arkadaşım yokluğumda karımı
sıkıştırıyordu. Ve görünüşe göre karım da
karşılık veriyordu. Bu işin sonunun böyle
olacağını tahmin etmemiştim. Videodan etkilenmiş ve
sikim kalkmıştı. Korkuyla karışık bir heyecanla
devamını izlemek istiyordum. Sonunu merak ediyordum videonun
açıkçası.
Nizamettin
konuşmasına devam etti. "Hazır olana kadar
bekleyeceğim sizi, sabırlıyımdır. Siz de istiyorsunuz,
ama cesaret edemiyorsunuz. Her şey çok güzel olacak, bekle
göreceksin!" deyip, karımı serbest bıraktı. Karım
odadan çıkmak yerine olduğu yerde duruyordu. Nizamettin cebinden bir
tomar para çıkardı ve karıma uzattı. "Al Hanife,
kendine bir şeyler al. Artık bir daha maddi sıkıntı
yaşamayacaksın!" dedi. Karım tepki vermeyince elini tuttu
ve avucuna sıkıştırdı parayı. "Utanma,
Nizamettin abinden hediye, sen her şeyin en iyisine layıksın.
Bak bakayım bana!" dedi ve karımın çenesinden tutup
gözlerine baktı. "Kocan da istiyor, sen de istiyorsun, ama daha
hazır değilsiniz. Bir gün seninle birlikte olacağız!"
deyip, karımın elinden tuttu ve yatağın kenarına
oturdu. Sonra karımı kendine çekerek yanına oturttu. Karım
ürkek bir kuş gibiydi. Sesini çıkarmıyordu. Sadece kendine söylenenleri
yapıyordu.
Nizamettin elini
karımın beline attı ve "Utanma Hanife, artık
yabancı değiliz. Bak başındaki eşarpta döllerim var! Birazdan
şuradaki, senin en mahrem yerine değen külotlarını alacağım
ve onlarla otuz bir çekip döllerimi boşaltacağım, sen de yarın
onları eline alıp çamaşır makinesine atacaksın. Bak
neleri geçmişiz. Hanife’m senden küçük bir isteğim var. Kırma
beni!" dedi. Karım cevap vermeyince, "Kırmayacaksın
değil mi Nizamettin abini?" dedi.
Karım
sanırım başına gelecekleri anlamış gibi, hayatının
şokunu yaşıyordu. Kızarmış gözlerinde yaşlar
belirdi ve Nizamettine baktı. Nizamettin, "Korkma, sana zarar
vermeyeceğim, istemediğin bir şey yapmayacağız.
Aramızda kalacak. Hiç kimsenin haberi olmayacak!" dedi. Karım,
"Senin yaptığın insanlığa, Müslümanlığa
sığar mı?" dedi titreyen sesiyle, sonra da, "Birisi
senin karına yapsa..." dedi. Nizamettin karımın
lafını kesip, "Kimse benim karıma yapamaz, çünkü evli
değilim!" dedi. Karım, "Ben seni böyle bilmezdim!"
dediğinde, Nizamettin de, "Ben de sizi böyle bilmiyordum!" dedi
yanıt olarak.
Karım,
"Ne olur, kocam yaptı bir hata. Benim başımı yakma,
çocuğum var benim, onların başı için, Allah
rızası için..." diyerek, bir yandan ağlayıp, bir
yandan da Nizamettin'i ikna etmeye çalışıyordu. Ama
kaçış yoktu karım için. Bunlar son
çırpınışlarıydı. Nizamettin, "Bak, ben sana
söyleyeceğimi söyledim. Boşuna çeneni yorma, kabul edeceksiniz, ama
bugün, ama yarın. Ben her şeyi göze aldım!" dedi. Karım
çaresizce, "Ne istiyorsun söyle, ama bugün olmaz!" dedi. Nizamettin
gülerek, "Elbette bugün olmaz, istemediğin bir şey
yapmayacağım. Sana söz verdim. Sadece seni yakından tanımak
istiyorum. Kendini bana bırak. Öyle oldu bitti şeyleri sevmem.
Şimdi beni tanıyacaksın!" dedi.
Karımı
ayağa kaldırdı. Etrafında çevirdi karımı ve
"Hanife çok güzelsin. Bakalım benim için neler
hazırladınız bu akşam?" diyerek koltuğun
yanına götürdü karımı. Koltuğun üzerinde duran eşarpları
ve külotları karıştırıp baktı. Sonra yeniden
yatağın kenarına oturdu, karım ise önü dönük halde
ayaktaydı. Nizamettin birdenbire yüzünü eteğin üzerinden
karımın amına gömdü. "Hanife'm, amcığına
kurban olduğum!" diyerek yüzünü sağa sola oynatıyordu.
Yüzünü çekti ve "Sıcacıksın, ateş gibi
kavuruyorsun!" dedi.
Eteği
yukarı
çekmek için uçlarından tuttuğunda, niyetini
anlamış olan karım, "Bugün olmaz dedim!" dedi.
Nizamettin ise, "Sadece ne giydin altına, onu merak ettim, görmek
istiyorum!" dedi. Karım eteğini yukarı çekince, süt
beyazı güneş görmemiş bacakları ortaya çıktı. Nizamettin
karıma bakarak, "Hmm, tahmin ettiğim gibi beyaz külot, bu o gün
attırdığım külot değil mi?" diye sordu.
Karım, "Evet, o külot!" dedi. Nizamettin yüzünü iyice
yanaştırdı. Derin bir nefes çekerek külotun üzerinden
karımın amını öptü.
Sonra eteği
yeniden indirip, karımı yanına oturttu, karıma
sarılıp yine eşarbın üzerinden saçlarını öpüp
koklamaya başladı. Sonra da saatine bakıp, "Bizimki gelmek
üzeredir, çabuk olmamız lazım Hanife!" dedi. Yatağın
ortasına uzandı ve karımı yanına çekti. Şimdi
Nizamettin yatakta yatıyor, karım ise yanında yatağın
ucunda oturuyordu. Nizamettin bir çırpıda pantolonunu ve Boxerini
sıyırdı, kalkık olan kalın yarağı ortaya
çıkmıştı. Karım şaşkın halde
başını öteki tarafa çevirince, "Utanma Hanife, merak
etmiyor muydun nasıl yaptığımı. Şimdi sana
göstereceğim!" dedi.
Nizamettin’in
yarağı oldukça kalın ve uzundu. Karım Nizamettin’in yarağına
bakıyordu şimdi. Ben de aynı heyecanla bekliyordum. Nizamettin
karımın çamaşırlarını işaret ederek, "Ver
bakalım şunları!" dedi. Karım sırayla
külotlarını Nizamettin’e verdi. Nizamettin tek tek öpüp kokladı
külotları. Sonra sırayla sikine sarıp otuz bir çekmeye
başladı. Bir yandan sol eliyle karımın
sırtını, kalçalarını, başındaki eşarbı
okşuyordu.
Nizamettin, "En
güzel külotlar, saten, ipekli ve normal külotlar. Dantelli olanlar
yarağımı tahriş ediyor. Tangalar çok ufak, sikimi
sarmıyor. Senin külotların var ya çok güzeller. Tam otuz birlik. Ama eşarpların
yok mu, beni asıl onlar deli ediyor. İpek ve saten eşarplar,
tülbentler değil, ama özellikle beyaz şifon eşarplar. Senin de
vardır kenarları iğne oyalı. Bu gece hepsini
sikeceğim. Şimdi soracaksın nasıl sikeceksin diye.
Eşarp nasıl sikilir diyeceksin!" diyordu.
Birden yatakta
doğruldu. Yastığı aldı ve dizleri üzerindeyken önüne
koydu. "Versene şu çiçekli eşarbını, geçen gün buna
attırmayı çok istemiştim, bugüne kısmetmiş!" dedi.
Karım eşarbı Nizamettin’e uzattı. Önce eşarbı
öptü kokladı. Karım olanları sadece izliyordu. Sonra eşarbı
yarağının etrafına sardı. Yarağa sarılı
olan eşarbı yastığın üzerine koydu sol elini üzerine
koydu ve yarağını, sanki bir amın içerisinde gidip geliyor
gibi, ileri geri hareket ettirmeye başladı. Dediği gibi resmen eşarbı
sikiyordu, tıpkı bir kadını siktiği gibi. Yüzünü
karıma çevirince karım başını öne eğdi. Boştaki
sağ eliyle karımın çenesini tutup yukarı
kaldırdı. Dudaklarından, "Ah Hanife’m, bebeğim, çok
güzelsin, amın sıcacık, daracıksın, sana
doyamıyorum, sadece seni sikmek istiyorum, hiç içinden çıkmak
istemiyorum!" lafları döküldü.
Karımın
yanaklarını okşuyor, parmaklarını dudaklarında
gezdiriyordu. Karım da tahrik olmuştu, artık
karşılık veriyordu. Nizamettin’in elini tuttu ve kendisi hareket
ettirmeye başladı. Ve sonunda Nizamettin’in ellerini
göğüslerinin üzerine götürdü. Şimdi iri göğüslerini Nizamettin
hoyratça sıkıyor, mıncıklıyordu. Nizamettin bir yandan
da karımın eşarbının içinde gidip geliyordu. Sonunda
Nizamettin karımı kendisine doğru çekti, sağ elini eşarbının
üzerinde gezdiriyordu. Bu arada yanak yanağa gelmişler, tenlerini
birbirine sürtünüyordu. Karım kendinden geçmiş, başını
hafifçe geri atmış, beyaz boynu ortaya çıkmıştı.
Karımın boynunu öpen Nizamettin, sonra çenesini öptü, ardında da
dudaklarına yumuldu.
Nizamettin yaptığı
hareketi durdurup karımı sırtüstü yatağa yatırdı.
Yeniden dudaklarına yumuldu ve sonunda karım kendini Nizamettin’e
bıraktı, kollarını adamın boynuna doladı.
Birbirlerine hasret iki aşık gibi öpüşüyorlardı. Yeniden
karımın boynunu boğazını öpmeye başladı. Karımın
ağzından, "Seni içimde istiyorum, keşke Bekir olmasa, al
beni sik sabaha kadar Nizamettin!" kelimeleri döküldü. Nizamettin
karımı dudaklarından yeniden öptü ve "O günler de gelecek,
sabret bebeğim, doyasıya, korkusuzca sevişeceğiz!"
dedi.
Biraz daha
öpüştüler. Karımın gözlerine bakarak, "Şimdi
başındaki eşarba boşalmak istiyorum, döllerimi
fışkırtmak istiyorum!" dedi. "Bağlamam uzun sürer,
başımı açamam şimdi!" dedi karım. "Açmayacaksın
zaten, başın bağlıyken boşalmak istiyorum!" dedi
Nizamettin. Karım olur anlamında başıyla
karşılık verdi.
Nizamettin demin yarağına
sardığı eşarbı yeniden yarağının etrafına
doladı, ama bu sefer yarağının başı
dışarıdaydı. Yarağının başı kocaman
olmuştu, nerdeyse boşalmak üzereydi. (Ben de bu arada ondan
farklı durumda değildim!). Yarağının kafası
karımın tam yüzünün üzerindeydi, Nizamettin sağ elini
yarağın üzerinde hızlıca ileri geri hareket ettiriyordu.
Sol eli karımın eşarplı başını
okşuyordu. Birdenbire duran Nizamettin yarağının
başını karımın yüzüne sürttürmeye başladı. Karım
kafasını yana çevirerek, "Olmaz, yüzüme boşalmanı
istemiyorum!" dedi. "Aşkım daha boşalmadım. Sana
dedim ya, ben eşarbına attıracağım döllerimi. Hadi
çevir başını, korkma, istemediğin bir
şey yapmayacağım!" dedi Nizamettin.
Karım yüzünü
yeniden çevirince Nizamettin’in yarağını yeniden gördü. Yeniden
karımın yanaklarına, alnına, burnuna sürttürmeye
başladı. Ama daha esas hedefine gelmemişti. Sonunda
yarağın başı karımın dudakları ile
buluştu. Karımın ağzı kapalıydı, Nizamettin de
ruj sürer gibi dudakların üzerinde sikini hareket ettiriyordu. Birdenbire
beklenmedik bir şekilde karım dudaklarını araladı.
Bunu gören Nizamettin yarağını karımın dudakları
arasında ağzının içine doğru kaydırmaya
başladı...
Karım sol
eliyle Nizamettinin yarağını tuttu ve sikin üzerine
sarılı eşarbı çekti, eşarp yarağın
ağzına girmesini engelliyordu. Nizamettin'in damarlı koca yarağı
resmen karımın ağzının içine yuvasında hareket
eden bir piston gibi ritmik şekilde bir ileri bir geri gidiyordu. Karım
yarağı dibinden tutmuş hareketlere yön veriyordu.
Ağzından belli belirsiz, "Ummm, hımmm!" diye sesler
çıkıyordu. Karım yarağı ağzından
çıkardı, kökünden başına kadar boylu boyunca öptü.
Yanaklarına sürttürdü ve sonunda yarağın başına 'Mucuk!'
diye bir öpücük kondurdu, "Habi çabuk ol, bir an önce boşal!"
dedi.
"Gelmek
üzereyim aşkım!" dedi Nizamettin. Karımı yataktan
indirip dizleri üzerine oturmasını istedi. Karım dediğini
yaptı. Nizamettin ise arkasında ayakta durur pozisyonda, "Hazır
mısın aşkım?" diye sordu. "Evet aşkım,
istiyorum, boşalt sıcacık döllerini, birtanem!" dedi
karım. Nizamettin karımın eşarbını ucundan tutup
yukarı kaldırdı. Altındaki siyah bone görünüyordu. Boyu
karımdan uzun olduğu için dizlerini hafif kırarak ayağa
kalktı. Yarağını bone ile eşarbın arasına
soktu. Elleriyle karımın kafasını sabit tutmaya
çalışıyodu. Yine aynı şekilde bir am siker
kalçalarını hareket ettirmeye başladı...
Bir elimde sigara
olanları izlerken, gayrı ihtiyari diğer elim de kalkık
sikime gitti. Arkadaşım karımın üzerinde fantazilerini
deniyor, ben de onları izleyip yarağımı okşuyordum.
Nizamettin
hareketlerini hızlandırmaya başlamıştı, sanırım
artık boşalmak üzereydi. Süreli tekrar eden bozuk plak gibi, "Hanife’m,
bir tanem, geliyorum aşkım. Eşarbını döllerimle
dolduracam aşkım!" diyordu. Karım da, "Gel
aşkım gel, boşalt döllerini. Hadi aşkım, attır
Hanife’ne, yıka Hanife’ni döllerinle!" diye gaza getiriyordu. Nizamettin,
"Aşkım, Hanife'm, ahhhh, geliyorummm aşkımmm!"
dediğinde, karım, "Gel aşkım, gel artık..."
derken, Nizamettin birden durdu. Ve "Oğğğhhhh!" diye
böğürerek boşalmaya başladı...
Bir süre öylece
durdular. Nizamettin’in yarağı eşarbın altından belli
oluyordu. Döllerini her püskürtmesinde hortum gibi hareket ediyordu. Son bir
kez daha yarağını ileri geri hareket ettirdi ve
yatağın kenarına oturdu. Heybetli yarağı yavaş
yavaş sönüyordu. Yatağın üzerindeki eşarbı aldı ve yarağını
temizledi. Karım kalktı ve yanına oturdu.
Nizamettin’e sarılıp başını omzuna koydu ve "Ne
kadar çok boşaldın öyle, saç diplerime kadar attırdın!"
dedi. Nizamettin eşarbın dış kısmına bakıp, "Sen
birde dışarısını görmelisin!" dedi.
Gerçekten de
Nizamettin çok fazla boşalmıştı. Eşarbın üstü
dölle kaplıydı. Karım kontrol etmek için elini eşarba
değdirince parmakları ıslak ve yapış yapış
sıvıya değdi. Karım, "Ne yapacağız şimdi
Nizamettin?" diye sordu. Nizamettin, "Hiçbir şey!" dedikten
sonra elindeki eşarpla karımın başındaki döllerle
kaplı eşarbını kuruladı. Sonra da, "Oldu bitti,
belli olmuyor bak, zaten birazdan kurumaya başlar!" dedi.
Nizamettin hemen
giyinmeye başladı. Karım ise onu seyrediyordu. Nizamettin
giyindikten sonra karımla sarılıp öpüşmeye
başladılar. Nizamettin, "Bu gece seni düşüneceğim, hep
aklımda olacaksın!" dedi. Karım, "Yanında
aynı yatakta olmayı aklında olmaya tercih ederim!" deyip,
ortalığa çeki düzen verirken, Nizamettin odadan ayrıldı.
Şok içindeydim.
Gördüklerim hayal değil gerçekti. Biraz zamanları olsa kesinlikle sikişeceklerdi.
Videonun devamını merak bile etmiyordum. Gördüklerim bana
yetmişti. Suçlu kimdi? Bir fantazi nerelere gelmişti! Anladığım
kadarıyla karım ilk fırsatta Nizamettin'le sikişecekti. Bu
açıktı, ama ya ben, kızmamış, izlemiş ve zevk
almıştım!
[Bekir]
|