|
Karımın Metres Olmasına Sesim Çıkmadı! (Kerem 23 Y., İstanbul)
Evlilik yıldönümümüzde,
karım Pelin'e sürpriz yapmak istiyordum. Hep istediği, ama bütçemizin
çok üstünde, yeni açılmış ünlü bir bara götürdüm. Maddi durumum
elvermediği için, bunun için karımdan habersiz bankadan ihtiyaç
kredisi çekmiştim. Ama o gece barın özel bir parti için kapalı
olduğunu öğrenince üzülmüş, kapıdaki görevliyi ikna edip
girmeye çalışıyorduk. O sırada yanımızda beliren
iyi giyimli orta yaşlı bir adam, kapıdaki görevliye, "Onlar
benimle beraberler!" deyince, görevli elindeki listeye bile bakmadan yana
çekildi...
Adamla birlikte
içeri giriverdik. Çok sevinmiştik. İltimaslı bir durumda
olmak da çok hoşumuza gitmişti. Pelin'le birbirimize bakıp gülüyorduk.
Karım Pelin varlıklı bir ortamda, oldukça şımarık
büyümüştü. 4 yıl önce babasının iflasından sonraki
hayatına halen alışamamıştı. O zengin rahat
hayatı doğal hakkı olarak görüyordu. Ben de Pelin'in hak
ettiği hayatı yaşamasını istiyordum. Onun için buraya
girmiş olmak bizi özellikle mutlu etmişti.
Kalabalığın çok seçkin olduğu belliydi...
İçerde adama gülümseyerek
elimizi uzattık. "Ben Kerem!" dedim. Karım da, "Ben de Pelin!"
dedi. Adam da kendini tanıttı. İsmi Nusret imiş. Benimle
el sıkıştı. Sonra da karımın gözlerinin içine
bakarak, iki eliyle tuttuğu elini öptü. Pelin'in ürperdiğini
gözlerimle gördüm...
Bardaki parti, yayına yeni başlayan bir derginin
tanıtımı içinmiş. Nusret beyle sohbete
başladık. Eski bir İstanbul ailesinden geldiği
belliydi. Yakışıklı değildi, ama başka bir
çekiciliği vardı. İçkiler su gibi içildikce samimiyet
artıyor, ama ilişkinin dengesi hiç değişmiyordu. Biz ona
hep Nusret bey diyorduk, o da bize Pelin ve Kerem. Nusret beyin 45 yaşında
ve evli olduğunu, bizim yaşlarımızda bir oğluyla bir
kızının olduğunu öğrendik. Biz de ona üniversiteyi
bitirir bitirmez evlendiğimizi ve şimdi 2 yıllık evli
olduğumuzu söyledik.
Nusret bey anlattığı
hikayelerde çapkınlığı konusunda hiç çekingen değildi.
Ama direkt olarak da Pelin'e asılmıyordu. Sakin ve
ağır tavrı ona gittikçe daha çok saygı duymamızı
sağlıyordu. Karım bu tür erkeklere her zaman ilgi duyardı. Nusret
beyin esprilerine gittikçe daha çok gülüyor, anlattığı
hikayelere gereğinden fazla olumlu tepki gösteriyordu. Her halinden onu etkilemeye
çalıştığı belliydi. Nusret bey garsona sürekli içkilerimizi
tazelemesini söylerken, bize gösterdiği ilginin benim de hoşuma
gittiğini hissettim...
Nusret bey bir
ara bize, "Siz keyfinize bakın, ben biraz ayrılacağım!"
dedi. Yakınımızdaki bir grubun yanına gitti. Onlar
konuşurken uzaktan seyretmeye başladık. Herkes ne kadar
saygı gösteriyor, önem veriyordu Nusret beye. Karım gözlerini ona
dikmiş, "Ne kadar etkileyici biri. Deli gibi istiyorum onu!" dedi. O anda
artık benim engelleyebileceğim bir şey olmadığını
biliyordum. Karım kıvırtarak benden uzaklaştı. Dans
eden kalabalığın arasına karıştı. Herkesin
ilgisini çekmesi fazla vakit almadı.
Pelin'in
üstündeki mavi dar mini elbise sütun gibi bacaklarını cömertçe
sergiliyordu. Etrafta başka çekici kızlar olmasına rağmen,
bütün erkeklerin ilgisi ondaydı. Dans ederken incecik
kumaşın altında titreyen diri göğüslerinin sütyensiz
olduğu belliydi. Etrafındaki erkeklerin sayısı kısa
zamanda üç olmuştu. Uzun dalgalı sarı saçları
dağılırken ışıkta parlıyordu. Yuvarlacık
çıkık poposu her salınışında başka bir güzel
görünüyordu. Pelin etrafındaki erkeklere pas verirken, ara sıra da Nusret
beye çapkın bakışlar atıyordu. İstediğinin Nusret
bey olduğu aşikardı.
Nusret bey
bir süre sonra icinde olduğu gruptan ayrılıp yanıma geldi.
Benimle beraber karımı seyretmeye başladı. Bana dönüp, "Karın
tam bir felaket. Çok sexy. Fıstık gibi!" dedi kendinden emin bir gülümsemeyle.
Sanki karımdan değil de, satışa
çıkardığım bir fahişeden bahsediyordu. Çocukça bir
sevinçle gülümseyerek, "Teşekkür ederim. Öyledir benim karım!" dedim.
Sevincim karımın istediği oluyor diye miydi, yoksa benim de
saygı duyduğum biri ondan hoşlandı diye miydi bilemedim.
15-20 dakika
sonra Nusret bey gözünü ayırmadan izlediği karıma eliyle gel
işareti yaptı. Karım dans etmeye devam ederek diğer
erkeklerin arasından süzülüp yanımıza geldi. Yüksek sesli
müzikten sesini duyurabilmek için karımı belinden tutup
kulağına bağırarak, "Ne kadar güzel dans ediyorsun sen!"
dedi. Pelin müziğin ritmiyle halen oynatıp durduğu
kalçalarında okşarcasına dolaşan ele aldırmadan, "Güzel
dans ederim. Özellikle hoşuma giden bir erkeğin önünde olursam!" diyerek
yanıtladı. Nusret bey sanki anlamamış gibi, "Kimmiş o
şanslı erkek?" diye sordu. Pelin elini uzatıp Nusret beyin
kalçasını okşayan kürek gibi elini tuttu, sımsıkı
poposuna bastırdı ve gözlerinin içine bakarak, "Sizin!" dedi.
Nusret bey
zaten görebildiği şeyi karımın ağzından duymaktan
mutlu gülümsedi. Ne benden, ne de etraftakilerden çekiniyorlardı. Pelin
artık konuşurken ona dokunuyor, gözlerinin içine bakıyor, genç
kız gülücükleriyle ve arada isterik kahkahalar ile süslüyordu sözlerini.
Bu hale geldiğinde karımın karşısındaki
erkeğe teslim olduğunu biliyordum. Yaşlı kurdun da bunu
benden çok daha iyi bildiğinden hiç şüphem yoktu.
Nusret beyin
arkadaşı olduğunu tahmin ettiğim bir yaşıtı
bir erkek yaklaşıp, "Nasılsın Nusret?" diyene kadar bir
birlerine kur yapmaya devam etiler. Nusret bey arkadaşını
başından çabuk savmasını bildi. Sonra da karımın
elinden tutup, "Gelin çocuklar, daha sakin bir yere gidelim!" dedi. Nusret bey Pelin
ile el ele, ben de yanlarında, çıkışa doğru
yürüdük. Şef garson yanımıza gelince, Nusret bey karımın
elini bıraktı, cebinden kalın bir cüzdan çıkardı. Nerdeyse
benim 2 aylık maaşım kadar olan hesabı ödedi. Sonra da garsonundan
vestiyerine kadar Yüzlük banknotlar halinde bahşişler
dağıta dağıta mekanın kapısına kadar geldik.
Sanırım bizim için bu son darbe oldu. Karımla göz göze geldik
bir an, kocaman kocaman açılmıştı gözleri, adamın
dağıttığı paraları gördükten sonra.
Nusret beyin
arabası hemen geldi. Son model, kocaman, siyah bir arabaydı.
Şöför arka kapıyı açtı. Nusret bey Pelin'i nazikçe arabaya
bindirdi. Karım son derece hoşnut, mini eteğinin
kasıklarına kadar açılmasına, şoför dahil hepimizin
küloduna kadar görmemize aldırmadan rahat hareketlerle geçti, oturdu. Nusret
bey kendisi de bindi. Ben de arkalarından binmeye yeltendim, ama şöför
kibarca beni ön koltuğa yöneltti, "Burada daha rahat edersiniz beyefendi!"
dedi. Biraz bozularak, "Ha, tabii..." dedim. Ön koltuğa oturdum. Araba
yeni deri kokuyordu.
Şöför
kapımı kapattı. Kendisi de bindi, "Villaya mı beyefendi?"
diye sordu. Evet cevabını alırken hareket etmiştik bile.
Arabanın sessizliğine rağmen Nusret beyin kalın boğuk
sesini duyuyor, ama çoğu zaman ne dediğini anlamıyordum.
Karımın ara sıra (Evet, Hayır) dediğini ve gülüşlerini
duyuyordum.
Sesleri
kesildiğinde öpüştüklerini anladım. Yan gözle şoföre
baktım, yüzünde pis bir sırıtmayla dikiz aynasından arkada
olanları izliyordu. Kendimi kötü hissettim. Benim azgın fingirdek
karım, ucuz bir fahişe gibi, şoföre ve bana aldırmadan
başka bir erkekle arka koltukta fingirdiyor, sevişiyordu. Sonra
gözümün önüne Nusret beyin barda dağıttığı banknotlar,
kalın cüzdanının görüntüsü geldi. Boş verdim herşeye,
kendimi deri koltuğun rahatlığına bıraktım.
Yol fazla
sürmedi. 15 dakika sonra demir bir kapıdan girip, güzel bir villanın
önünde durduk. Şöför hemen inip arka kapıyı açtı. Önce Nusret
bey indi, elini uzattı ve Pelin'in inmesine yardım etti. Ben de indim
arabadan. Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Bekçi olduğunu tahmin
ettiğim bir adam evin yan tarafından koşarak geldi, "Hoş
geldiniz Nusret bey!" dedi, villanın gösterişli ön
kapısını açtı. Nusret bey Pelin'in beline sarılıp
içeri girdiler. Ben de arkalarından girmeye yeltenirken, Nusret bey, "Seni
ben sonra çağıracağım. Şimdilik burada bekle!" dedi.
Bir şey
söylemeden aptal aptal durdum, arkalarından baktım. Kapı
kapandı. Şimdi geriye dönmem gerekiyordu, ama şöförle yüz yüze
gelecegimi düşünerek utandım. Onun da bekleyeceği belliydi. Şöförün,
"Gel koçum arabada otur!" diyen sesiyle kendime geldim. Artık bana
beyefendi demiyordu. Patronu yoktu ortalıkta. Bu duruma aşina
olduğu besbelliydi. Pek fazla göz göze gelmemeye çalışarak
arabaya girdim. Onunla muhattap olmak istemiyordum. Süklüm püklüm,
konuşmadan oturdum.
Sessizliği
o bozdu, "Yenge de pek hoşmuş. Karın mı?" dedi.
İsteksizce, "Evet..." dedim. Şöför, "Nusret bey böyle ufak tefek genç
kızlara bayılır. Çoğu zaman böylesi çıkmıyor.
Onun için keyifli görünüyor bu akşam..." dedi. Karımın
güzelliği, sexyliği onun da hoşuna gitmişti sanki.
Hoş, Pelin'in, aynı anda hem masum bakire, hem sexy fahişe
olabilen görüntüsünü görüp de iç geçirmeyen, siki kalkmayan erkeğe
rastlamamıştım ya...
Şöför, "Zor
geliyor mu sana?" diye sordu. Sesinde samimiyet ve sıcaklık
vardı. Biraz daha yakın hissettim kendimi ona. Birinin
yakınlığına ihtiyacım vardı açıkcası. "Eh, tabii
ağır geliyor..." dedim. Şöför babacan bir gülüşle, "Alışırsın
oğlum, zevk de alırsın. Sen öyle birine benziyorsun. Buraya
gelinceye kadar ağzını açıp bir şey diyemediğine
göre..." dedi. Sonra aynı gülümsemeyle, "Nusret bey senin hatundan
hoşlanırsa seni de ihya eder!" dedi.
Zevk
alacağımı söylemesine gerek olmadığını,
zaten o utanç verici zevki aldığımı ona itiraf edemedim.
Ama anlamış olacak ki, "Sessiz olursan seni onları duyabileceğimiz
yere götürürüm." dedi. "Peki..." dedim uysalca. Eliyle gel işareti yaparak
yürümeye başladı. Arkasına takıldım. Evin
arkasına doğru yürüdük. Etrafta başka bir ev
olmadığı için sessizliğin içinde karımın
haykırmaları duyulmaya başladı. Hafif bir
ışığın geldiği ikinci kattaki pencerenin
altındaydık. Ne çabuk başlamışlardı. Nasıl
hemen karım böyle bas bas bağırır hale gelmişti?
Karım
normalde sikilirken inlerdi, ama böyle bağırdığı pek
nadirdi. Zevk haykırışları yükseldikçe sikimin
kalktığını, sertleştiğini hissettim. Şöförün
de eli de apış arasına gitmişti. Pantolonunun üzerinden sikini
düzeltti. Sonra da sessizce, "Üff... Ulan senin orospu iyi
bağırıyor!" dedi ve pantolonunun üstünden yarağını
avuçlayıp oynamaya başladı. Gayri ihtiyari ben de aynı
şeyi yaptığımı fark ettim. O daha fazla beklemedi,
pantolonunun kemerini çözdü, donuyla birlikte aşağı indirdi.
Elini tükrükleyip, dışarı çıkan yarağına
asılmaya başladı.
Artık
kendimi engelleyemiyordum, ben de aynısını yaptım.
Asılmaya başladım. Öyle garip, anlatılmaz bir durumdu ki!
Kendimi tanıyamıyordum. Bugüne kadar hiç
tanımadığım bu adamla yan yana, pencerenin altında
karımın sikilirken çıkardığı seslere 31
çekiyordum. Şoför kulağıma yaklaşıp, "Acele etme... Nusret
bey boşalmadan uzun uzun siker senin karıyı! Tadını
çıkar!" dedi. Bir şey söylemeden başımı salladım.
Kulaklarımda karımın çığlığı ve
vücutlarının birbirine çarpmasının sesiyle kendimden
geçiyordum...
Birazdan
karımın haykırmaları arttı. "Aahhh! Nusret'im! Erkeğimmm!
Sik beni!" diye bağırdı. Artık sadece çığlık
atıyordu. Karım geliyordu. Bir kaç dakika sürdü gelmesi. Onun
böyle kendini kaybetmiş bir halde boşaldığını hiç
duymamıştım. Nusret bey, "Offff... Amına koduğumun
küçük orospusu!" diye soluya soluya basıyordu karıma.
"Daracıksın amcık! Şimdi beni de getireceksin..." dedi, hemen
ardından da böğürürcesine
sesler çıkartarak boşaldı. Sonra sesleri duruldu.
Şöför
hızla pantolonunu toparlamaya başladı. "Hassiktir! Senin orospu
karın patronu çabuk getirdi! Toparlan, gitmemiz lazım hemen!" dedi. Şöförün
paniğini anlamadım, ama ben de telaşlandım. Pantolunumu
çektim aceleyle. Sessizce kaçtık ordan. Evin önüne geldiğimizde, "Nusret
bey asla bu kadar çabuk gelmezdi, senin karının muamelesi çok iyi
olmalı! Nusret bey bir şey istemek için telefon eder bazen, onun için
korktum. Pencerenin altındayken benim telefon çalsaydı boku
yemiştim!" dedi.
Nusret
beyden telefon gelecek diye bekleyerek bir daha arkaya gitmedik. İki
saate yakın konuştuk. Şöförün adı Kemal imiş. Nusret
bey çok güvenirmiş kendisine. Ben de kendimden bahsettim.
Karımın erkeklerden ne kadar hoşlandığını ve
benim bunu bilerek evlendiğimi anlattım. Aklı almadı, ama
dinlerken eğlendiğini hissettim. Benden 5-6 daha büyüktü.
Bekardı. Şimdi gönlünü eğlendiriyordu. Ama, temiz bakire
bir kız bulup evlenmeye niyetliydi. "Ben namusuma düşkünüm! Karı
dediğin evinin, erkeğinin kadını olur. Bir erkeğe yan
gözle baksın öldürürüm valla. Nusret bey de öyledir. Bakma, önüne
gelene kayar, ama karısının yeri başkadır. Sen de
biraz karına sahip çık diyeceğim, ama geç kaldın galiba!"
deyip gülmeye başladı. "Senin karı mal canım... Sen ona
sahip çıkamazsın zaten! O yolun yolcusu o!" derken, ben sadece
dinliyordum.
Sonunda Kemal'in
telefonu çaldı. Hemen açtı. "Tabii Nusret bey!" dedi. Birkaç defa
daha, "Tabii... Tabii..." dedi. Telefonu kapatınca, bana, "Gel
bakalım!" deyip kapıya doğru yürüdü. İçeriye girdik.
Gösterişli bir antrenin ardından loş
aydınlatılmış büyük ve etkileyici salona girdik.
Zenginlik evin her köşesinde hissediliyordu. Modern, beyaz
ağırlıklı dekorasyon çok hoşuma gitmişti.
Merdivenin
ardındaki bölümü göstererek, "Bak burası bar..." dedi. İçkileri,
bardakların yerlerini gösterdi. "Ben bir şey istemiyorum!" dedim. Güldü,
"Senin için değil salak! Nusret bey talimat verdi. O istediği zaman
götüreceksin!" dedi. Bunu düşünemediğim için kendime
kızdım. Mutfağı ve diğer yerleri gösterdikten sonra
üst kata çıktık. Heyecanlanmaya başlamıştım.
Yanlarına gidiyorduk galiba. Nasıl davranacaktım? Ne
yapacaktım? Nasıl konuşacaktım? Ağzım
kurumuştu heyecandan. Holün sonunda, hafif ışık gelen odaya
yaklaştıkça kalbim yeriden çıkacak gibiydi. Az önce altında
karımın sikişme seslerini dinleyerek 31 çektiğim oda
olmalıydı bu.
Kemal
öksürerek geldiğimizi belli etti. İçeriden, "Gelin, gelin!" diyen Nusret
beyin sesini duyduk. Kemal önde ben arkada içeri girdik. Kocaman yatak
odasının ortasında onunla orantılı büyüklükte bir
yatak vardı. Odanın içinde yoğun bir seks kokusu vardı.
Yarı oturmuş vaziyetteki Nusret beyin göğsüne
başını dayamış olan karım çok mutlu görünüyordu. Narin
elleri onun kıllı göğsünü okşuyordu. İkisi de
gögüslerinin üstüne kadar örtülüydü. Herhalde biz gelmeden
örtmüşlerdi üstlerini. Saçı başı
dağınıktı karımın. Dudaklarında ruj
kalmamış, bulaşmıştı. Bana bakıp yorgun
yorgun gülümsedi. Nusret beye ayıp olmasın diye
karşılık veremedim.
Nusret bey
bir eliyle karıma sarılmıştı, diğeriyle omuzunu
okşuyordu. Muhabbetlerini kesmiş gibi suçluluk duydum, ama kendisi
çağırmıştı bizi. Nusret bey kendinden emin, ama
artık daha sevecen sesiyle bana, "Kemal sana her şeyin yerini
gösterdi mi?" dedi. "Evet, Nusret bey." dedim. "Hadi bakalım o zaman bana
bir buzlu Viski getir!" dedi. Karıma da birşey içmek istiyor mu diye soracaktım
ki, "Pelin'e de aynısından getir!" dedi. Sonra da karıma döndü, "Seni
istediğim gibi yeniden yaratacağım!" dedi gülümseyerek. Karım
da kıkırdayarak kıllı göğsüne öpücük kondurdu ve "Ben
bilmem, beyim bilir!" dedi.
Nusret bey
bana, "Hadi bakalım, git getir şimdi!" deyip, Kemal'e de, "Kerem
içkileri hazırlayıncaya kadar bekle, bir yanlış
yapmasın, sonra evine gidebilirsin!" dedi. Kemal, "Tabii Nusret bey!"
dedi. İkimiz tam odadan çıkıyorduk ki, "Dur bak, seninle biraz
oyun oynayalım. Aşağıda soyun ve Pelin'in külodunu giy, öyle
gel!" dedi. Etrafa bakınıp karımın külodunu aradı.
Bulamayınca, "Durmayın orada! Arasınıza!" diye kızdı.
Kemal'le ben yatağın etrafında dolaşıp karımın
külodunu aramaya başladık. Sonunda Kemal yatağın dibinde
buldu, "Buldum Nusret bey!" dedi.
Karımın
minik pembe külodu Kemal'in elinde, beraberce odadan çıktık.
Aşağıya ininceye kadar Kemal karımın külodunu
koklayıp, "Off, çok güzel kokuyor yaa!! Halen sırılsıksam!"
deyip durdu. Aşağıdaki bara indiğimizde, "Hadi Kerem, giy
bakalım karının külodunu!" dedi. "Sen gittikten sonra giyerim..."
dedim. Ama ısrarlarına sonunda daha fazla karşı
koyamadım. Kemal şu anda bana burada destek olabilecek tek
kişiydi. Soyunmaya başladım. Gömleğimi, pantolonumu,
külodumu, çoraplarımı tek tek çıkardım.
Çırılçıplak Kemal'in önünde duruyordum. Sikim kalkmaya
başlamıştı. Elimi uzatıp, "Ver de giyeyim bari..."
dedim.
"Dur bekle!"
dedi, kemerini çözdü. Pantolonunun önünü açtı. Yarağını
çıkarttı, karımın küloduna sürtmeye
başladı. Dışarıda azıp da boşalamamanın
acısını çıkartacaktı belli ki. Ara sıra da bana bakarak,
"Ohhh, Kerem karın tam sikilecek bir karı! Tam bir orospu!" diye
fısıldıya fısıldıya 31 çekmeye başladı.
Çok sürmeden karımın külotuna fışkırttı döllerini
ve "Ooohhhhh!" çekti. Sonra da dölleriyle vıcık vıcık olmuş
külotu elime verdi ve pantolonunu toplamaya başladı. Gülerek, "Giy
hadi!" dedi. Öylece durduğumu görünce, "Giysene lan gavat!" dedi.
Tek
ayağımla mermer zemin üstünde dengemi sağlayarak bir
bacağımı geçirdim. Sonra da ötekini. Külodu belime kadar
çektiğimde, Kemal'in ılık dölü sikime, taşaklarıma
bulaştı. Bu nedense sikimin daha da kalkmasına sebep oldu.
Kemal'in bunu farketmesi ihtimalinden rahatsız oldum. Kalkmış sikimin
ucu karımın külodundan dışarı taşıyordu.
Arkasındaki ip ise popumun arasına girmişti. Kemal'in
karşısında gerçekten utandığımı farkettim. O
ise bana bakıp eğleniyordu, "Dön şöyle bir de arkadan
bakayım!" dedi. Gayri ihtiyari dediğini yaptım. "Ohhh yavrum,
göte bak!" deyip kıçıma bir şaplak attı. Hafifçe yana
kaçtım. "Genç kız gibi cilvelisin valla! Hadi içkileri götür
gecikmeden, yoksa kızacak Nusret bey sana!" dedi.
Haklıydı.
Ellerim titreyerek bardaklara Viskiyi, buzlarını koydum.
Bardakları Kemal'in verdiği tepsiye yerleştirdim, ona bir
şey demeden arkamı dönüp, üstümde sadece karımın minik
pembe külodu olduğu halde, yalın ayak, serin mermerin üstünde
yürümeye başladım. Kemal'in arkamdan halen
baktığını biliyordum. Merdiveni çıkarken külodun
sürtünmesiyle Kemal'in dölü iyice bulaşıyordu. Hole geldiğimde
kalbim tekrar hızlı hızlı çarpmaya başladı.
Odalarına yaklaşıyordum. İçerden seslerini duymaya
başladım. Seks sesleri değildi. Konuşuyorlardı.
Odanın açık
kapısına geldiğimde durdum. Onların odasına
giriyordum, izin almam gerektiğini düşündüm. Beni hemen fark ettiler.
Nusret bey, "Gel Keremciğim!" dedi. Geç kaldığıma
kızmadığı için sevindim. Yanlarına gittim, tepsiyi
uzattım. Ama Nusret bey kendi eline daha yakın olduğumu fark
etti ve "Önce bayanlara sunulur!" dedi. "Haklısınız, özür
dilerim!" deyip tepsiyi karıma uzattım. Pelin bardağı
alırken beni süzerek, sevimli bir tavırla, "Kocacım, çok
yakışmış külodum sana!" dedi. Ardından Nusret bey
aldı içkisini. Bardaklarını tokuşturup birer yudum
aldılar.
Nusret bey
bana, sandalye çekip yatağın yanına oturmamı söyledi.
Dediğini yaptım. Diken üstünde, dimdik sandalyeye oturdum. Yatakta
biraz daha doğruldular. Artık biz bize olduğumuz için üstlerini
örtmeye çalışmıyorlardı. Karımın güzel
göğüsleri ortaya çıkmıştı bile. Onlara bakmak istiyordum,
ama Nusret Bey'den çekiniyordum.
Nusret bey, "Kerem'ciğim..."
diye söze başladı ve "Durum şöyle... Pelin'den çok
hoşlandım. Çok güzel, taş gibi, işveli, cilveli..." deyip, beni
tartmak ister gibi yüzüme baktı. Tepki göstermediğimi, can
kulağıyla dinlediğimi görünce devam etti, "Hadi daha açık
konuşayım. Karın sevişmesini, sikişmesini de çok iyi
biliyor. Daracık amcığı var karının... Bitirdi
beni... Metresim olmasını istedim, karın da bunu severek kabul
etti!" dedi.
Bana
sormadan kabul ettiği için karıma kızmama rağmen,
karımın bu güçlü zengin erkeğin metresi olacağı
düşüncesi hoşuma gitmişti. Bir yandan da bunun
hayatımızı nasıl değiştireceğini, ne
zorlukları olacağını bilemediğim için korkuyordum. Yine
de olumsuz bir şey demeye cesaret edemedim, "Siz nasıl uygun
bulursanız..." dedim. Karım duygularımı biraz fark
etmiş olmalı ki, "Güzelim, ben senin karın olarak kalacağım.
Çekineceğin bir şey yok. Sadece Nusret beyin de kadını
olacağım. Tabii bazen seninle olamayacağım. Ama onun
karşılığında lüks, rahat bir hayatımız olacak!"
dedi.
Nusret bey, "Sikinin
haline bakılırsa hoşuna da gidiyor zaten!" deyip güldü ve "Hadi
itiraf et Keremcim, karının pembe külodunu giyip yanımıza
gelmeyi kabul ettiğine göre, karını becermeme, metres yapmama
hiç bir itirazın yok senin!" dedi. Adam doğru söylüyordu.
Karımın pembe külodundan fırlamış sikimle orada
öylece oturmuş, başımı sallayarak, az önce
karımı siken adamın dediklerini onaylıyordum. Kekeleyerek, "Şeyy...
Pelin ilk evlendiğimizden beri böyle davranıyor. Ben de onu kaybetmek
istemiyorum. Alıştım artık. Bir yerden sonra hoşuma
gitmeye başladı diyebilirim. Haklısınız, başka
erkeklerin karımı sikmesinden, karımı
başkalarıyla sevişirken izlemekten zevk alıyorum, ne yalan
söyleyeyim..." diye içinde bulunduğum durumu anlatmaya
çalıştım.
Bu
sırada Pelin, örtünün altında kalan elini hareket ettirerek, "Aaaaa!
Bu kocaman olmuş yine!" diye kıkırdadı. Eliyle o kocaman
olmuş siki okşadığını,
kavradığını anladım. Nusret beye, "Hadi sevgilim,
bırak konuşmayı artık! Bu koca şeyi yerleştir
bana!" diyerek kıvrandı yattığı yerde. Nusret
bey benimle konuşmayı bırakıp karıma döndü, "Bebeğim,
Pelin'im, sana doymuyor o kocaman şey!" dedikten sonra isterik
karımın dudaklarına yumuldu. Bir yandan da eliyle memesini
avuçlamaya başladı. Üstlerindeki ince örtü hareketleri arttıkça
açılıyordu. Karımın çıplak, güzel vücudu tamamiyle
ortaya çıkmıştı. Nusret bey de üstünü örten son
kısmını ittirerek üzerinden attı.
İlk
defa vücudunun ne kadar kıllı olduğunu gördüm. Yarağı
çok heybetliydi. Kalın, uzun ve kapkaraydı. Damarlarını
görebiliyordum oturduğum yerden. Kıllı iri taşakları
da kapkaraydı. Karımın narin eli sımsıkı
kavramıştı yarağının gövdesini adeta
kaçmasından korkar gibi. Az sonra Nusret bey karımı
altına aldı. Pelin bacaklarını aralayıp dizlerini
kaldırdı. Nusret bey eliyle koca yarağını tutup
karımın amına dayadı. Dudaklarını
karımın dudaklarından ayırıp gözlerinin içine baka
baka ittirmeye başladı...
Karımın
yüzünde bir gerginlik oldu. Saatlerce girip çıkmasına rağmen halen
büyük geldiği belliydi. Karım koca yarağı içine tamamiyle
alır almaz bir, "Ohh!" çekti, ardından bacaklarını
kaldırıp iki yandan erkeğinin beline doladı.
Kırmızı ojeli küçük güzel ayaklarını birbirine
dolayıp kilitledi. "Seninim erkeğim! Seninim! Kökle dibine kadar!"
diye soludu arzuyla...
Nusret bey
zaten bekleyecek değildi. Kıllı poposunun karımın
bacakları arasına doğru alçaldığını
seyrederken içim cız etti. Karımın bir başka erkek tarafından
sikilmesini izlemekten aldığım büyük zevke rağmen,
kıskançlık ve burukluk duygusu da yok değildi içimde. Karımın
aldığı zevki tekrar tekrar isteyeceğini, ona
bağlanacağını biliyordum. Nusret beyin kalçaları
aşağı yukarı hareket etmeye başladığında
bu düşünceleri unutup önümde gerçekleşen muhteşem
çiftleşmeye konsantre oluvermiştim. Yumuşak başlayan
hareketler gittikçe daha sert ve acımasız oluyordu. Adeta Pelin'e
acı vermek ister gibi sikiyordu artık.
Pelin onun
altında zangır zangır sarsılıyor, nefes nefese
inliyordu. Kırmızı ojeli küçük ayakları Nusret beyin
kıllı poposunun üstünde fırtınada sallanan yapraklar
gibiydi. O kocaman yarağın biricik aşkımın amına
girip çıkmasını kıpırdamadan seyrediyorum. Adeta
büyülenmiştim. Karım kolları yettiğince ona
sımsıkı sarılıyor, dişlerini sıkarak
altında debeleniyordu. Başını iki yana sallayarak
haykırmaya başladığında geldiğini anladım.
Ama duramıyordu. Nusret bey de durmuyordu. Karım, "Yeter! Yeter!"
diye yalvarmaya başladı.
Nusret bey
daha gelmemişti. Dakikalarca daha hayvan gibi sokup çıkardı.
Karım tekrar deliler gibi bağırmaya başladı. Yine
geliyordu. Vücutların birbirine çarpma sesine Nusret beyin küfürleri
eşlik etmeye başladı. "Amına koyuyorum kaltak! Daracık
deliğini sikiyorum! Amına koduğumun orospusu!" diyerek o da
kendini kaybetmişti. Öyle güçlü koyuyordu ki, karıma bir şey
olacak diye korktum. Karım artık ona sarılamıyor,
altında boş bir çuval gibi duruyordu. Az önce Nusret beyin beline
kilitlenen ayaklarını salmış, adam yarağını
dibine vurdukça bacakları kukla gibi iki yana sallanıyordu.
Sonunda Nusret
bey böğüre böğüre karımın içine boşaldı. Bütün
ağırlığıyla, nefes nefese yatan karımın
üstüne yığıldı. Sonra yavaşça yana kaydı. Yumuşamış,
ama halen kocaman yarağı karımın amından kayarak
çıkmıştı. Pırıl pırıldı. Sırt
üstü uzandı. O da nefes nefeseydi.
Biraz sonra karımın
güzel amından Nusret beyin dölleri dışarıya taşmaya
başladı. Gecenin kim bilir kaçıncı boşalması
olmasına rağmen Nusret beyin döllerinin bu kadar çok olduğuna
şaşırdım. Gözlerim, karımın amından yavaşça
süzülen döllere kilitlenmişti. Kim bilir daha ne kadarı
karımın rahmindedir diye düşünürken, Nusret beyin
yattığı yerden sesini duydum. "Amına koduğumun
orospusu bitirdin beni!" dedi. Halen nefes nefeseydi. Pelin'imin ise cevap
verecek hali yoktu, yarı baygın hareketsiz yatıyordu
sırtüstü. Diri, dolgun memeleri inip kalkıyordu sadece. Terden
sırılsıklamdı. Loş ışıkta
parlıyordu. Ter ve seks kokusu iyice sarmıştı odayı...
Ben sesimi
çıkartmadan onlara bakıyordum. Sikim de halen dimdikti,
sızlıyordu. Elime alıp boşalmak için deli oluyordum, ama
bir yandan da kızacak diye adamdan korkuyordum. Nusret beyin, "Kerem, git
bize birer bardak soğuk su getir!" sözüyle kendime geldim. Konuşacak
halde değildim. Hemen kalkıp odadan çıktım. Mutfağa
doğru pür telaş yürürken, olanları tekrar yaşıyordum
kafamda. Hemen geri dönmek için acele ettiğimi fark ettim.
Odaya elimde
tepsiyle geri döndüğümde, Pelin daha tam kendine gelmemişti, bardağı alacak durumu yoktu. Nusret
beye içine buz da attığım soğuk suyunu verdim. Kana kana
içti. Karıma tepsideki diğer bardağı alıp uzattı,
"Bebeğim, su iç, biraz kendine gel!" dedi. Yine o kibar beyefendi
olmuştu. Karım hafifçe gülümsedi. Dirseklerinin üzerinde güçlükle
doğrulup, Nusret beyin elinden suyu içti. Bitap görünüyordu. Suyu içip
kendini tekrar bıraktı, sırtüstü, çırılçıplak.
Nusret bey
bana dönüp baktı ve gülümsedi. O an utandım. Karımın
külodundan fırlayan sikimi görmüştü. "Bizi sikişirken izlemek
seni iyice azdırdı galiba Kerem. 31 çekmek ister misin?" diye sordu.
Yüzüne bakmadan utana utana başımı salladım. "Hadi çek o
zaman! Karına baka baka çek! Haa, avucunun içine boşalacaksın.
Bir yeri kirletirsen çok kızarım. Tamam mı?" deyip güldü.
Tamam anlamında başımı salladım. Avucuma tükürüp,
küçülmüş haliyle bile benimkinden büyük bir yarağın önünde 31
çekmeye başladım. Karımın, içinden halen döl sızan
güzel kılsız amına bakıyordum. Daha ikinci sıvazlamada
sessizce boşaldım avucuma. Herif yattığı yerden, bir
çocuğun yaptığı marifeti seyredermiş gibi
eğlenmişti 31 çekmemden. "Hadi şimdi git temizlen. Sonra şu
karşıdaki kanepeye uzan uyu. Bir şey istersem
uyandırırım seni!" deyip, yerdeki yatağın örtüsünü
fırlattı bana.
Efendisinin
emrinde bir köle gibi emirlerine itaat ettim. Banyodan döndüğümde ikisi de
uyumuşlardı. Çırılçıplak yatıyorlardı. Adamın
iri simsiyah kıllı gövdesi ile, ona sımsıkı
sarılan karıcığımın minyon narin bedeni ve
bembeyaz teni çok güzel bir tezat oluşturmuştu. Başını
adamın göğsüne koymuş, sarı uzun saçları adamın
göğsüne dalgalar halinde yayılmıştı. Eli, inikken bile
hayli iri görünen sikin üzerinde, bir bacağını Nusret beyin
üstüne atmış, minik pembe amcığı, içinden süzülen zevk
sıvıları ve adamın dölleriyle halen ıslak ıslak
parlıyordu. Öyle güzel bir manzaraydı ki!
Nusret beyin dediği gibi, kanepeye uzandım, örtünün altında büzülüp uyudum.
[Kerem]
|