|
Görümcem ve Sikicisi! (Aylin 30 Y., İstanbul)
Kocam
telefon ettiğinde banyoda duştaydım. Telefonun çalan zilini
duyar duymaz duşun altından çıkıp, havluyu ıslak
vücuduma sarıp acele koştum. Telefon alıcısını
kulağıma aldığımda havluyla kurulanmaya
çalışıyordum bir yandan da. Kocam, "Hayatım,
Ankara'dan arıyorum!" dedi direkt olarak.
Şaşırdım, "Ankara mı? Nasıl yani? Nerden
çıktı şimdi bu? Daha önce bahsetmemiştin..." dedim. "Acil
iş çıktı, şirketin bir sorunu vardı,
koşuşturmaktan seni arayamadım bile, kusura bakma ne olur...
Uçaktan yeni indik, hemen seni aradım!" dedi. Arka planda hava
alanının bildik gürültüsü, anons sesleri yankılanıyordu.
Biz demesi
dikkatimi çekti, "İndik derken? Kim var yanında?
Şırfıntı sekreterinle mi gittin oraya yoksa?" dedim. "Aşkım,
yine gereksiz kıskançlıklara başlama... Sana sonra
anlatırım uzun uzun... Ben kapatıyorum. Semra'yı
arayayım, bu gece sana gelsin, yalnız kalma!" dedi. Elimde ötüp
duran telefona bakakaldım. Kan beynime hücum ediyordu. Kocam yanında
o şırfıntı, seksi sekreteriyle beraber Ankara'daydı ve
benim elimden bir şey gelmiyordu.
Holdeki boy
aynasına ilişti gözüm. Uzun sarı saçlarım ıslak tenime
yapışmış, su damlacıkları vücudumda yol bularak
aşağılara doğru iniyordu. İri göğüslerim, incecik
belim, kalçalarım, uzun bacaklarım... Bir haftalık
rahatsızlıktan sonra bu akşam seks perhizini bozmanın,
kocamla sevişme planlarımın heyecanıyla temizleyip
pırıl pırıl yaptığım amım...
Aklım
kocama gitti yine. Bir hafta o minik sikini bana sokamadı diye, yine o
aptal sarışınla yatağa mı girdi yoksa bu adam? Gözümün
önüne otel lobisinde oturan kocamla sekreteri geldi. Odaya beraber
çıkmaları. Asansör. Ayrı oda mı tuttular? Geceyi aynı
odada mı geçirecekler? Oda servisine şampanya siparişi verir mi?
Bayılır böyle jestlere zampara herif! Para bok gibi tabi! 12
santimlik sikinin açığını böyle şeylerle
kapatmayı sever.
Öfkeyle telefonu koltuğun üzerine fırlattım. Ne yapacaktım
ben bu herifle? Ayrılmayı istedim, yapamadım. Bana
sağladığı lüks, güzel yaşamı
bırakamadım bir türlü. Ne yapabilirdim? İlk beni
aldattığını öğrendiğimde öyle
tartıştık ki. Boşanmak istediğimde, beni şirketin
avukatları sayesinde dımdızlak ortada bırakmakla tehdit
etti. Eski, parasız, zibidi günlerime geri mi dönecektim? Mecburen kalmak,
herşeyi bile bile yutmak zorunda kaldım.
Artık karısı olmak bir görev, bir iş gibi geliyordu bana.
Altına yatıyor, küçük sikiyle işini görmesini bekliyordum
bacaklarım açık. Hırıltılarla boşalıp yana
devrildiğinde, bana bakmasına aldırmadan klitorisimi okşaya
okşaya kendimi tatmin ediyordum. Kocamın yanında, aşk
yatağımızda ben kıvrıla kıvrıla orgazm
olurken, o da utanmadan, sikini okşayarak beni izliyordu genelde.
Ben bunları düşünürken kapının zili çaldı. Havluyu
göğsüme sarıp kapıya gittim. Semra gelmişti. Kocamın
kız kardeşi, görümcem. 22 yaşındaydı. O da abisi gibi
zamparanın tekiydi. Küçük yaşına rağmen
kırmadığı fındık kalmamıştı orospunun.
Kısacık boyuyla, seksi giyimi, kıvrımlı vücuduyla
yanında hep başka başka erkeklerle görürdüm. Bir
tanıştırdığı oğlanı, bir daha
göremezdim. Aslında severdim görümcemi. Dert ortağımdı.
Abisinin yaptıklarını yana yakıla anlatırdım, o
da bana sevgililerinden yediği kazıkları anlatır, dertleşirdik.
İçeri aldım, o otururken ben de giyindim. Beraber çıktık,
akşama kadar alışveriş yaptık, kafelerde oturduk,
gezdik. Akşam yemeğimizi, dışarıda güzel bir
restoranda yedikten sonra eve geldik. Soyunup dökündük, geceliklerimizi giyip
benim yatak odasında, yatağın üzerinde oturup sohbet etmeye
başladık. Yemekte aldığımız birer kadeh
şarap kesmemişti, yenisini açtım, ellerimizde kadehlerimizle
yatağa serilmiştik.
Son sevgilisini anlatıyordu yana yakıla. Benim aklım
kocamın yediği haltlarda, yarım kulakla dinliyordum onu. Bir
şey yüzünden kavga mı etmişler, küsmüşler mi, ağlaya
ağlaya anlatıp duruyor, kadehleri arka arkaya deviriyordu
üzüntüsünden. "Ne isterse verdim. Ne isterse yaptım. Beyimizin
canı sevişmek istedi, gece demedim yanına gittim. Paraya
sıkışmış, çıkarıp verdim. Ama ufacık
bir şey için beni kırıyor, üzüyor, kavga ediyor Aylin! Ben ne
yapayım bu adamla?" diye dert yanıyordu. Bu arada dördüncü
kadehi doldurdu.
"Ayrıl
sen de!" diye akıl verdim, "Sırtında yumurta küfesi
yok ya? Bırak gitsin. Başkasını bulursun. Bu kadar üzülmene
gerek yok ki!" dedim. "Ahhh, ahh! Ayrılamam ki yenge!"
dedi. "Neden kızım, siktiri çek gitsin, bu kadar basit!"
dedim. "Öyle deme, onsuz yapamam ben!" dedi. "Neden? Ne
özelliği var bu zibidinin?" dedim. "Ah yenge, sorma!
Anlattırma bana nelerinin olduğunu!" dedi. "Anlatsana
kız, merak ettirdin beni şimdi!" dedim. "Yaaa, yatakta
müthiş bu herif Aylin! Öyle bir sevişiyor ki, öyle bir doyuruyor ki!
Bu kadar sevgili değiştirdim, bunun gibisini görmedim.
Sırım gibi! Hele aletini görme! Nah bu kadar!" dedi, dirseğini
kıvırmış, boylu boyunca gösteriyor,
kalınlığını anlatırken bileğini işaret
ediyordu.
Bir anda
ilgimi çekmişti konu. Gözümde canlandırmaya çalıştım.
Pørnølardaki Zenciler geldi gözümün önüne. Beyaz
sarışınların amına, ağzına girip çıkan,
almakta zorluk çektikleri kocaman, kara yarakları. Yutkundum, "Offf!
Hadi yaa? Gerçekten mi?" diyebildim. "Sana yemin ederim. Akşam
başlıyor, nerdeyse sabaha kadar bırakmıyor
coştuğu zaman. Canımı çıkarıyor. Üç gün kendime
gelemiyorum. Turşu gibi dolaşıyorum ortalıklarda. Ne önüm
kalıyor, ne arkam. Darmadağın ediyor!" dedi. "Tamam
tamam, anlatma! Vazgeçtim! Zaten dertli olduğumu, yaralı
olduğumu biliyorsun, bir de bunları anlatıyorsun ballandıra
ballandıra!" dedim.
"Ya, kusura bakma Aylincim. Senin yanında anlatıyorum
bunları, ama çok dertliyim yaa! Kendi derdimden senin derdini
unutmuşum. Abimin seni aç bıraktığını,
doyuramadığını... Ne oldu, sana aldığım
hediye iş görmüyor mu?" dedi. Bana aldığı Vibratörden
bahsediyordu. Yine böyle içki alıp dertleştiğimiz bir akşam
ona her şeyi anlatmıştım. Abisinin sikinin
küçüklüğünü, doyuramadığını, çok seyrek seks
yaptığımızı, onun da 5 dakikada bittiğini.
Kızcağız üzülmüş, ertesi günü elinde bir paketle
çıkıp gelmişti. Paketi merakla açtığımda içinden
25 santimlik, damarlı, kocaman bir titreşimli vibratör
çıkmıştı. Kızarıp iade etmek isteyince de, paketi
bırakıp gitmişti. O günden beri o vibratörle idare etmeye
çalışıyordum.
"Vibratör iş görüyor, merak etme!" dedim gülümseyerek.
Yalnız gecelerimde içimde titreşen koca aletin verdiği zevk
geldi aklıma, uzandığım yerde gerindim. O
kasıklarımdaki karıncalanma hissini duydum yine. Semra da
başını eline dayamış, yattığı yerde
beni izliyordu. O da gülerek, "Evet, görüyorum, seni iyi doyuruyor galiba?"
dedi hınzırca. "Ama canlısının yerini tutmaz ki
kızım! Sadece içime girip çıkıyor. Hani içime girerken beni
ezecek erkek? Hani beri sarıp okşayacak kollar? Dilleyecek diller?"
dedim sıkıntıyla.
"Doğru söylüyorsun. Gerçek erkeğin yerini tutar mı hiç?
Hele benimkinin! Ahmet'im burada olsaydı şimdi... Sarsaydı,
altında ezseydi beni... Amıma gömseydi o aletini..." dedi.
Dudaklarını büzmüş, yine sevgilisi aklına gelmiş,
gözünden pıtır pıtır yaş dökülmeye
başlamıştı. Alkolün de verdiği etkiyle
ağlıyordu baya. Dayanamadım, uzanıp sarıldım,
teselli etmeye çalıştm. Başını kucağıma
koydu, hem ağlıyor, hem bacaklarımı okşuyordu. Eline
vurdum, "Yapma canım! Lezbiyenlik huyum yok biliyorsun!" dedim. Gözünün
yaşıyla güldü, "Ah, bilsen neler kaçırıyorsun Aylin bu
güzel vücudunla!" dedi. "Deli kız, bırak şimdi bunu.
Daldan dala atlıyorsun. Gel şu Ahmet'i arayalım, çağır
buraya, konuşalım, aranızdaki sorunu çözelim, ne dersin?"
dedim.
"Gelmez ki! Telefonuma cevap bile vermiyor. Konuşmuyor benimle!"
dedi. "Dur sen, ben arayayım. Numaramı bilmiyor, açmamazlık
yapmaz!" dedim. "Arama şunu! Götü kalkacak! Bir sürü hakaret
etti bana! Tamam, beni siksin diye ölüyorum ama, arayamam!" dedi. "Ver
şu telefon numarasını, karışma gerisine!" dedim. Aradım.
Tok bir erkek sesi. Kim olduğumu, neden aradığımı
anlattım, gelirse diye evimin adresini verdim ve tarif ettim. Gelmeyeceğini, ısrar etmememi söyledi. Kapattı. Bizimki yine zırlamaya başladı, "Söylemiştim sana!
İstemiyor beni artık!" diye. Bir şey diyemedim. Birer kadeh
daha doldurdum. Yavaş yavaş içtik konuşmadan.
Artık
gözlerim kapanmaya başlamıştı ki, kapının zili
çaldı. Saate baktım, 24:00'ü geçmiş, bu saatte kim olabilir ki
diye düşündüm. Biraz korku, biraz çekingenlikle kapıya gittim.
Gözetleme deliğinden baktığımda, kapıda bir
adamın durduğunu gördüm. Semra'nın anlattığı
kadarıyla bu olsa olsa Ahmet olabilirdi, yani sevgilisi. Heyecanla
kapıyı açtım. Telefondaki gibi tok, erkek sesiyle, "Merhaba!"
dedi. "Merhaba?" dedim. "Ahmet
ben, az önce konuştuk. Semra'yla ilgili. Gelmeyeceğimi
söylemiştim ama, dayanamadım, çıkıp geldim!" dedi. Elimi
uzattım, tokalaştık. "Memnun oldum. Ben de Aylin!"
dedim. "Biliyorum, Semra çok bahsetti sizden!" dedi. "Gelsene
içeriye Ahmet, kapıda durma öyle!" dedim.
Esmer, koyu tenli adamın mavi mavi boncuk gözleri, her an üzerime
atlayacakmışcasına benim üstümde, içeriye girdi. Tuhafıma
gitti bakışları. Neye bakıyor bu adam böyle derken, gözüm
aynaya ilişti. Hay aksi! Gecelikle açmıştım
kapıyı. Altımda bir külot vardı sadece. Meme
uçlarımın siyahlığı, tanga külodum, mini gecelik eteğinin
açıkta bıraktığı bacaklarım. Hepsi
meydandaydı. İçeriye seslendim, "Semra, gelsene buraya!"
diye. Çıktı geldi. O da benimle aynı durumda, geceliğiyle
çıkıp gelivermişti öylesine. Ahmet'i görünce gözleri
açıldı şaşkınlıktan. Soğuk bir tavırla,
"Hoş geldin Ahmet!" dedi.
Ben hemen yatak odasına koşup üzerime bir sabahlık geçirdim,
geldim. Salona girdiğimde onlar halen karşılıklı
bakışıyorlardı. Bakışlarıyla
anlaştılar herhalde, Semra bir adım atıp
sımsıkı sarıldı oğlana. O da
karşılık verdi. Ayakta birbirlerine sarıldılar,
kaldılar. Semra'nın minyon yapısının yanında adam
dev gibi görünüyordu. Aralarında nerden baksan 50 santim boy farkı
vardı. Semra parmak uçlarında yükselerek uzandı, dudakları
birleşti. Ahmet de beline sarılarak kendine
yapıştırdı kızı, ayakta emişmeye
başladılar.
Beni unutmuşlar, kendilerinden geçmişlerdi. Görüşmeyeli epey
zaman olmuştu sanırım. Semra'nın göğüsleri adamın
göğsünde eziliyor, adamın kocaman elleri belinde, kalçasında
dolaşıyordu. Neden sonra ayrıldılar. Ben gülerek, "Madem
bu kadar özlediniz, neden ayrı durdunuz bunca zaman?" dedim.
Birbirlerine baktılar, elleri ayrılmamıştı. "Hadi
oturun, size bir şeyler getireyim, konuşalım. Ne
alırsın Ahmet?" dedim. "Siz bilirsiniz, ne varsa, fark etmez!"
deyince büfede duran eski Viskiyi alıp birer kadeh doldurdum. Geniş
koltuğa yan yana oturan sevgililere uzattım.
Karşılarındaki tekli koltuğa geçip oturdum ben de. Onlar
hem viskilerini yudumladılar, hem konuştular. Dakikalarca.
Ahmet konuşup tartışmanın hararetiyle Viskiyi çabuk çabuk
içiyordu. İki, üç, dördüncü kadehi doldurduğumda, o da bizimle
aynı ayara gelmişti. Semra yatakta içtiğimiz şarabın
üzerine ikinci Viski kadehini yuvarlamış, sevgilisinin yanında
mutluluktan yanakları, gözleri parlıyor, dili şakıyordu.
Ahmet'in kolunun altına girmiş, kene gibi
yapışmıştı çocuğa.
Arada ben de lafa karışıyor, neşelerine ortak oluyordum.
Ahmet'i süzüyordum. Sarışın, yakışıklı, uzun
boylu, dalyan gibi dedikleri türden bir şeydi. Sarı
saçlarını uzatmış, yanık teniyle kızılderili
gibi duruyordu. Kirli sakalı, tek kulağında parlayan küpesi,
üzerindeki kaliteli gömlek, kot pantolonla harika görünüyordu.
Semra bir yandan konuşuyor, bir yandan oğlanın tepesine
çıkacak gibi sarılıyor, sarmaşıyor,
yanaklarını okşuyor, öpüyordu. Ahmet biraz sıkılgan,
gözü bende, kulağı Semra'da, onun saldırılarına
karşı durmaya çalışıyor gibiydi. En son Semra dudaklarına
uzanınca, Ahmet, "Rahat dur kızım! Azmışsın
sen iyice! Baksana, Aylin var!" dedi. Semra umursamadı bile, öpmeyi
sürdürdü, "Yabancı değil o, halden anlar! Merak etme, seni
nasıl özlediğimi, nasıl istediğimi o da biliyor!"
dedi. Ahmet kurtulmaya çalışarak, "İyi de, bu kadar..."
dedi. Bu sefer ben söze karıştım. Televizyonun
kumandasını alarak bir film açtım, "Siz bana bakmayın
çocuklar, rahatınıza bakın! Yabancı değilim ya, Film
izliyorum ben!" dedim.
Avizenin kumandasını alıp ışığı da
kıstım iyice. Avizenin loş ışığı ve
televizyondan gelen ışık kalmıştı salonda. Ahmet
ortamın rahatlığını görünce, Semra'nın
sarılmalarına karşılık vermeye
başlamıştı. Çekingenliği üzerinden atmış,
dudaklarıyla kızın dudaklarını örtmüş, kürek gibi
elleri vücudunun her tarafında dolaşıyordu. Parmakları
mengene gibi kızın etini kıstırınca, Semra'dan, "Ayyy!”
diye bir inleme duyuluyor, dudak şapırtıları filmden gelen
sesleri bastırıyordu. Kendilerinden geçmiş gibiydiler. Şarap
ve Viski aşırı rahatlatmıştı sevgilileri. Kendi
dünyalarına dalmışlar, beni unutmuşlardı bile.
Ahmet'in
koca ellerinin Semra'nın geceliğinin üstünden memelerini
avuçladığını, nefes almak için dudaklarını
araladıklarında birbirinin içine girip çıkan, okşayan
dillerini gördüm loş ışıkta. Semra memeleri
avuçlanınca yine inledi. Hamur gibi yoğuruluyordu diri memeleri.
İnlememek mümkün mü o avuçların içinde. Sonra o eller
aşağıya indi. Geceliğin eteğinin altından
külodunu avuçladı...
Ne yapacağımı şaşırmıştım.
Televizyona bakıyordum, ama hiçbir şey görmüyordum. Bütün
duyargalarımla yan tarafta sevişenlere kilitlenmiştim. Yan gözle
görebildiğim vücutların sarmaşmaları,
kıpırdanışları, kısık inlemeler.
İçimde, kasıklarımda ateşler yanmaya başladı. Amımdan
sular geliyordu. Çaktırmamaya çalışarak elimi apış
arama götürdüm. Amımın dudakları yanıyor,
kaşınıyor, ıslanıyordu. Elimi, parmaklarımı
bastırdım üstüne, sus der gibi. Ama ne mümkün. Parmaklarım
kasıldı, am dudaklarımı sıktım
parmaklarımın arasında. Korkunç zevk alıyordum.
İstekle yanıyordum. Bacaklarımı sımsıkı
kasıp bırakıyor, am dudaklarımı, klitorisimi
eziyordum...
Artık televizyona bakma numarası bile yapamıyordum. Direkt
onlara kilitlenmiştim. Sanki canlı pørnø izliyordum. Sadece
üzerlerinde giysiler vardı. Ben olmasam içeride, çoktan onları
sıyırıp birbirlerine dalmışlardı, eminim. Ben
onlara bakarken, Ahmet'in gözlerinin bende olduğunu fark ettim birden. Bir
yandan kucağındaki Semra'nın saçlarını
kavramış, dudaklarını öpüyor, bir yandan beni izliyordu. Ne
yapıyordu bu adam? Neden bana bakıyordu ki? Ama hoşuma
gitmişti beni izlemesi. Elimin hareketlerini kesmedim, kendimi
okşamaya devam ettim. Şimdi Ahmet'in bakışları
üzerimdeyken onları izlemek daha çok tahrik etmişti beni...
Yavaşça sabahlığımı sıyırdım
omuzlarımdan. Geceliğim meydana çıktı. Yakasını
parmak uçlarımla araladım. Çıplak memelerim meydana
çıktı. Uçları zevkle dikilmişler,
sertleşmişlerdi. Koltukta kaykıldım iyice, uzun bacaklarımı
araladım. Gözümü Ahmet'ten ayırmıyordum. O da benden.
Yaptıklarımı izliyordu. Bir elimi meme ucuma götürürken,
diğerini kasıklarıma, bacak arama götürdüm. İçkinin, seks
isteğinin verdiği sıcaklık tüm damarlarımda
dolaşıyordu. Amımın şiştiğini, kanla
dolduğunu hissediyordum. Kendimi okşadım uzun uzun. Külodumun
içine soktuğum parmaklarım sularımdan
ıslanmıştı. Çıkardım, dudaklarıma götürdüm.
Ahmet'e göstere göstere yaladım parmaklarımı, tek tek. Gözleri
bana sabitlenmişti. Sanki kucağında yatan Semra'yı
değil, beni sikmek üzereydi. Eli kızın külodunun içine
dalmıştı. Amını kurcalayıp duruyor,
parmaklarını sokuyordu içine...
Semra
boğuk bir sesle, "Ohhh!" diye inledi ve "Aşkım
yapma! Beni delirtiyorsun!" dedi. Onun da eli Ahmet'in önünü okşuyor,
parmaklarının arasında ovalıyordu. Fermuarını
açıp içeriye dalan parmaklar, içerde oynaşıp duruyor, Ahmet'in
inlemesine sebep oluyordu.
Anlaşıldı ki, ben burada oldukça bunlar ilerleyemeyecek,
öpüşmekle kalacaklardı. Gözlerim Ahmet'te, yerimden zorlukla doğruldum.
Sabahlığı koltukta bırakmıştım. Onu ilk
geldiğinde karşıladığım vaziyette, mini
şeffaf geceliğimle, yüksek topuklu ev terlikleriyle ayakta durup
onlara baktım. Şehvetten buğulanmış bir sesle, "Çocuklar,
siz rahat edemiyorsunuz. Ben en iyisi gidip yatayım, siz de rahat rahat
sevişin!" dedim. Semra başını çevirip baygın
baygın bana baktı. Onun durumu da iyi değildi. "İyi
olur valla Aylincim, benim dayanacak halim kalmadı. Ah benim
anlayışlı yengecim!" dedi. "Abine söylemek yok tabi
bunu yaptığımı. İyi geceler size. Uyuyabilirseniz tabi..."
dedim gülmeye çalışarak.
Aslında hiç gülecek halim yoktu. Gözüm Ahmet'in bacak arasında
fermuarı açık kotunun önünü şişiren
kabarıklıktaydı. Ne vardı bunun içinde? Nasıl bir
şey vardı ki, Semracık onun hasretiyle yanıp
tutuşuyor, yokluğundan karalar bağlıyordu? Mutlaka
görmeliydim o şeyi. Çıkmak için arkamı dönerken Ahmet'e
baktım tekrar. Gözleriyle bir şey işaret ediyordu sanki.
Salondan çıktım. Daha doğrusu çıkar gibi yaptım. Yatak
odasının kapısını sesli bir şekilde kapatıp
açtım, içeri girmeden tekrar salonun kapısına çöreklendim...
Tam tahmin ettiğim gibiydi. Semra büyük bir açlıkla koltuğun
üzerine yatırdığı sevgilisinin üstüne tırmanmış,
Koala gibi sarmalamıştı. Ahmet yattığı yerden
kendini ona bırakmıştı. Semra erkeğinin üstünde
doğruldu, geceliğini telaşla çıkarıp
fırlattı. İçinde sütyen olmadığından bir anda
sadece külotla kalıvermişti. Memeleri 22 yaşının
verdiği dirilikle dimdik karşıyı gösteriyordu. Ellerini
Ahmet'in göğsüne dayayıp, külotlu amını kotun önündeki
kabarıklığa sürtmeye başladı. Çılgın gibi
sürtünüyordu. Telaşlı hareketlerle kalktı, külodunu da
çıkardı. Ayakta çırılçıplak duruyordu. Loş
ışıkta genç bedeni harika görünüyordu. Eğildi, Ahmet'in
üstündeki gömleği çıkardı. Pantolonun kemerini açıp
titreyen parmaklarla pantolonu içindeki baksırla beraber
sıyırdı yavaş yavaş...
Gözlerimi dört açmış bekliyordum. Fazla beklemedim. Semra'nın
yana yakıla anlatıp durduğu haşmetli sik dimdik ortaya
çıkmıştı. Upuzun görünüyordu gözüme. Kocamın
ufaklıktan sonra gözüme canavar gibi görünmüştü Ahmet'in koca siki. Offf...
Amım sulanıyordu yine. Parmaklarımı daldırıp
manzarayı seyretmeye devam ettim. Semra çırılçıplak
soyduğu erkeğinin üstüne çıktı yine. Havaya dikili duran
sikin üstüne çöktü yavaş yavaş. Semra adamın dev gövdesi ve koca
siki üzerinde öyle narin, minicik görünüyordu ki, o koca siki alıp
alamayacağını merak ettim bir an. Sonra, alabiliyor ki,
sevişip duruyorlar dedim kendi kendime.
Semra eğildi, sikin kafasını tutup amına dayadı.
Yavaş yavaş inmeye başladı. Dudaklarını
ısırıyordu. Ahmet aşağıdan belini tuttu, o da
bastırarak yardımcı olmaya çalışıyordu.
Yavaş yavaş indirdiği kalçaları sikin dibine
vardığında derin bir, "Ohhhhh!" çekti Semra. Durdu,
fısıltıyla, "Yavaş aşkım! Bekle biraz...
Alışsın!" dedi. Ahmet'in umursadığı yoktu.
Ellerini başının altında kenetlemiş, sevgilisinin
yaptıklarını izliyordu. Semra'nın gözleri kapalı,
içindeki sikin büyüklüğünü hazmetmeye çalışıyor, yavaş
yavaş kalçalarını oynatıyordu. Ahmet başını
yana çevirdi, sanki benim orada olduğumu biliyordu...
Kapının arkasından çıkıp kendimi gösterdim ona.
Gözlerimiz birleşti. Ben de gözlerimi ayırmadan altımdaki
ıslak külodu indirdim, bacaklarımdan sıyırıp
çıkardım. Geceliğimi çıkarsam mı diye düşündüm,
vazgeçtim. Eteğini kaldırıp belime kadar sıvadım.
Diğer elimi amıma götürüp avuçladım. Ohhhh... Önümde canlı
pørnø oynuyor, ben de kendimi tatmin ediyordum...
Semra oturup kalkmaya başladı sikin üstünde. Zorlukla yapıyordu
bunu. Ahmet'in koca siki daracık amcığını yara yara
içine giriyor, kayboluyor, sonra tekrar yavaş yavaş meydana
çıkıyordu. Bir kaç kere tekrarladıktan sonra kasılmaya
başladı. Anlaşılan çok özlemişti sikilmeyi. Hemen
orgazm oluvermişti. Kasılmaları bitene kadar zıpladı
Ahmet'in sikinin üstünde. Amından akan sular girişi
rahatlatmıştı herhalde. Daha kolay inip kalkıyordu
şimdi. Nefes nefese kalmıştı. Durdu, kalkıp siki amından
çıkardı. Koltuğa serilip kaldı. Ahmet biraz dinlenmesine
izin verdi. Sonra kalkıp, Semra'nın bacaklarını
ayırdı, arasına girdi. Semra ses çıkarmadan onu izliyordu.
Başına geleceklere itiraz etme hakkı yoktu sanırım.
Ahmet uzun sikini gövdesinden tutup, sikini Semra'nın ıslak am
dudaklarına, klitorisine boylu boyunca sürttü bir süre... Islanan sikinin
başı ışıkta pırıl pırıl
parlıyordu. Ohhh... Harika görünüyordu. O klitorisine sert aleti sürttükçe,
Semra inim inim inliyordu. Kaygan sik delirtiyordu onu. Dudaklarını
ısırıyordu zevkten. Sonra bir anda tutup önünde
sabırsızlıkla bekleyen istekli amcığın içine
batırıverdi aletini. Semra kıvrandı, "Ahhh! Yavaşş
aşkım..." dedi acıyla. "Sus orospu!
İstediğin bu değil miydi? İşte veriyorum
istediğini sana! Sesini çıkarma, seni evire çevire sikicem bu gece!"
dedi.
Gidip gelmeye başladı hoyratça. Semra artık çekinmeyi
bırakmış, içine girip çıkan yarağın verdiği
zevk ve acıyla inliyordu. Yine kasıldı, orgazm oldu. Ahmet içine
girip çıktıkça içinden sular fışkırıyordu sanki.
Durmuyordu adam. Boşalmaya niyeti yok gibiydi. Sürekli
bacaklarının arasında gidip geliyordu. Semra'nın bir
bacağını kaldırdı, boynuna dayadı. İkiye
ayrılan bacakların arasına istediği gibi yerleşip
pompalamaya devam etti. Semra'nın inlemekten sesi
kısılmıştı artık...
Ahmet bu kez belinden tutup ayağa kalktı. Semra'nın minyon
gövdesi sikinin üstünde asılı gibi duruyordu. Kalçalarından
tutup ayakta hoplatmaya başladı. Semra düşmemek için boynuna
sımsıkı sarılmış, içine yarak girip
çıktıkça inliyordu, "Aahhh! Yeter! Yeter artık! Acı
bana! Dayanamıyorum!" diye. Ben elim amımda bu inanılmaz
sahneyi izliyordum. Ahmet ayakta görümcemi hoplata hoplata sikiyor, yüzü
kapıya dönük vaziyette, gözlerini benden ayırmıyordu. Ben de ona
göstere göstere amımı okşuyor, parmaklarımı içime sokuyordum...
Bu kez döndü, Semra'yı sikinden indirip koltuğun üstüne bıraktı
yavaşça. Semra bir, "Ohhh!" çekmişti. Baygın
vaziyetteydi. Ama Ahmet dinlenmesine izin vermedi. Belinden tutup çevirdi, sert
hareketlerle kızı dizlerinin üzerinde domalttı. Islak sikinin
başını göt deliğine sürtmeye başladı. Semra
çırpınıyordu artık, "Lütfen aşkım, yalvarıyorum,
dayanamam artık, ölmek üzereyim! Yeter!" dye. "Artık
istemiyor musun beni tatlım?" diye sordu Ahmet, "Seni sikmemi
istemiyor musun? Az önce amıma geçir diye yalvarıyordun. Şimdi
sikme diyorsun!" dedi. Semra da, "İçim çok acıyor
aşkım! Hiç olmazsa ara verelim. Lütfen!" dedi.
Ahmet de, "İstersen içerde Aylin var... Çağıralım
mı onu? Sana yardım etsin ister misin? Ne dersin?" dedi. Bunu
söylerken bana bakıyordu yine. Semra, "Gelmez ki! Sana anlattım,
abim doyuramıyor onu, senin onda biri kadar sikse yeter ona! Ama gelmez!"
dedi. Ahmet bana baktı, "Ya gelirse? Ya onun da canı isterse?"
dedi. Semra, "Keşke! Ne istersen yap hayatım! Yeter ki biraz
dinleneyim ben! Öldürdün beni! Onu da sik! Biraz mutlu olsun yengem de! O da
tadına baksın senin güzel sikinin! Bayram yapsın o da! Ama
gelmez!" dedi.
Ahmet gözümün içine baktı. Şehvet vaat eden deli
bakışları beni çağırıyordu. Elimi apış
aramdan çekip yavaş adımlarla salona girdim. Hipnotize olmuş
gibiydim. Gözlerimi Ahmet'in güzel maviş gözlerinden alamıyordum bir
türlü. Yaklaştım. Semra domalmış vaziyette, arkadan
amına giren koca yarakla baş etmeye çalışıyordu.
Ahmet'in kalçaları ileri geri gidiyor, yavaş hareketlerle sikmeye
devam ediyordu. Elimi uzatıp onun gergin, kaslı kalçalarına
değdirdim. Ateş gibi yanıyordu. Okşadım. Ahmet bir
eliyle geceliğimin eteğini tutup kaldırdı.
Çıkarmamı istiyordu sanırım. Ben de tutup
çıkardım geceliği. Şimdi ben de onlar gibi
çırılçıplaktım. Arkadan yanaştım, Ahmet'in
vücuduna sarıldım. Ahmet Semra'nın kalçalarıyla benim
aramda kalmıştı şimdi...
Öne gittikçe Semra'nın amına giriyor, kalçalarına
kasıkları çarpıyor, amından çıkarıp geri gelince
benim kasıklarıma çarpıyordu. Ahmet başını
çevirip dudaklarını uzattı. Ben de parmak uçlarımda
yükselip öptüm dudaklarını. Dilimi gezdirdim. Uzun uzun öpüştük.
Dili dilimi okşuyor, delirtiyordu beni. Uzun sarı saçlarını
okşadım öpüşürken. Sonra öpüşmeyi bıraktı.
Semra'ya dönüp belinden kavradı. Kızı sikini hiç çıkarmadan
belinden tutup kaldırdı, koltuğa oturdu, arkasına
yaslandı. Semra kucağında, sırtı dönük bir
şekilde sikinin üstünde oturuyordu...
İşte o anda gördü beni. Gözleri şaşkınlıkla
açıldı. Ben de onlar gibi çırılçıplak, aynı
odanın içindeydik. Gülümsedim. O da bana gülümsedi. Gözlerimizle
aramızda anlaşmıştık. Bu güzel siki, sikin sahibini
aramızda paylaşacaktık. Onun yükünü hafifletecektim ben...
Semra'nın Lezbiyen ilişkiler konusunda söyledikleri geldi aklıma.
Önlerinde diz çöktüm. Ahmet'in akan zevk sularıyla parlayan siki bir
görünüp bir kayboluyordu gözümün önünde, damarlarını yakından
görebiliyordum. Semra bir yandan inip kalkıyor, bir yandan gözünü benden
ayırmadan merakla ne yapacağıma bakıyordu. Elimi
uzattım, durmaksızın hareket halindeki tüysüz amına
parmaklarımı değdirdim. Durakladı. Bekliyordu.
Kabarmış, parmak gibi sertleşmiş klitorisini
okşadım. Zıpkın yemiş gibi irkildi zevkten, "Ohhh!
Çok güzel!" diye inledi...
Devamını bekliyordu şimdi. Bir süre okşadım
klitorisini, sonra eğildim, dilimin ucunu tam o sertleşmiş
klitorisine değdirdim. İnlemeler devam ediyordu. İçindeki koca
yarağın verdiği zevk, klitorisinden yayılan zevkle
birleşiyor, inlettiriyordu kızı. İlk defa yapıyordum
bunu, ilk Lezbiyen ilişkimi yaşamak üzereydim. Bir hemcinsimin amını
ellemek, ona zevk vermek, dilimin ucunda sıvılarının
tadını almak içimi bir hoş yapmıştı...
İkisi de hareket etmeyi bırakmıştı. Ahmet
kucağında minicik kalan Semra'nın omuzundan bakıyordu
yaptıklarıma. Dilimi boylu boyunca gezdirdim Semra'nın
amında. Altta Ahmet'in sikine geldim, uzun sikin yarısı
dışarıda kalmıştı. Dilimle gezintiye devam ettim.
Aşağıya indim, yumruk gibi aşağı sarkan taşaklarında
gezdirdim dilimin ucunu. Sonra aynı şekilde, aynı yolu izleyerek
yukarıya çıktım. Taşaklarını, damarlı sikini,
Semra'nın şişmiş am dudaklarını, klitorisini
yaladım. Hangisini yalasam, ondan bir, "Ohhhh!" inlemesi
duyuyordum. Elimi amıma götürdüm, bir yandan yalıyor, bir yandan
kendimi parmaklıyordum. Sonra dudaklarımı Semra'nın klitorisine
gömdüm iyice. Emmeye başladım. Somura somura emiyordum...
Semra feryat
etmeye başlamıştı, "Offf! Aylin... Ne yapıyorsun
bana! Çok güzel! Yala! Yala!" diye inliyor, Ahmet'in kucağında,
sikinin üstünde kıvranıyordu. Ahmet de bir eliyle saçlarından
kavramış, dudaklarını emiyor, diğer eliyle memesinin
birini avuçlamış eziyordu. Her zevk noktasından
kuşatılan Semra daha fazla dayanamadı. Yine kasılmaya,
orgazm olmaya başladı. Dakikalarca yılan gibi
kıvrandı. Sonunda bitti. Hareketsiz kaldı. Ahmet
kaldırıp yan tarafa yatırdı kızı. Baygın
gibi yatıyordu. Parmağını kıpırdatamıyordu. Bitmişti...
Ahmet bitmemişti ama. Kızı defalarca boşaltmasına
rağmen kendisi halen boşalmamıştı. Bana dönerek, o
sikici erkek sesiyle, "Ne dersin? Sen de ister misin bunu?" diye
sordu. Eliyle Semra'nın amından çıkan ıslak sikini
kavramış, bana gösteriyordu. Yutkunup kaldım, bir şey
diyemedim. Gözlerim elindeki harika şeye kilitlenmişti. Öyle güzel
görünüyordu ki. Yumruk gibi başı vardı. Gövdesinin her
tarafında damarları kabarmış, altında koca taşaklarla
abide gibiydi. Dizlerimin üstünde donup kalmıştım...
Semra yanımızda bizi izliyordu. Eli amındaydı. Yorgun
sesiyle lafa karıştı, "İster tabi aşkım, istemez
olur mu? Hele tadını bir alsın, her zaman ister!" dedi. Ahmet
güldü bunu duyunca. Sonra bana, "Dokunmak ister misin? Çekinme! Elini uzat!"
dedi. Dediğini yaptım. Rüyadaymış gibi elimi uzattım.
Dokundum. Parmaklarımın ucunda kıvılcım çaktı
sanki. Geri çektim elimi. Sonra yine uzattım. Gülümseyerek beni izliyordu.
Bu kez parmaklarımla gövdesini tuttum, ince narin parmaklarımın
arasında bileğim kalınlığında duran aleti
hayranlıkla seyrettim...
"Okşasana biraz! İçerden çıktı, kendini öksüz
hissediyor zavallı!" dedi. Okşadım. Parmaklarımı
o kadifemsi sertliğin üzerinde gezdirdim. Heyecandan
dudaklarımın kuruduğunu hissediyordum. Dilimin ucuyla
yaladım dudaklarımı. Ahmet, "Ohhh! O dilini gösterme bana,
deli ediyorsun beni! Güzelliğin, seksiliğin deli ediyor!"
diyerek eğildi, hırsla saçımdan tutarak kendine çekti,
dudaklarıma yapıştı. Somurmaya başladı. Dilini
ağzımın içine kaydırmış, dudakları
dudaklarımı ezerken, dili de dilimi okşuyordu içeride. Öyle
güzel öpüyordu ki, başım dönüyordu. Dakikalarca öpüştük...
Sonra hırsla dudaklarını kopardı benden.
Şaşkın şaşkın bakıyordum. Aynı hırsla
başımı tuttu, kucağına eğdi, kendini geriye
attı. Anlamıştım ne istediğini. Burnumun ucunda
duruyordu güzel siki. Başını öptüm önce. Dudaklarımı
gezdirdim şapkasının kenarlarında. Elimle tutmuştum,
elimin içinde damarlarındaki kanın akışını
hissediyordum sanki. Ahmet, "Güzell! Şimdi de biraz yalar
mısın lütfen?" dedi boğuklaşan sesiyle. İkiletmedim.
Dilimi çıkarıp gezintime dilimle devam ettim. Dilim kurudukça
yalanıyor, ıslatıp devam ediyordum. "Tükür lütfen, ıslansın!"
dedi. Tükürdüm ben de. Ne bileyim, kocamda böyle şeyler
yaşamamıştım ki hiç. Elimle tükürüğümü yaydım
sikinin teninde. Kayganlaşan avucumla okşadım, dilimle
yaladım, tekrar ıslattım. Şapkasını, gövdesini,
her yerini...
"Şimdi taşaklarımı!" talimatı geldi. Aşağıya
indim. Dilimi taşaklarının hassas derisinde
değdirdiğimde inledi. Burnuma ter, sperm kokuları geliyor, bu
beni daha da azdırıyor, yaladıkça yalamak istiyordum. Ama izin
vermedi. Saçımı tutup geriye çekti başımı.
Islanmış ağzımla yüzüne baktım, bekliyordum. Tekrar
doğrulup, oturduğu yerde kendine çekti, tekrar öptü beni. Islak dudaklarımı
öpüyor, yalıyordu. Belimden tutup benimle beraber
aşağıya kaydı, sırtüstü yatırdı.
Halının üzerine boylu boyunca uzattı, kendisi de
bacaklarımı ikiye ayırıp üzerime abandı...
Bacaklarımın arasında durup bir süre beni seyretti. Heyecan
içinde bekliyordum. Fazla bekletmedi. Eğildi. Dudakları
dudaklarıma değdiğinde, sikinin başı da apış
arama girmiş, amıma baskı yapmaya
başlamıştı. Dayanamadım, sımsıkı
sarıldım boynuna. Kalçalarını indirip sikini
bastırdı, giremedi. Bu kez bir elini aramıza sokup, sikini
tuttu, hedefine nişanlayıp bastırmaya çalıştı.
Zorlanıyordu. Tüm ıslaklığıma rağmen, koca siki,
benim az kullanılmış, narin amıma girmekte zorluk
çekiyordu. İnledim, "Ihhhh! Yavaş! N'olur! Sikin çok büyük, alışkın
değilim!" diye. "Merak etme canım, alıştıra
alıştıra yaparım. Fazla zorlamamaya çalışırım!"
dedi.
Dediği gibi yaptı. Yavaş yavaş, ileri geri, ileri geri yapa
yapa, sikini am sularımda ıslatıp kayganlaştırarak
ilerledi, ilerledi... Sanki amıma bir kol giriyor gibiydi, am dudaklarımın,
amımın iç duvarlarının zorlandığını,
gerildiğini hissediyordum. Zevk mi? Evet, ama duyduğum acı daha
fazlaydı sanki... Dibime kadar girdi. İçimde yumruk gibi
başın kalınlığını hissediyordum. Biraz
bekledi, sonra birden kendini olduğu gibi üzerime bıraktı...
"Ihhhh!"
diye inledim. Nefes almaya çalıştım. Yapılı erkek
gövdesinin altında eziliyordum. Uzun sikinin henüz dışarıda
kalan son birkaç santimini de dibime kadar gömmüştü bu hareketiyle. Artık
amım yırtılacak, balon gibi patlayacak sanıyordum. Elimi
araya sokup göğsüne dayadım, itmeye, kaldırmaya
çalıştım. Nefes nefese, "Offf Ahmet, lütfen kalk! Üstümden
kalk! Nefes alamıyorum! Sikin içimi yakıyor, yırtılacak
gibiyim!" dedim. "Rahat bırak kendini güzelim! Şimdi
geçecek! Amcığın alışır şimdi, merak etme!"
diyerek beni dudaklarımdan, yanaklarımdan öpüyor, rahatlatmaya
çalışıyordu...
Kendini yukarı çekti, üzerimdeki ağırlık, içimden bir 'Ploff'
sesiyle aniden çıkan sikinin baskısı kaybolunca, gerçekten biraz
rahatlamıştım. İçimi yakan ateş gibi siki içimden
çıktığında bir serinlik hissettim. Ürperdim. Sonra o
serinlik yerini tekrar ateşe bıraktı. Başımı
kaldırıp baktığımda, Semra'nın
başını kasıklarımın üstünde gördüm. Diliyle amımda
geziyor, am dudaklarımı yalıyordu, yavrusunu yalayan dişi bir
köpek özeniyle. Ahmet yanımızda yanlamasına uzanmış,
elinde tuttuğu sikini sıvazlayarak ilgiyle Semra'nın bana oral yapışını
izliyordu...
Kendimi, salonun loş ışıklı ortamında, küçük
pipili kocamın hayli geniş pørnø arşivinden bir film sahnesinde
gibi görüyordum. Ben, görümcem ve koca yaraklı sevgilisi. Sanki Satanist
bir grup seks ayinindeymişiz gibi. Ben, bakire kurban gibi
ortalarında yatmışım, Rahibe de amımı
okşayıp yalayarak beni Efendimizin kutsal asası ile
sikişine hazırlıyor. Efendimiz, az sonra amıma
sokacağı kalın, damarlı, kutsal asası elinde,
sabırsızlıkla Rahibenin işini bitirmesini bekliyor. Ve
rahibe de işini iyi yapıyor doğrusu. Dili amımda
gezindikçe, klitorisime dokundukça, elektrik vermişçesine minik
titremelerle kendimden geçiyorum. Parmaklarını, içinden sular akan
amıma sokarak, ileri geri yapıyor. Önce biri. Sonra ikincisi. Sokup
çıkarıyor. Aynı anda dili parmaklarının
etrafında, amımda Tavaf yapıyor. Klitorisimi okşayan dil
aşağıya iniyor, am dudaklarımı yalıyor, daha
aşağıya, arka deliğime kadar okşaya okşaya tüm
kasık bölgemde geziniyor...
İnliyorum,
dayanılacak gibi değil, parmaklarımla halının
tüylerine asılıyorum, "Ahhh! Çok güzel! Harika!" diye
inliyorum. Korkunç bir zevk dalgası yükseliyor kasıklarımdan tüm
vücuduma. Kalçalarımla beraber düz karnım, göğüslerim
dalgalanıyor, kasılıyor, gözlerim kararıyor. Orgazm
oluyorum. Dakikalarca. Ama Semra durmuyor, yalamaya devam ediyor. "Yeter! Yeter
artık! Dayanamıyorum! Bırak lütfen!" diyorum. Neden sonra
bırakıyor amımı yalamayı. Başını
kaldırıyor kasıp yalamasına engel olmaya
çalıştığım bacaklarımın arasından. Etli
dudakları, am sularımla pırıl pırıl, saç baş
dağılmış. Gülümsüyor bana. Sonra Ahmet'e dönüyor, "Gel
canım, artık hazır! Şimdi girebilirsin!" diyor.
Ahmet
bekletmeden kalkıyor, dizlerinin üstünde, tekrar bacaklarımın
arasına giriyor, siki kocaman başıyla dimdik, amıma
kilitlenmiş. Ama Semra, "Dur bir dakka!" dedi, elini
uzatıp Ahmet'in sikini kavradı, tutup ağzına soktu aleti.
Bol bol tükürükle karışık emdi, yaladı. Boğazına
kadar sokuyor, sonra dışarıya çıkarıp ne durumda
olduğuna bakıyor, sonra tekrar sokuyordu ağzına. Ahmet inleyerek,
"Yeter artık orospu! Böyle boşalmak istemiyorum, bırak
şunu!" dedi.
Semra, ağzında iyice ıslattığı siki, az önce
içinden sular fışkıran amımın dudakları
arasına getirdi. Bana, "Merak etme canım, kontrol bende!
Canının yanmasına izin vermem. Sonuna kadar sokturmam!"
dedi. İçimden gülmek geldi, ama amıma girecek yarrağın
heyecanı gülmeme engel oldu. Böyle bir fıkra mı vardı ne?
Gerdek gecesi, kızını yarmasın diye damadının
yarrağını eliyle tutan kaynanayla ilgili? Ama Ahmet
kalçasını hareket ettirip sikinin başını amıma
sokuverdiğinde, hepsi uçtu gitti aklımdan. Dirseğimin üzerinde
doğrulmuş, Ahmet'in koca sikinin içimde batan gemi gibi
kayboluşunu izliyordum, dudaklarımı ısırarak...
Az önceki orgazmımın etkisiyle herhalde, fazla canım
yanmıyordu bu kez. Önce yumruk gibi baş kayboldu tamamen. Sonra
damarlı gövde ağır ağır içimde batmaya
başladı. Başımı iki yana sallayarak, "Ihhhh!"
diye inledim. Amımı yarıyordu hayvansı alet. Semra tüm
dikkatini elinde tuttuğu aletin içime girişine vermiş, "Şşşş...
Az kaldı Aylin, sık dişini canım!" dedi. Dediği
gibi az sonra Semra'nın yarağı tutan eli kasıklarıma dayandı,
kaldı. Ahmet itmesine rağmen daha fazla girmiyordu yarak. Sonra inip
kalkmaya başladı üstümde. Ağır ağır. Acı
kaybolmuştu şimdi. Katıksız zevk vardı artık. Semra'nın
elinin izin verdiğince içime giriyor, sonra başına kadar geri
çıkıyordu. Hızını arttırdı. Nefes
alamıyordum zevkten. İçime girip çıkan siki, bir şehvet
dalgasından diğerine koşturuyordu beni. Ahmet ellerinin üzerinde
spor salonunda şınav çekercesine rahat ve o oranda tempolu
hareketlerle inip kalkıyordu. Bunu yaparken gözleri gözlerimdeydi...
Sonra Semra'ya,
"Bırak artık yarrağım kaltakkk! Boşalmak üzereyim!"
diye hırladı. Semra elini bırakıp üzerime geldi,
dudaklarıma yumuldu. İyi ki öyle yapmış. Ahmet'in
yarağını boylu boyunca amıma gömmesiyle, benim o anda
duyduğum acı ve zevkle gırtlağımdan kopup gelen
feryat, Semra'nın ağzında boğuldu gitti.
Ağzımı dudaklarıyla kapatan Semra'nın
ağzının içinde zevkten bağırıyordum artık.
Burnumdan nefes almaya çalışıyor, başaramayınca
göğüslerim şiddetle inip kalkıyordu.
Bu arada
Ahmet, inip kalkan memelerimi kürek elleriyle avuçlamış
yoğuruyordu. Kalçalarının hareketi iyice
hızlanmış, kasıkları şiddetle
kasıklarıma çarpıyor, amıma yarağını
dipledikçe, o elim büyüklüğündeki taşakları
ıslanmış arka deliğime vurup duruyordu...
Kendimi ölecek gibi hissediyordum. Vücudumun her zevk noktasından beynime
ulaşan sinyaller artık birbirine karışmıştı.
Ahmet'in sikinin pompalayıp durduğu amımdan,
taşaklarının çarptığı arka deliğimden,
hoyratça avuçlanan memelerimden, Semra'nın kemirdiği
dudaklarımdan... Bütün sikişimiz boyunca orgazm yaşadım
sanki. Küçük ölüm, yarı koma halinde gibiydim. Zevkten kendimi kaybettim
bir süre sonra. Ahmet'in kasılmaları, içime fışkıran
döllerinin rahmimin en derinlerini yakan ateşi. Her şey
etrafımda dans etmeye başladı. Ahmet... Semra... Gözlerim
karardı. Bayılmışım!
[Aylin]
|