|
Finlandiya'da Tanıdığım Olgun Lisa! (1) (Mert 28 Y., Helsinki / Finlandiya)
Merhabalar, ismim
Mert. 23 yaşında, üniversiteden mezun olduğum dönemde Türkiye'de
iş arıyordum. Fakat o dönem maalesef mezun olduğum bölümden o
kadar fazla kişi işsizdi ki, iş bulmam çok ama çok
zorlaşmıştı. Ben de hem dilimi geliştirmek, hem kendimi
biraz rahatlatmak için yurtdışına çıkmaya karar verdim.
Mezun olduğum
üniversitenin öğrencilerine sunduğu bir yurtdışı
programı vardı. Ortalamamın iyi olmasından dolayı
gönderilecek 5 öğrenci arasına girmiştim. Kuralar çekildi ve
bana Finlandiya, Helsinki çıkmıştı. Sevinmiştim, hep
merak ettiğim bir ülkeydi ve bu şansla orayı görebilecektim.
Haziran ayının ortasında gidilecek ve Ağustos
ayının sonuna kadar ortalama 60 günlük bir programla orada vakit
geçirilecekti. Tabii bu sadece gezi programı değildi, esas amacı
orada bir staj tarzında çalışmaydı. Helsinki'de bir
fabrikada AR-GE bölümünde staj yapacaktım 2 ay boyunca.
Uçak biletim
ayarlandı, orada kalacağım apart ayarlandı, vizeler ile
ilgili gerekli belgeler ayarlandı ve artık yapmam gereken tek
şey beklemekti. Ben kalan 20 gün içerisinde sürekli Finlandiya ile
alakalı araştırmalar yaptım. Nerelere gidebilirim, nereleri
görmeliyim, ne yiyip ne içebilirim gibi araştırmalar sonucunda
Finlandiya hakkında genel bir bilgi oluşturdum kafamda.
Haziran
ayının üçüncü haftasının ilk günü de Helsinki'ye indim.
Muazzam bir güzellik ile birlikte muazzam bir soğuk
karşılamıştı beni. Türkiye'nin ılıman
iklimlerinden olan bir şehrinden gitmiştim ve bu yüzden burası
çok fazla soğuktu benim için. Yaz aylarında bile havanın 15-20
derece civarında olması beni biraz etkilemişti ve gittiğim
ilk günden rahatsızlanmıştım. Staj yapacağım
şirketten bir beyefendinin gönderdiği yardımcı rehber ile
havaalanından alınmış ve kalacağım aparta
bırakılmıştım. Rehber ile
numaralarımızı kaydettik karşılıklı. O gün
benim ilk günümdü ve apartıma yerleştikten sonra çıkıp
biraz Helsinki'yi gezdim.
Gerçekten her
açıdan mükemmel bir şehirdi. Güzel kızların, güzel bir
atmosferin ve sessiz bir ortamın içerisinde biraz yürüdükten sonra
soğuktan kaçınmak ve biraz ısınmak için bir kafeye girip
kahve sipariş ettim. Daha şehre gireli birkaç saat olduğu için
hiçbir arkadaşım yoktu ve mecburen yaptığım tek
şey kafede oturup insanları seyretmekti. Etrafta gerçekten güzel
kızlar vardı ama benim gözüm, oturduğum kafenin satış
bölümüne bakan kadında kalmıştı. Kadının orta yaşlarda
olduğunu tahmin ediyordum. 1,70 boylarında, beyaz tenli ve
kızıl saçlı, güzel bir fiziğe, fit bir vücuda ve dolgun
göğüslere sahip bir kadındı.
Türkiye'deki
bazı durumlardan ötürü çok fazla ilk konuşmayı başlatabilen
ve bazı şeyleri devam ettirebilen bir insan değildim, ama
buradaki iletişim ağına gerçekten hayran olmuştum. Ertesi gün staj yapacağım
fabrikaya
gittim, orada gerçekten harika insanlarla tanıştım ve
tekrardan apartıma döndüğümde aklım halen o
kafedeydi. Orası bir türlü aklımdan çıkmıyordu ve o gün de
o kafeye gidip, yine aynı kahveden alıp masama geçmiştim. Çok
fazla bakıp rahatsız etmek istemiyordum, ama o kadın o kadar
güzeldi ki, gözlerimi
alamıyordum.
Bunu birkaç gün
daha devam ettirdim ve beşinci gidişimde, kadın bana, "Sanırım
kahvemizi çok beğendiniz?" dedi. Şaşırmış ve
biraz heyecanlanmıştım. "Aslında evet, kahve çok güzel,
ama beni buraya çeken bir başka şey var." dedim. Kadın
gülümseyerek, "Nedir o?" dediğinde cesaret edip söyleyemedim ve "Buranın
ambiyansı." diyerek kıvırdım. Gülümsedi ve "Finlandiya'ya
ilk gelişin mi?" diye sordu. Sohbet bir anda devam etmişti ve
ayak üstü sohbet eder durumda, "Evet, ilk gelişim. Sanırım
o yüzden direkt İngilizce konuştunuz?" diye ben de sohbeti
ayakta tutmaya çalıştım. Kahvemi aldığımda tam
gidecekken bir cesaretle, "Size de bir kahve ikram edebilir miyim?"
diye sordum. Kadın, "Maalesef şu an çalışıyorum." dedi ve ben tam
yerime gidecekken, "Ama 2 saat sonra işim bitiyor o zaman olabilir."
dedi gülümseyerek. Sevinmiştim ve
2
saat sonrası
için anlaşmıştık.
İş
saatlerine çok bağlıydılar, zaten çok fazla zorlayacak bir
iş çalışma saati yoktu ama o saatler içerisinde de gerçekten
sadece işlerine bağlı kalıyorlardı. 2 saat boyunca
kafede oturmak yerine çıkıp, kafenin yakınındaki bir parka
giderek orayı gezdim, fotoğraf çektim ve orada biraz vakit
geçirdikten sonra O'nun iş çıkış saatinde yine kafeye
gittim. O tam çıkmaya hazırlanıyordu, beni görünce gülümseyerek
yanıma geldi ve "Hazırım." dedi. Birlikte
çıktık kafeden ve yürümeye başladık. İsmini
bilmiyordum, sohbet esnasında adının Lisa olduğunu ve 45
yaşında olduğunu öğrenmiştim. Lisa gerçekten derin bir
kadındı. Öğretmenlik yaptığını ama
Finlandiya'daki sistemden ötürü farklı bir emeklilik dönemi olduğu
için işinden emekli olduğunu söylemişti. Fakat boş
oturmayı sevmeyen insanlardı genel olarak, o da gelip vaktini burada
geçiriyor ve para kazanıyordu. Lisa ile sohbet ettikçe
bir
sürü yeni
şey öğreniyordum.
İlk
başta bir kafede başlayan kahve sohbetlerimiz, üçüncü gününde onun
evinde bir kahve içme daveti almamla iyice
sıcaklaşmıştı. Evi biraz uzakta olduğu için
kiraladığımız bisikletlerle birlikte evine doğru yol
aldık. Müstakil ve blok sokak sistemi olan bir yerdeydi evi. Evinin
bahçesine bisikletlerimizi bıraktıktan sonra içeriye girdik. Tek
katlı, lüksten çok uzak, daha çok dekorasyon ve kullanışa özen
verilmiş sadelik ama bolca zarafet taşıyan bir evdi. Hayran
kalmıştım zevkine. Mobilyalar lüks olsun, mutfak dolapları
lüks olsun, en lüks çatal-bıçak takımlarını kullanayım
ve en iyi halıları evime sereyim gibi bir kaygı yoktu. Onun
yerine zevkli tablolar, hoş koleksiyonlar, iyi şarap
koleksiyonları gibi
daha
zevke yönelik şeyler mevcuttu evinde.
Lisa'nın
hazır kahve yapacağını düşünmüştüm ama özel
çektirdiği ve Güney Amerika'ya özgü olan bir kahve türünü
hazırlayıp getirmişti. Mutfak masasının önündeki iki
tabureye oturup hem sohbet edip, hem kahvelerimizi içmeye
başlamıştık. Lisa'nın hayatını merak
ediyordum ve aramızdaki samimiyete dayanarak ona birkaç özel soru sordum.
Hiçbirisini yanlış anlamayıp kötü karşılamayıp
büyük bir olgunluk ve samimiyetle cevapladı. Kocasından 5 sene önce
boşandığını ve evde oğluyla birlikte
yaşadığını söyledi. Ben de ona kendi ülkemi ve kendi
yaşam tarzımı anlatıyordum. O kadar derin bir sohbet
içerisindeydik
ki,
oğlu Taito'nun geldiğini
duymamıştık.
Taito mutfağa
girdi ve sıcak bir ses tonuyla bizi selamladı. Lisa hemen beni
oğluyla tanıştırdı. Oğlu benden 2-3 yaş
küçüktü, ama bana büyük bir saygı göstermişti. Taito kendine yiyecek
birşeyler hazırladıktan sonra odasına çıktı. Bu
rahatlığı ve bireysel özgürlüğü görünce
şaşırmıştım. Lisa'ya bunun hakkında da
birkaç soru sordum ve Lisa ilk başta ne demek istediğime anlam dahi
veremedi. O kadar alışılmış ve kanıksanmış
bir durumdu ki bireysel özgürlük ve tercihlere karışmak ya da
baskı altına almak gibi bir terim onlar için yoktu adeta. O günkü
sohbetimizden sonra
ben
tekrardan bisikletime atlayarak apartıma
dönmüştüm.
Gelişimin
ikinci haftasındaydım, ama neredeyse Türkiye'de edindiğim kadar
arkadaş edinmiştim. Ve Lisa ile aramızdaki ilk
yakınlaşma hiç beklemediğim bir anda olmuştu. Onun izinli
olduğu gün yine bisikletlerimize atlayıp şehrin içindeki büyük
parkı ziyarete gitmiştik. İçinde bolca ağaçla kaplı
bisiklet yolunda giderken dinlenmek için göletin yanında durduk. Baş
başa kaldığımız anlarda aramızdaki konuşma
daha samimileşiyor ve aslında biraz da flörtleşmeye doğru
dönüyordu. Yan yana oturmuş sohbet ederken ben cesaretimi toplayarak Lisa'ya
kendisinden çok hoşlandığımı söyledim. Lisa
gülümseyerek, "Sen de benim hoşuma gidiyorsun. Vakit geçirmeyi çok
seviyorum seninle." dedi ve duygularıma karşılık
verdi.
Ona
doğru birazcık daha yakınlaştım ve birkaç
güzel sözden sonra dudaklarına ilk öpücüğü
verdim.
Daha önce birkaç
kadınla sevişmiştim, ama bu kadar güzel öpüşen ve bu kadar
ne yaptığını bilen bir kadın
hatırlamıyordum. Dudaklarını öptükçe kendimden geçiyordum.
Lisa'nın gülerek, "Epey ateşli bir gençsin." dedi gülerek
ve "Bir an hiç durmayacaksın sandım." deyip ayağa
kalktı. Onu rahatsız ettiğimi sandım ama O bisikletine
binerek, "Hadi bana gidelim." dedi. Bisikletlerimize atladık ve
evine doğru sürmeye başladık.
Epeyce
heyecanlanmıştım.
Evine
girdiğimizde ise kapıyı kapatır kapatmaz iki genç
aşık gibi öpüşmeye başladık. Ben ellerimi onun belinde
dolaştırıyordum; o da ellerini benim boynuma sarmış
bir şekilde öpücüklerime karşılık veriyordu. Lisa
öpüşmeyi bir yerden sonra bıraktı ve elimden tutarak beni yatak
odasına götürdü. O kadar keskin ve aklı başında hamleleri
vardı ki, bazen beni çıldırtıyordu. Yatak odasına
girdiğimizde beni yatağına ittirdi, üstündeki tişörtü
çıkartıp kenara attı ve kucağıma oturarak o
ateşli öpücüklere devam etti. İkimiz de çıldırıyorduk
birbirimiz için. Ellerimi kalçalarına attım ve o yumuşak
bembeyaz kalçalarını taytının üstünden okşamaya
başladım. Vücudu o kadar diri ve yumuşacıktı ki,
dokunmak
bile
beni müthiş azdırıyordu.
Lisa bir süre
sonra boynuma indi, boynuma öpücüklerini kondururken ben zevkten iyice
kasılıyordum. Üstümdeki gömleği yavaş yavaş
çıkartıp kenara attıktan sonra kucağımda bir süre
durdu ve beni izledi. Hafifçe doğruldum, sutyenini açtım ve o hayran
olduğum büyük göğüslerine ulaşmıştım artık.
Büyük ve bembeyaz göğüslerini okşaya okşaya öpmeye başladım.
Lisa da inlemeye devam ediyordu. Ellerini tuttum yavaşça ve süt
beyazı ellerine öpücükler kondururken onu yatağa yatırdım.
Göğüslerini emmeye devam ettim. Göğüs uçları ağzımda
dikleşiyordu.
Lisa
ellerini daldırdı saçlarıma ve
saçlarımı çekme-okşama karışımıyla tutuyordu.
Göğüslerini
uzunca bir süre emdikten sonra yavaşça karnına ve oradan da bacak
arasına indim. Taytını zarifçe çekerek çıkartıp
attım. Üstünde sadece kırmızı külotu
kalmıştı. Bir süre o muazzam vücudu seyrettikten sonra külotunu
da attım ve sadece bir çizgi şeklinde duran amını yalamaya
başladım. Tüysüzdü, vücudunda hiç tüy yoktu. Dokunduğum yer
kızarıyordu adeta, böyle bir beyaz ten daha önce görmemiştim.
Lisa'nın amını yalamaya başladığım andan
itibaren Lisa öyle güzel çığlıklar atıyordu ki, sesiyle
bile beni azdırabiliyordu. Lisa'yı göz ucumla takip ediyordum.
Yattığı yerde kafasını iyice geriye atmış ve
inlemelerini sürdürüyordu. Yatakta
pasif
duruma düşmeyi sevmeyen ve her
zaman bir şeyler yapmak isteyen bir kadındı.
Onu tek hamlede
yüzüstü çevirdim. Ufak bir tepe gibi çıkıklaşan
kalçasını öpüp yavaşça beline öpücükler kondururken pantolonumun
üstünden sikimi kalçalarına sürttüm. Lisa gözlerini kapatmış,
kafasını yine geriye atmıştı. Eğilip boynunu
öperken altımdaki pantolonu çıkarttım. Boxerımı
çıkartacağım sırada beni durdurdu ve altımdan
kalktı. Boxerımı kendi elleriyle çıkarttıktan sonra komodinin
çekmecesinden bir prezervatif alarak paketini yırttı.
Sikimi ellerine
aldığında titrediğimi çok net hatırlıyorum.
Sikimi biraz okşadı, sonra dudaklarının arasına alarak
ufak öpücüklerle birlikte emmeye başladı.
Çıldırtıcı derecede yavaş hareketler yapıyordu.
Bir elini taşaklarımın altına atmış, hafif uzun
tırnaklarıyla taşaklarımın üstünde
dolaştırıyordu. Bir süre emdikten sonra hayatımda ilk kez
tecrübe ettiğim bir şeyi yaptı ve prezervatifi ağzına
koyarak sakso çeker bir biçimde sikime tek hamlede yerleştirdi. Şok
olmuş ve aşırı derecede zevk almıştım.
Kendimi tutamıyordum artık ve Lisa'yı biraz sert bir biçimde
yatağa çektim ve domalttım. Lisa
bu
aceleci tavırlarıma
gülüyordu.
Domalttıktan
sonra sikimi hızlıca amının dudaklarına getirdim ve
içine sertçe soktum sikimi. İlk kez kendimden 20 yaş büyük bir
kadınla oluyordum, ama yatakta tanıdığım en iyi
kadındı diyebilirim. Sikim amının içine girdikçe o da bana
en uygun pozisyonu alıyor, kalçalarını oynatıyor,
inlemeleri ve hırıltılarıyla beni hep bu zevkin içinde
tutuyordu. Lisa'nın ellerini tutup belinde birleştirdim ve
kafasını yastığa gömdüm. Kalçaları bu sayede daha da
çıkıklaşmış duruma geçti. Bu şekilde Lisa'nın
amına daha sert girip çıkmaya başladım. Olabildiğince hızlı sikiyordum ve Lisa'nın iniltilerini
yavaş yavaş çığlıklara dönüştürüyordum.
Tabii
böylesine
iyi sevişen ve yatakta ne istediğini bilen bir kadının
karşısında, bu kadar çaylak ve tecrübesiz halimle çok
dayanamayacaktım. İçine girmemden itibaren 5 dakika sonra kendimi
sıkmama rağmen boşaldım. Kökledim ve içinde uzunca bir süre
durdum. Dizlerimin bağı çözülmüştü adeta. Kendimden geçmiştim.
Boşalmam bitince kendimi yatağa attım. Lisa gülümseyerek bana
bakıyordu. Ben ise utanarak, "Özür dilerim erken boşaldım."
dedim. Gülümsedi
ve
prezervatifimi çıkarttı.
Sonra sikimi eline
aldı. Bu hareketleri beni tekrardan azdırmıştı. Lisa
bir erkeği istediği kadar kullanabilecek bir kadındı. Onun
için erkeğin boşalması seksin bitmesi anlamına gelmiyordu. Bir siki istediği kadar erekte edebilecek kadar çekici
ve tutkulu bir
kadındı. Beni de hareketleriyle tekrardan erekte edebilmişti.
Sikimi ağzına dahi almasına gerek kalmadan yine dimdik
yaptı.
Lisa yeni bir
prezervatif
çıkarttı ve sikime taktıktan sonra kendisi
kucağıma çıktı. Sikimi birazcık amına sürttükten
sonra içine aldı. Kendisi için en uygun pozisyonu bulduktan sonra hafif
hafif zıplamaya başladı. Açıkçası benim bile
dinlenmeye biraz ihtiyacım varken o hiç durmuyordu. Vücudu benden daha
dingin ve tazeydi. Üstümde hoplarken bir yandan gözlerini kapatmış
ufak ufak inliyordu. Onun taş gibi vücudunu izliyor ve keyif
alıyordum sadece. Beni öyle bir etkisi altına almış ve
kendisi tüm işi öyle güzel yüklenmişti ki, bana bir şey yapmak kalmıyordu. O hopladıkça büyük göğüsleri
de hafif
hafif
zıplıyor ve etkileyici bir manzara çıkartıyordu ortaya.
Lisa'yı hafifçe kendime çektim ve göğüslerini emmeye
başladım o kucağımda hoplarken. Bu hareketim ikimizi de
azdırmıştı. Lisa'nın amının suları
kasıklarıma aktıkça sikişmemizin sesi tüm odayı
kaplıyordu.
Lisa 20
dakika
kadar kontrolü bırakmadan üstümde zıpladıktan sonra yavaşça
kucağıma oturdu ve o halde bekledi. O orgazm olmuştu, ben de
ikinci kez boşalmıştım. Bu sırada salondan gelen
sesleri duyduk. Lisa, "Oğlum geldi." dedi gülümseyerek ve
üstümden
kalkıp giyinerek içeriye gitti...
[Mert]
|