Kaymak Gibi 66 Seks Hikayeleri!

Dedemin Kiracısı Kuduruk Çıktı! (5. Bölüm)


Dedemin Kiracısı Kuduruk Çıktı! (5. Bölüm) (Serdar 20 Y., Ankara / Türkiye)

Deliksiz bir şekilde uyumuştum. Uyandığımda Zübeyde abla yanımda yoktu. Mutfaktan tabak bardak sesleri geliyordu. Telefonumun saatine baktım, 10:30 olmuştu. Ayrıca bir de mesaj gelmişti Ayşe'den, "13:00'de merkezde heykelin önünde buluşalım!" diyordu. "Tamam!" yazıp yolladım. O sırada Zübeyde abla geldi. "Ben de seni uyandırmaya gelmiştim!" dedi. "Gel de uyandır o halde!" deyip yatağa çektim. Dudaklarına yumulup bir süre öptüm. Kendini kaçırarak, "Hadi duşunu al gel aşkım, kahvaltı hazır, açlıktan midem kazınıyor!" dedi ve mutfağa gitti.

Duşumu aldım, giyinip mutfağa gittim. Sohbet ederek kahvaltımızı yapmaya başladık. Kendime ait bir arabam yoktu, buraya gelince dedemin arabasını kullanıyordum. Zübeyde abla da bunu biliyordu ve durduk yere, "Aşkım bugün Ankara'ya gidip, sana bir araba alalım, kendi arabana binersin!" dedi. Bir anda böyle bir şeyle gelince hem şaşırmıştım, hem de kendimi parayla tutulmuş gibi hissettim. Erkeklik gururuma dokunmuştu. "Araba falan almana gerek yok, zaten tatile götürüyorsun beni, o yeter bana!" dedim. O da, "Hani senin paran benim param yoktu, bunu mu sorun yapıyorsun şimdi?" dedi. "Bana birşey almanı istemiyorum! Ayrıca bana emrivaki yapma sakın!" dedim sertçe.

Konuşmadan kahvaltımızı yapıyorduk. Biliyordum, beni düşündüğü için böyle bir şeyi teklif etmişti. Biraz sert çıktığımı fark ettim, "Bak aşkım, ben seninle paran için birlikte olmuyorum. Sen bana o arabayı alırsan, seninle para için birlikte oluyormuşum gibi hissederim kendimi!" dedim. "Ben senin param için yanımda olmadığını zaten anlıyorum. Bunu bana hissettiriyorsun. Kocamdan sonra ilk erkeğimsin. Kocamdan görmediğimi görüyorum sende. Bana ait ne varsa ikimizindir. Bir araba almak istemişim çok mu?" diyerek ağlamaya başladı. Yanına oturup sarıldım. Gözyaşlarını silip, "O zaman yarın gidelim alalım!" dedim. Çocuk gibi sevindi bu lafıma. Garip bir duruma düşmüştüm. Ama bundan zarar gelmez diye kendi kendime telkin ediyordum. Hatta, alacağım arabayı bile düşünmeye başlamıştım.

Kahvaltıdan sonra birlikte toparladık ortalığı. Keyif çayı içip, biraz sohbet ettikten sonra, "Ben gidiyorum hayatım!" dedim. "Tamam erkeğim, iyi bak kendine!" diyerek öpüp uğurladı beni.

Ayşe ile buluşmamıza daha yarım saat vardı. Salih'in dükkana uğradım. Beni görünce epey sevindi. Ayaküstü biraz muhabbet ettikten sonra ayrıldım yanından. Ayşe, dediği yere geldiğimde beni bekliyordu. Arabayla yanında durunca hemen bindi arabaya. Yakından bakınca çok daha güzel bir kızdı Ayşe. Heyecanlı olduğu belliydi. Güleç yüzüyle, "Merhaba!" dedi. "Merhaba melek yüzlü kız!" dedim. Ayşey'i tavlamak kolay olmuştu, o yüzden gayet rahattım. Sohbet ederek yola koyulduk. Gölete geldiğimizde karşı tarafta bir araba daha vardı, ama uzakta kaldığı için sorun teşkil etmiyordu. Arabayı uygun bir yere çekip kontağı kapadım ve Ayşe'ye döndüm. Ürkütmek istemediğim için yavaş ve emin adımlarla ilerleyecektim. Dün uzaktan gördüğüm göğüsler karşımdaydı. Mavi bir tişört vardı üzerinde. Altında dizinin hizasında rengarenk bol bir etek vardı. Yüzünde hafif bir makyaj vardı, kalın dudaklarına da simli bir parlatıcı sürmüştü.

"Ee, anlat bakalım, kimsin nesin, inmisin cinmisin, tanıyalım biraz seni!" dedim. Hafif bozuk Türkçesiyle İsveç'te yaşadığını, orda liseyi bitirdikden sonra gazeteci olarak bir yerde çalıştığını, 2 kız kardeş olduklarını anlattı. Ben de kendimi anlattım biraz. Bir süre sessiz kalınca lafa girdim, "Bu anlattıkların melek olan kısımdı sanırım, içindeki şeytandan da bahsetsene!" dedim gülerek. "Anlatamam ki, görmen gerek!" dedi biraz utanarak biraz da sinsice. "Göster o halde!" dedim ona biraz daha yakınlaşarak. Bu konuşmalardan onun da niyetinin farklı olduğunu anladım. Ama yine de ilk hamle ondan gelmeliydi. Fazla gecikmeden bana doğru yaklaşıp yavaşca dudaklarımdan öpmeye başladı. Ürkekçe öpüyordu. Ben de yavaşca oynattım dudaklarımı.

Bir süre sonra Ayşe, "Bu günlük bu kadarı yeter herhalde?" diyerek kendini geri çekti. "Tadı damağımda kaldı!" deyip ben yapıştım dudaklarına. Ateşlice öpüyordum. Bana karşılık vermekte gecikmedi. Öperken de elimi hayalini kurduğum göğüslerinde dolaştırıyordum. Gerçekten çok büyük ve sertlerdi. Bir süre daha öpüp okşadıktan sonra, elimi bacaklarına attım. Bacaklarına atınca ürktü bir anda. "Sakin ol hayatım, korkacak birşey yok!" dedim ve daha fazla korkmasın diye önüme döndüm. Bir sigara yakıp içmeye başladım. "Bana da bir tane verirmisin?" dedi ürkekçe. Verip yaktım. Sessizce sigaralarımızı içtik. Ona dönüp, "Kusura bakma, seni korkutmak istemedim!" dedim. "Korkmadım, ama çok heycanlandım, normalde böyle tepkiler vermem!" dedi. İçimden demek ki daha önce birşeyler yaşadı bu kız dedim. Ama yine de o gelecekti bana şimdi.

Havadan sudan konuşmaya başladım. Ayşe sanki beni dinlemiyor ve sürekli dudaklarını ısırıyordu. "İyimisin?" dedim. O anda boynuma atlayıp dudaklarıma yapıştı. Vücudunun çoğu benim üstümdeydi. Mecburi kalçalarından tutmak zorunda kalmıştım. Tepki vermeyince ellerimi kalçalarında gezdiriyordum. Bu sırada Ayşe de deli gibi dudaklarımı kemiriyordu. Ona, "Arkaya geçelim mi?" diye sordum. Konuşmadan kafa salladı. Hemen arkaya geçip oturdum, Ayşe'yi de eteğini toplayarak kucağıma aldım. Tekrar öpüşmeye başladık. Üstündeki bodyi sıyırdım, sütyeni çözdükten sonra ellerim koca memelerinde dolaşmaya başladı. Ayşe de kendini bana sürtüyordu. Sikim kazık gibi olmuş, pantolonumu zorluyordu. Kemeri çözüp pantolonumu sıyırdım. Sadece iç çamaşırlarımız vardı arada.

Aşye kendini olaya kaptırmış bir şekile üstümde kerkinirken, boşalacağını anladım. Üstümden kaldırıp yana yatırdım. Zevki yarım kaldığı için birşey demeden bacaklarını ayırdı. Altında sarı bir tanga vardı. "Bunları her zaman giyiyormusun?" diye sordum. "Türkiye'de pek giymiyorum, ama İsveç'te hep bunlardan giyerim!" dedi. Külodu yana çekip, zaten sulanmış olan amını yalamaya başlayınca, Ayşe hemen inlemeye başladı. Parmağımı amının içine soktum yavaşca. Tepki vermediğine göre bakire değildi. Bir yandan kudurmuş gibi amını yalıyor, bir yandan da parmaklarımla sikiyordum Ayşe'yi. Boşalmaya yaklaşınca tekrar bıraktım. Ayşe'nin gözlerinden ateş fışkırıyordu resmen.

"Hadi aşkım sıra sende!" diyerek boxerimi indirdim. Hemen eğilip ağzına aldı sikimi. Ağzına alıyor, çıkartırken de, "Ohmm, ohmm!" diye inliyordu. Daha sonra çıkartıp bir süre bakıyor, diliyle taşaklarımı ıslatıyordu. "Çok mu hoşuna gitti aşkım?" dedim. "İlk defa Türk erkeğiyle birlikte oluyorum ben. Hep İsveç'li erkeklerle oldum. Şimdiye çoktan boşalmışlardı. Ayrıca onlarınki hep sünnetsiz, bu çok daha güzelmiş!" dedi. Bir süre daha yaladıktan sonra, "Hadi içime gir!" dedi. Ön koltuğu biraz öne ittirip kendime yer açtım. Ayşe'yi koltuğa yaslayıp, ayaklarını havaya kaldırdım iyice. Amı yukarı çıkmış, tam sikimin hizasındaydı. Sikimin başını amına sürttüm birkaç kez. Daha da kudurtmak istiyordum. En sonunda dayanamayıp kendi eliyle sikimi tutup deliğine dayadı. Kendini aşağı salınca yarısına kadar içine girmiştim. Kalanını da tek hamlede ben kökledim. "Iıhhh!" sesi çıktı sadece Ayşe'den.

Bakire değildi, ama bakire amı gibi dar amı vardı. Bir süre bekledim alışması için, daha sonra girip çıkmaya başladım. Bir süre sonra, "Ohhh, daha hızlı, daha hızlı!" diye inledi. Çok geçmeden de kendini kasmaya başladı. Amının kasları bir açılıp bir kapanıyordu. İçinden çıkıp, klitorisi ile oynadım. Ayşe zangır zangır titremeye başladı. İki bacagını birbirine kilitleyip boşalırken onu izledim. Kendine gelince yüzünde boşalmanın verdiği mutlulukla gülümsüyordu.

Tekrar içine girdim ve gidip gelmeye başladım. Ayşe bir süre sonra, "Belim ağrıdı, ters dursam olur mu?" dedi. "Olur tabii!" deyip dört ayak üstüne getirdim. Vakit kaybetmeden tekrar içine girdim. Bir yandan sikiyor, bir yandan da memeleriyle oynuyordum. Ben de boşalmaya yaklaşıyordum. Beraber boşalmak için elimi amına attım ve klitorisi ile oynamaya başladım. Ayşe altımda deli gibi inliyor ve kıvranıyordu. Çok geçmeden boşaldı. Ben de son anda içinden çıkıp kalçalarına boşaldım. İkimiz de nefes nefese kalmıştık.

Ayşe çantasında mendil olduğunu söyleyince, uzanıp çantasından aldım ve kalçalarını sildim. Sikimi de temizledim. Arka koltukta oturup kalmıştık ve etrafı unutmuştuk. Neyse ki baktığımda kimse yoktu. Üstümüzü başımızı düzeltip, birer sigara yaktık. Ayşe'nin yüzündeki mutluluğu görünce, "Umarım hoşuna gitmiştir!" dedim. "İnan İsveç'li erkekler bu kadar dayanamıyordu. Harika sevişiyorsun!" dedi. "Sen de zevk almasını ve vermesini biliyorsun, sen de harikasın!" dedim. Aslında doymamıştım, bir kere daha sikmek isterdim, ama ortalık yerde sikişmek istemiyordum. "Ne zaman dönüyorsun İsveç'e?" diye sordum. "Daha 14 günümüz var, ama 2 gün sonra Marmaris'e tatile gideceğiz!" dedi.

Bunu duyunca sevinmiştim. Bodrum'dan Marmaris'e gider, Ayşe'yi de sikerdim. Aklımdan bunun planını yaparken, "Yemek yiyelim mi?" diye sordu Ayşe. Hemen arabayı çalıştırıp Ankara yolundaki bir dinlenme tesisine yemeğe gittik. Hoş sohbetle yemeğimizi yedik. Saat 16:00'ya geliyordu. Biraz daha oyalandıktan sonra Ayşe'yi evlerinin yakınında bir yere bırakıp, ben de dedemlere geçtim.

Eve gidince, kapının önünde 9-10 çiftten fazla kadın ayakkabısı vardı. Kapıyı çaldım. Kapıyı dayımın karısı, yani yengem açtı. Yengemi görünce şaşırdım ve çok sevindim. "Yengeee!" deyip sarıldım sıkıca. Yengemle aram hep iyi olmuştur. Köye geldiğimde yengemle vakit geçirirdim hep. Benim kafa yapımda tek yengem vardı köyde. Hatta sigara içtiğimi kimse bilmezken, yengemin yanında içerdim. Lisede okurken de, yengeme okuldaki kızları anlatır, onlarla nasıl konuşacağım hakkında yengemden taktik alırdım.

İçeri girince, tanıdık tanımadık bütün herkese selam verdim. Kadınların birkaç tanesi 50 yaş üstüydü, gerisi genç sayılabilecek yaştaydı. Beni baştan aşağı süzdüler. Yanlarından ayrılıp mutfağa geçtim, kendime bir çay doldurup oturdum. Biraz sonra yengem de geldi yanıma. Birer sigara yaktık. Yengeme, "İçerdekiler kim yenge ya? Yiyecek gibi bakıyorlardı bana!" dedim. Yengem, "Azdılar da ondandır. Sen gelmeden önce ne muhabbetler dönüyordu, bilsen aklın şaşar!" dedi. "Aralarında güzel biri de varmış aslında..." diyerek yengemi yokladım. Yengemler şimdi Ankara'da oturuyorlardı, ama yengem 10 yıldan fazla kalmıştı burada. O yüzden kadınların hepsini çok iyi tanıyordu. Yengem niyetimi anlamıştı, "Hangisini beğendin bakayım?" dedi. "Televizyonun yanında oturan kırmızı etekli!" dedim. Yengem gülerek, "Ayfer teyzenin gelini Gamze'yi diyorsun sen. Çıtır kız, tabii beğenirsin! Daha yeni evlendi. Sen gelmeden önce de gerdek gecesini anlatıyordu, doğru düzgün birşey yapamamış kocası... Dur ben birazdan onu çay doldurmaya yollarım yanına!" diyerek kadınların yanına geçti.

Çok geçmeden, Gamze elinde boş bardakların olduğu tepsi ile gülümseyerek mutfağa geldi. Muhabbete nasıl gireceğimi bilmiyordum. Gamze çayları doldururken arkadan süzdüm baya bir, boyu 1.75 civarı, ince belli, çıkık kalçalı biriydi. Çok güzel vücudu vardı. Çayımı bitirip, "Benim çayımı da doldurur musun abla?" dedim. Özellikle abla demiştim, yoksa Gamze benim akranımdı. Gamze, "O kadar büyük mü gösteriyorum ya?" diyerek yüzünü buruşturdu. Ben de gülümseyerek, "Saygıdan abla dedim. Hem ismini bilsem isminle hitap ederim!" dedim. "Adım Gamze!" dedi gülerek. Gözlerinin içine bakarak, "Güzel elinden bir çay içerim o halde Gamze!" dedim. "Tabii Serdar!" diyerek elimdeki bardağı aldı. O anda elime dokunmuştu ve eli ateş gibi yanıyordu.

Çayı doldurup verirken tekrar dokundu eli elime, inanılmaz sıcaktı eli. "Hasta falanmısın, ellerin çok sıcak?" dedim. "Yoo, normal halim bu!" dedi ellerini birbirine sürterek. Sonra da, "Geliyorum!" diyerek çayları vermeye gitti. Elinde çantayla gelip, karşımdaki sandalyeye oturdu. Çantaya bakındıktan sonra bir sigara çıkardı. Çakmak ararken, "Elini sigaranın ucuna tutsan yanar sendeki bu ateşten!" diyerek güldüm. "Haklısın, keşke sigaramı yakabilse ellerim!" dedi. Kendi çakmağımla sigarasını yakıp, elimi göstererek, "İstediğin zaman kendi elinmiş gibi kullanabilirsin!" dedim espirisine. O da gülüp koluma vurdu. Dokunmak için yapmıştı sanki bunu.

Sigarasını içerken sohbet ettik biraz. Sonra sigarasını söndürüp, "Neyse, ben gideyim içeri, yoksa kaynanamın dilinden kurtulamam!" dedi. "Tamam, sıkılınca gel, beklerim!" dedim. "Biraz oturayım, gelirim yanına, içerdeki muhabbet sarmadı beni!" diyerek ayaklandı. İçeri geçerken kıvırması artmış, götü bir sağa bir sola sallanıyordu. Arkasından bakarken sikim kazık gibi olmuştu. Ne yapıp edip, Gamze'yi mutlaka sikmeliyim diye düşündüm.

Odamdan Laptopu alıp mutfağın balkonuna çıktım, sandalyelerin birine oturdum. Face'de takılıp, arkadaşlarla konuşuyordum. Bir süre sonra Gamze tekrar geldi. Yanımdaki sandalyeye oturup, ağzına sigara aldı. Yakmamı bekliyordu, ama çakmağım onun yanındaydı. Bacağından tutunarak çakmağı aldım, sigarasını yaktım. Sonra, "Yok ya, bu sıcaklık normal olamaz, bir doktora görünsen iyi olur sen!" diyerek elimi bacağında gezdirdim. Tepki vermeyince çekmedim elimi. "Lisedeyken doktora gittim, evlenince geçer dedi, ama halen geçmedi. Ben de bilmiyorum niye olduğunu?" diyerek manalı manalı yüzüme baktı. Bu kadar rahat olmasına şaşırmıştım. "Evlenince niye geçiyormuş peki?" diyerek saf ayağına yattım. Kahkaha atarak dizime vurdu ve gözlerime derin derin bakarak, "Evlenince kocam söndürecekmiş bu ateşi!" dedi.

"Eee, halen sıcaksın ama! Kocan söndüremedi mi ateşini yoksa?" diyerek elimi okşarcasına dolaştırdım baldırında. "Ordan bakınca söndürmüş gibi mi görünüyor?" diyerek elimi tuttu, bacaklarını ayırıp amının üstüne koydu ve bastırdı elimi. Gerçekten inanılmaz sıcaktı amı. Ben de elimi amının üstünde oynatarak, "Uygun bir yerde olsaydık, seve seve söndürürdüm senin ateşini!" dedim. Gamze kısık bir sesle, "Ben seni ararım o halde, numaranı ver!" dedi. Numaramı verdim, kaydetti. Yanımdan kalkarken sigarasını düşürmüştü. Almak için tam önümde domalır gibi eğilince, ben de elimi atıp muhteşem kalçalarını okşadım. Gamze biraz öyle kaldıktan sonra doğruldu, bana göz kırpıp içeri geçti.

Sikim yine kazık gibi olmuştu. Biran önce boşalmam lazımdı. Odama geçip kapıyı kilitledim. Laptoptan bir porno açıp, 31'e asıldım. Boşalıp rahatlayınca kendimi yatağa bıraktım...

[Serdar]


Seks Hikayeni Yolla! « Seks Hikayeleri Anasayfa!