|
Dedemin Kiracısı Kuduruk Çıktı! (4) (Serdar 20 Y., Ankara)
Akşam
yemeğinden sonra ailece TV falan seyrettik. Saat 23:00'e geliyordu, sigara
içmek için balkona çıktım. Avludaki çardakta Handan abla yanında
4 kadınla birlikte oturuyordu. İçlerinde ikisi orta yaşın
üstünde, diğer ikisi ise benim yaşlarımdaydı. Kızlara
dikkatli baktığımda birinin de beni kestiğini gördüm. Kızın
üstünde beyaz bir tişört vardı ve tahminimce 90 beden
göğüslerini sımsıkı kavramıştı. Oturdukları
için altını göremiyordum, ama sadece üstüyle bile gideri vardı.
Sigaramı bitirdiğim halde içeri girmedim. Kız da sık
sık bana bakıp duruyordu. Handan ablanın telefonu elindeydi, kızın
annesi olduğunu tahmin ettiğim kadınla konuşurken çevirip
duruyordu. Sanırım sıkılmıştı muhabbetten.
Handan ablaya mesaj attım, "Çatı katına gel, acil!" diye
ve çatı katına çıktım, beklemeye başladım. Az
sonra geldi ve "Ne oldu?" dedi girer girmez. "Özledim
seni!" diyerek dudaklarına yapıştım. Bir süre
öpüştükten sonra, Handan abla elini sikime attı ve avuçlayarak, "Hadi
çabuk olalım!" dedi. Niyetim sikmek değildi. Onu durdurup,
"Senden birşey istiyorum, ama söylemeye çekiniyorum..." dedim.
"İste aşkım, senin için yapamayacağım şey
yok!" dedi. "Ne istersem yaparmısın?" dedim.
"Tabi ki, hadi söyle!" dedi. "Biliyorsun ki senin yerin çok
ayrı bende, seninle yaşadıklarımız çok güzel..."
dedim. Cümlemi tamamlamadan Handan abla, "Sıkıldın mı
benden yoksa, bırakacakmısın beni?" dedi. "Yok
canım, niye bırakayım ben seni? Sadece arada sırada
değişiklik yaşamak istiyorum, farklı birini istiyorum,
biraz daha benim yaşıtım biriyle..." dedim.
"Haa,
öyle desene, korkuttun beni! Ee, ne istiyorsun söyle, çıkar
ağzındaki baklayı bakayım?" dedi gülerek.
"Misafirlerin kim?" dedim ben de gülerek. O da anladı hemen,
"Anlaşıldı, sen Ayşe'yi soruyorsun, ama biraz zor!
Vermeyebilir! Ayrıca babası duyarsa gebertir seni! Demedi deme!"
dedi. "Kimse duymaz merak etme, sen benim numaramı ver ona yeter!"
dedim. "Tamam veririm! Senin hakkında güzel şeyler de söylerim,
sen de cilasını atarsın, benden sana kıyak olsun aşkım!"
dedi. Tekrar dudağına yapışıp öptüm bir süre daha. Handan
abla, "Ben ineyim aşağı, çay götüreyim onlara, birazdan
gidecekler, gitmeden senin şu Ayşe meselesini halledeyim!" dedi.
Handan abla gidince, ben biraz daha durup öyle indim eve.
Balkona
çıktığımda halen oturuyorlardı. Handan abla yukardan
çayla birlikte indi. Ben de karanlık balkonda oturdum onları
izliyordum. Beni göremedikleri için sıkıntım yoktu. Bir süre
sonra Handan abla ile Ayşe ortalıktan kayboldular. Sanırım konuşacaktı
kızla. 5-6 dakika sonra ellerinde kurabiyelerle tekrar diğerlerinin
yanına geldiler. Ayşe durmadan bana bakıp duruyordu. Handan abla
mutlaka vermişti numaramı. Ama kız bana yazar mı, yazmaz
mı orasını bilemiyordum. Bu düşüncelerle içeri geçip TV
izledim.
Yaklaşık
1 saat sonra falan avludan sesler duydum, balkona çıktım. Handan abla
misafirlerini uğurluyordu. Hemen aşağı inip
çardağın ışığını kapattım kimse
görmesin diye. Handan abla misafirlerini uğurlayıp beni görünce
korktu biraz. Ama, "Anlat bakalım noldu?" deyince hemen
başladı anlatmaya, "Verdim numaranı. Kıza seni o biçim
övdüm, eve gidince kesin mesaj atar sana, o kız sende!" dedi.
"Sen varya harika bir kadınsın. Her erkek senin gibi bir
kadına sahip olmak ister, ama sen benimsin!" deyip götünü
avuçladım. Bu sözler hoşuna gidiyordu Handan ablanın. Ömrü
hayatında kocasından böyle şey duymamış biri olarak
beni kaybetmek istemiyordu. Ayrıca kıskançlık huyu da yoktu,
"Sen bana da zaman ayır yeter ki, ben sana kimleri siktiririm merak
etme erkeğim!" diyerek yapıştı dudaklarıma.
Çardakta yakalanma olasılığımız vardı. "Tandırlığa
gidelim, özledim seni!" dedim. Çarçabuk içeri girdik. İçerde,
kullanılmayan eski hasır yastıklardan vardı. Onlardan birkaç
tane yan yana koyup yatak yaptık. Handan ablayı üstüne yatırıp,
pantolonunu çıkardım. İçinde mavi bir külot vardı. Aceleyle
onu da çıkardım. Amında ve çevresinde tek kıl tanesi yoktu.
Bugün için hazırlık yapmıştı. Geç de olsa
muradına erecekti bugün için. Amına yumulup yalamaya
başladım, aynı anda inlemeye başladı Handan abla. Bana,
"Bugün sana neler yapacaktım bir bilsen. Bütün gün senin beni
siktiğini düşündüm erkeğim, biran önce sik beni, doldur
amımı!" diye diye kasılmaya başladı.
İnleyerek orgazm oluyordu. Handan abla çok kuduruk bir kadındı.
Sadece am dudaklarını yalamama rağmen hemen boşalmıştı.
Hoş şaşmamak lazım, göğüslerinin yalanmasıyla bile
boşalabilen biriydi.
Gece
yarısı olduğundan ve tehlikeli bir yerde olduğumuzdan,
elimi çabuk tutup pantolonumu ve boxerimi indirdim hemen. Sikim zaten keser
sapı gibi olmuştu. Sikimin başını biraz sürttüm amına.
Yeni boşaldığı için ıslak olan amına girmem zor
olmadı. Misyoner pozisyonunda içine girip çıkıyordum.
Kıçını kaldırıp ellerimle omuzlarından tuttum.
Sikimin içine nasıl girip çıktığını görsün diye.
Yavaşca çıkıp birden giriyordum içine. Am dudakları bir
açılıp bir kapanıyordu. Gerçekten çok güzel görünüyordu yukardan
bakınca...
Bir süre
daha bu şekilde siktikten sonra pørnølarda görüpte hiç denemediğim
bir pozisyonu denemek istedim. Handan ufak tefek biri olduğu için, bunu
ayağa kaldırıp ayaklarını belime doladım,
kollarını da boynuma attırdım ve içine girdim.
Kucağımda zıplata zıplata sikiyordum. Çok hoşuma
gitmişti bu pozisyon. İçine köküne kadar sokuyor, istediğim
kadar hızlanıyordum. Bu sırada da deli gibi
öpüşüyorduk...
Yorulunca
aynı pozisyonda duvara dayayarak sikmeye devam ettim. İkimiz de deli
gibi inliyorduk. Tandırlıkta pencere yoktu, kapıyı da
mecburiyetten kapatmıştık. İçerisi zaten sıcaktı,
biz de ateşlice sikişirken pestilimiz çıkmış, terden
sırıl sıklam olmuştuk. Sadece alt taraflarımız
çıplaktı. Tişörtüm üstüme yapışmıştı.
Durmak istemiyordum. Boşalana kadar bu pozisyonda siktim. Boşalmaya
yakın, "Geliyorum ben, hadi beraber boşalalım!" dedim.
Ben amın içindeyken aynı anda boşalmak bana büyük haz veriyordu.
Bir iki kere daha girip çıktıktan sonra boşalmaya
başladım. Handan abla da, "Ohh yaktın içimi sikicim,
dayanamıyorum bu ateşe, fışkırt içime, en derine
gönder döllerini, bu am kurban olsun sana!" diyerek orgazm oldu. Amı
kasılırken sikimi sıkıp bırakıyor, sikimde kalan
son dölleri de çıkartıyordu. Bu anın bitmesini hiç istemedim, biraze
daha bekledik öyle.
Kendimize geldiğimizde, amından döllerim yere damlıyordu. Pek
önemsemedik. İkimizin de alnından şıpır
şıpır ter damlıyordu. "Harikasın
aşkım!" diyerek öptüm bunu. Bir süre öpüştükten sonra
Handan abla, "Aşkım ben gideyim artık, yoksa kocam
anlayacak!" dedi. Ben de, "Elini yüzünü yıka çeşmede, bu halde
görünme, anlar yoksa!" dedim. O da onaylayarak külodunu ve pantolonunu
giyip gitti. Ben de üstümü giyinip, birkaç dakika bekledikten sonra
çıktım, çeşmeye elimi yüzümü yıkamaya gittim. İyi
gelmişti su.
Sonra
çardağa gidip keyif sigarası yaktım. Aklıma Ayşe
geldi, mesaj atmıştır ümidiyle telefonuma baktım. 3 tane
mesaj gelmişti. Kafamda bu kıza nasıl
yaklaşırımın planlarını yapmaya
başlamıştım bile. Mesajların biri Zübeyde
abladandı, "Müsaitmisin ablacım?" yazıyordu. Çok
hoşuma gitti bu davranışı, dediğim gibi davranıyordu.
Bir kere daha anladım olgun kadının farkını. Dertsiz
tasasız, emrime amade iki tane kuduruk karım olmuştu.
Diğer 2
mesaj Ayşe'dendi. İlkinde (20 dakika önce), "Selam!"
yazmış, benden cevap gelmeyince de ikinci mesajı göndermiş,
"Handan abladan aldım numaranı, ben Ayşe!" diye yazmış
ikinci mesajında. Hemen cevap yazdım, "Ayşe? Hani şu uzaktan
gördüğüm kanatsız melek misin yoksa?" yazıp yolladım. Bir
süre sonra gelen cevabında, "Galiba. Ama unutma, şeytan da bir
melektir!" yazmıştı. Anında cevap yazdım,
"Yakından bakmak gerekiyor desene!" diye.
Biraz mesajlaştıktan sonra, "Müsaitsen arayım
konuşalım, sesini merak ediyorum!" diye bir mesaj gönderdim.
"Tamam ara!" yazınca aradım. İnce tiz bir sesi
vardı. Heyecanlıydı, konuşurken sesi titriyordu. Ben
gözlerimi kapattım, sanki göğüsleriyle konuşuyordum. Telefonda birbirimizi
biraz tanıdıktan sonra ona, "Ee, ne zaman gösteriyorsun içindeki
şeytanı?" diye sordum. "Sen ne zaman istersen
görebilirsin!" dedi. "O halde yarın görmek istiyorum!"
dedim. "Ama dikkatli olmamız gerek, babam görürse şeytanı
görürüz ikimiz de!" dedi gülerek. "O zaman babanın
göremeyeceği bir yere gidelim!" dedim. "Evet ama nereye?" dedi.
"Gölete gidelim, orda kimse bulamaz bizi!" dedim. "Tamam,
anlaştık!" dedi. Biraz daha muhabbet ettikten sonra
kapattık telefonu. Aslında kapatmayıp yarın hakkında
konuşup yoklamak istedim, ama sonra vazgeçtim. İlk günden
kızı korkutmak ürkütmek istemedim.
Sonra Zübeyde
ablayı aradım. Telefon daha bir kere çalınca açtı telefonu
ve "Müsaitmisin, rahat konuşabilirmiyiz?" dedi. "Müsaitim
hayatım! Bu ne hız böyle, çalar çalmaz açtın telefonu?"
dedim. "İki saattir senden cevap bekliyorum, seninle yaşadıklarımız
aklımdan çıkmıyor, uyuyamadım bir türlü!" dedi. "Niye
uyuyamadın bakayım?" dedim. "Sana doyamadım tam
anlamıyla!" dedi. "Gelmemi istermisin?" dedim. Birden sesi
değişti ve "Sahiden gelirmisin?" dedi. "Ben senin
neyinim söyle bakayım?" dedim. "Erkeğimsin, sikicimsin,
kocamsın, herşeyimsin! Hadi gel biran önce karının,
kadınının yanına!" dedi. "Tamam aşkım,
yarım saate kollarındayım!" deyip kapattım.
Yukarı
çıkıp evdekileri yokladım. Annem dışında herkes
uyumuştu. Anneme, "Ben Salih'in dükkana gidiyorum, nargile
içeceğiz anne, muhtemelen onda kalırım bu gece!" dedim.
Zaten ordaki tek arkadaşım Salih'ti. Küçük bir nargile kafesi
vardı. Liseliler takılırdı. Bazı geceler de orda
sabahlardık. Salih liseli kızları düşürüp dükkanın
deposunda sikerdi. Ben de dükkana bakardım. Bana da bir iki kere kız ayarlamıştı,
ama birşey yapamadan Ankara'ya dönmüştüm ben.
Evden çıkıp, atladım arabaya. Önce açık bir market gibi bir
şey aradım. Vodka, çerez ve biraz da meyva alıp Zübeyde
ablanın evine sürdüm. Eve yakın bir yerde arabayı parkedip,
sağa sola bakarak dikkatlice kapısını çaldım.
Kapıyı anında açtı, "Gel, gel! dedi. İçeri geçer
geçmez kapattı kapıyı. Üzerinde, içini gösteren ince bir gecelik
vardı. Büyük dolgun ve dik göğüsleri inanılmaz güzel görünüyordu.
Altında da yeni aldığımız bordo tanga külot vardı.
Yüzüne hafif bir makyaj yapmış, saçları da hafif nemliydi.
Yarım saat içinde duş almış ve
hazırlanmıştı. O kadar güzel görünüyordu ki, sabaha kadar
bıkmadan izleyebilirdim. "Harika görünüyorsun, bakmaya doyamadım
sana!" deyip sakince dudaklarını öptüm. O kadar tatlı ve
sıcaktı ki dudakları, ayrılmadan 15 dakika boyunca sadece
öpüştük. Dudaklarım artık karıncalanmıştı.
Geriye çekildiğimizde nefes nefeseydik.
"Seni
çok seviyorum erkeğim, sahibim!" diyerek sarıldı bana. Sadece
kuduruk değildi, duygusal olarak da bir açlık vardı Zübeyde
ablada. Eğer yaşımız tutsaydı kesinlikle evlenirdim
onunla. "Ben de seni çok seviyorum, kadınım benim!" deyip alnından
öptüm. Hoşuna gitmişti bu hareket. Elimdeki poşeti verip,
"Aşkım sen bunları hazırla, ben çok terledim, duş
almak istiyorum!" dedim. "Tamam erkeğim, çabuk çık
bekletme!" diyerek banyonun yerini gösterip, mutfağa gitti. Duş
alıp, kardeşi Handan'ın kokusunu vücudumdan atmak istiyordum.
Ben yıkanırken havlu getirdi bana. Yıkanıp
kurulandıktan sonra boxerimi giyip, havluyu da belime sarıp
çıktım banyodan.
Evi çok
güzel döşenmişti. Siyah ve beyazı çok sevdiği belliydi.
Koltuk takımı, vitrinler, halı falan hep siyah beyazdı.
Evin bütün perdeleri çekili, salonda klima çalışıyordu. Salondan
çıkıp, yatak odası diye tahmin ettiğim loş
ışıklı odaya gittim. Odada bir sürü mum yanıyordu. En
az salon kadar büyük bir oda ve duvarları kırmızı duvar
kağıdıyla kaplıydı. Kocaman bir yatak, siyah gardrop
ve hemen hemen heryerde de ayna vardı. Hayalimdeki yatak odası da
böyleydi. Getirdiğim şeyleri hazırlamış, tepsiyle yatağın
üstüne koymuştu. "Sıhhatler olsun erkeğim!" derken gözlerinin
içi gülüyordu. Ben de teşekkür edip dudaklarına bir öpücük kondurdum.
Gecenin güzelliği yavaş yavaş başlıyordu...
Zübeyde abla
ile sadece sex amaçlı birlikte olmak istemiyordum. Bir kadının sevilmek,
korunmak ve sahiplenmek gibi olgularını da benimle
yaşamasını istiyordum. İçkilerimizi yudumlamaya
başlamıştık. Hayatımızdaki önemsediğimiz şeylerden
bahsediyorduk. Birbirimize sarılmış, içkilerimizi içip,
birbirimize meyve yediriyorduk. Balayı çifti gibi olmuştuk. Bunu
kendisine de söyleyince, "Beraber tatile gidelim mi? 9-10 gün kaçalım
buralardan. Dilediğimizce gezeriz, birlikte oluruz!" dedi. Tatile
çıkmayı ben de çok istiyordum, fakat maddi durumum bu yıl el
vermiyordu. Zübeyde ablaya bunu açıklayınca, "Parayı sorun
etme canım, çok param var, benim param senin paran sayılır. Benim
için senden kıymetli birşey yok bu hayatta artık!" dedi. Şaşırmıştım,
ama bir o kadar da hoşuma gitmişti söylediği. "Peki, madem
senin benim yok, biz varsak, gidelim!" dedim.
Tatil planımızı da yapmıştık. Bodrum'da kaliteli,
ama sakin bir otele gidecektik. Ben erkenden gidecektim. Benden bir gün sonra
da Zübeyde abla gelecekti. Dikkat çekmemek için yapıyorduk bunu. Tatilde
ne yapacağımıza, nasıl sevişeceğimize kadar
konuştuk. Bu sırada içtiğimiz içkiler de yavaş yavaş
kana karışıp vücutlarımızı ateşlendirmeye
başlamıştı. Birbirimize aç kurtlar gibi bakıyorduk. Herşeyi
kenara koyup öpüşme başladık. Sakin sakin acele etmeden
yapıyorduk bu işi. Bir süre sonra ellerimiz şuursuzca
okşuyordu bedenlerimizi. Yarım saate yakın sürdü bu öpüşme.
Ayrıldığımızda nefeslerimiz
kontrolsüzleşmişti. Dudaklarımız uyuşmuş, hararetimiz
artmıştı.
Boynuna
öpücükler kondurup aşağıya doğru indim. Öpe öpe
dudaklarımı dolaştırıyordum her bir noktasında.
Ellerimi geceliğinin altına sokup çıplak göğüslerine
dokundum. Dolgun dik memeleri her hefes aldığında beni
çağırır gibi inip kalkıyordu. Geceliğini
sıyırıp çıkarttım. Acıkmış bir bebek
gibi ağzıma aldım meme uçlarını. Emiyordum,
yalıyordum, alabildiğimce ağzıma alıyordum
göğüslerini. Zübeyde abla da gözlerini kapatmış keyfine
bakıyordu. Sikim demir gibi olmuştu, ama acele etmek istemiyordum.
Öperek aşağıya doğru indim. Giydiği tanga o kadar çok
yakışmıştı ki, çıkarmak istemedim.
Parmaklarımla külodunun üstünden amıyla oynadım biraz.
Amının bütün hatları ortaya çıkmıştı. Bu
güzel görüntüyü bozmadan yalamaya başladım. Deli gibi yalıyordum
amını külodun üstünden.
Sonra külodunu
yana çekip, sulanmış ve yanlara doğru açılmış
olan etli am dudaklarını emdim. İçime çekiyor,
bırakırken de dilimle uyarıyordum. Bu sırada Zübeyde abla deli
gibi inlemeye başladı. Bu harekete fazla dayanamaycağını
anladım. Benim de niyetim onu bir kez boşaltıp, ikinci
orgazmı içindeyken yaşatmaktı. Dilimle klitorisini uyarmaya, parmağımı
da içine sokup çıkarmaya başladım. Zübeyde abla daha fazla
dayanamayıp kasılmaya titremeye başladı. Gene işer
gibi suratıma boşalmaya başladı. Boşalması bitene
kadar parmağım içindeydi. Parmağımı içinde
sıkıyordu. Boşalması bitince belime sardığım
havluyu alıp yüzümü sildim.
Daha sonra
boxerimi çıkarttım. Zübeyde abla kendine gelince beni
yatırıp sikimi yalamaya başladı. İkimiz de
inanılmaz zevk alıyorduk bu işten. Sikimin tamamını
ağzına alıp bir süre bekliyor, daha sonra emerek
ağzından çekiyordu. Çıkartırken sanki içimde ne var ne yok
herşeyi kendine çekiyordu. Bunu zevkle yapıyordu. Bir süre sonra bu
hareketlere fazla dayanamayacağımı anladım, "Yeter
aşkım, amına girmek istiyorum!" dedim. Üstümden kalkıp
yatağa uzandı ve bacaklarını açtı, "Hadi gir
içime erkeğim, hepsini bir anda sok, seni hissetmek istiyorum!"
diyerek beni daha çok ateşlendirdi.
Yataktan
aşağı inip, Zübeyde ablayı tam sikimin ucuna gelecek
şekilde ayarladım. Beklemeden sikimin kafasını amının
girişine soktum. Amının içi fırın gibi sıcaktı.
Dibine kadar sokup, bir süre bekledim. "Ohhh erkeğim, daha önce
nerdeydin sen! Sakın bırakma beni, hep benle ol, her şeyimle
seninim, hep yanımda ol!" dedi. "Hep yanındayım ben
senin aşkım, sen artık bana aitsin, kadınımsım,
karımsın!" diye diye içine girip çıkmaya
başladım. Gözlerimi kapatmış, kendimi olaya
kaptırmıştım. İnanılmaz bir zevk dalgası
sarmıştı beni. Vücudumun her noktası uyarılmış
gibi titriyordum. Amına deli gibi girip çıkarken, "Yavaş
aşkım, canımı acıtıyorsun!" deyince durdum
içinde. Ne oldu, ne bitti, ne ara bu kadar hızlandım bilmiyordum. Ama
terden sırıl sıklam olmuş bir haldeydim. "Özür dilerim
aşkım, inan nasıl olduğunu anlamadım. Tek
bildiğim çok zevk aldığım!" deyip dudaklarına
yapıştım.
Daha boşalmamıştım, ama sikimi amından
çıkardım. Amına baktığımda da hak verdim
kendisine. Am dudakları morarmış, iç kısmı ise
kızarmıştı. Vakit kaybetmeden yüzüstü çevirdim, daha 8-10
saat önce kızlığını aldığım götüne
girecektim. Götünü sikeceğimi anlayınca, "Krem en üst çekmecede!"
deyip dörtayak domaldı. Uzanıp çekmeceden kremi aldım. Göt
deliğine ve sikimin başına sürdüm. Parmağımı götüne
sokunca zorlanmadan girdi içine. İkinci parmağımı da sokup
iyice alıştırdıktan sonra, sikimin başını göt
deliğine dayayıp yüklendim. Başı girerken sadece, "Ihhhh!"
dedi. Yavaş yavaş geri kalanını da soktum. Bir süre sonra
taşaklarım amına değiyordu. Götü dardı ve
hızlı hareket etmeme engel oluyordu. Bir süre yavaşca girip
çıktım. Götü iyice alıştıktan sonra daha da
hızlandım. Kendime hakim olamıyordum. Bir an önce boşalmak
istiyordum.
Onun da zevk
alması için elimi öne atıp amıyla oynamaya başladım.
Bu hoşuna gitmiş olacak ki, inlemeye ve kafasını deli gibi
sallamaya başladı. Ben artık boşalmak üzereydim. Hareketlerine
bakılırsa o da orgazm olacaktı. Elimle daha hızlı
oynamaya başladım. Zübeyde abla inleyerek orgazm olurken kasılıyor,
büzük kasları sikimi sıkıştırıyordu. Bu hareket
çok hoşuma gidiyordu. Ben de fazla dayanamadan götünün içine
fışkırtmaya başladım. Bugün kaç kere
boşaldığımı hatırlamıyordum. Sikimde döl
namına ne kaldıysa hepsi çıkmıştı. Bir süre sonra
yatağa devrildim ben de.
Bugün
gerçekten çok yorulmuştum. Yorgun olduğumu gören Zübeyde abla,
"Aşkım duş alıp yatalım mı?" dedi. Onu
kırmamak için kalkıp duş aldık, yoksa öylece
yatacaktım. Yıkandıktan sonra çarşafı düzeltip
kendimizi üzerine bıraktık. Karı koca gibi sarılıp
uyuduk...
[Serdar]
|