|
Yarak Hastası Yetmişlik Ev Sahibim ve Bakire Cüce Kızı! (2) (Tamer 45 Y., İstanbul)
Akşamüstü
telefonum çaldı. Arayan Aliye Hanımdı. Akşam için
hazırlık yaptığını, yemeği birlikte
yiyeceğimizi söyledi. "İclal ne durumda. Problem çıktı
mı?" diye sorduğumda, "Yok hayatım, ne problemi
olacak. Odasında kitap okuyor. Bir ara senin dairene geçip müzik
dinlediğini duydum. Ben kendi hayatımı yaşıyorum
sonuçta, bir şey diyemez!" dedi. Sesi oldukça rahattı bunu
söylerken. Anne kız arasındaki ilişki klasik Türk aile
yapısından farklıydı.
Biraz geç
çıktım işten. Güzel bir şişe şarap alıp eve
gittim. Aliye Hanım her zamankinden daha şık ve özenliydi bu
akşam. Kuaföre gitmiş, saçlarını
yaptırmıştı. Rengini platin sarısından açık
sarıya çevirmişti. Teninin rengine daha iyi uymuştu bu renk.
Güzel bir makyaj yapmış, bir ara reklam kampanyasında
çalıştığım pahalı bir parfümden
sıkmıştı üstüne. Sıcak yaz akşamına uygun
açık mavi boyundan bağlamalı kısa bir elbise giymişti.
Derin göğüs dekolteli ve sırtı açık elbisenin altına
sutyen giymediği belliydi. Çorapsız beyaz bacakları yeni
ağda yapılmış gibi parlıyordu.
"Saçların
çok güzel olmuş!" dediğimde gülümseyerek, "Senin için
yaptım!" dedi. İclal görünmüyordu. "Hayırdır,
gelmeyecek mi?" diye sorduğumda, "Gelecek, ama
hazırlık yapıyor küçük şeytan!" dedi gülerek. Onun
olmamasını fırsat bilip dudaklarıma bir öpücük kondurdu.
Bense elimi götüne atıp avuçladım. Fısıltıyla bana, "Bu
akşam da geliyorum, ona göre!" dedi gülümseyerek. "Söylemene
bile gerek yok!" dedim yanıt olarak.
İclal
birkaç dakika sonra odasından çıktı. Daha önce gördüklerimden
farklı bir İclal vardı bu akşam. Beyaz ip askılı
bluzunun altına siyah bir sutyen takmıştı. Memeleri içine
bolca kabartma tozu konulan bir hamur gibi şişmiş, büyümüş
gibiydi. Altına ise dapdar, kısacık siyah bir etek giymiş,
yüksek topuklu terliklerinin üstünde yürüyordu. Çıkık ve kalkık
küçük götünü konuşturuyordu bu akşam İclal. Yüzüne gözlerinin
badem şeklini açığa çıkaran hoş bir makyaj
yapmıştı. Kulaklarınaysa nerdeyse omuzlarına gelen
zincir küpeler takmıştı. Kısa beyaz bacakları
tıpkı annesininkiler gibi parlıyordu, ama onunkilerden hariç tek
bir kırışık yoktu.
Nazikçe, "Hoş
geldin!" dedi. "Hoş bulduk. Çok güzel olmuşsun İclal.
Seni böyle görmek çok güzel!" dediğimde, "Teşekkür ederim,
biraz değişiklik yapmak istedim!" diye yanıtladı
üzerine minder koyduğu sandalyesine oturarak. Yemekte Aliye Hanım sol
yanımda oturuyordu, İclal ise karşımdaydı. Güzel
yemekler ve sıcak sohbetin yanında şarabın da etkisiyle
Aliye Hanım elimi tutar olmuştu dün geceki gibi. İclal'in
karşısında yeni çıkmaya başlamış liseli
sevgililer gibi bir görüntü oluşturuyorduk. Zaman zaman gülerken
başını omzuma dayıyordu. Ben bu durumdan
rahatsızlık duysam da, Aliye Hanım hiç oralı değildi,
gayet rahat ve neşeliydi. Ama İclal'in sorgulayıcı
bakışlarını üzerimde hissediyordum.
Yemeğin
sonlarına doğru, Aliye Hanım, "Sana söylemek istediğim
bir şey var!" dedi İclal'e. İclal meraklı
bakışlarla annesine ve bana bakarken ben de Aliye Hanıma
baktım ne diyecek diye. Aliye Hanım elimi tutup, "Tamer'le
aramızda bir ilişki var kızım, bunu benden duymanı
istedim!" dediğinde İclal pek
şaşırmamış gibi baktı ikimize de.
Oysa ben
çok şaşkındım. Bir kere siktiğim 70
yaşındaki ev sahibim aramızda bir ilişki olduğundan
bahsediyordu. Kadın beni sahiplenmişti hemen. Ne diyeceğimi
şaşırdım. Kendimi jigolo gibi hissettim İclal'in
karşısında. Ben başımı öne eğerken,
İclal, "İkinizi de tebrik ederim!" dediğinde asıl
şoku yaşadım. "Nasıl yani?" dedim kendi kendime. "Kızmadın
mı?" diye sordum çekinerek. "Hayır, neden
kızayım. İkiniz de yetişkin insanlarsınız. Benim
annemin hayatına karışmak gibi bir lüksüm yok. Tıpkı
onun benimkine karışmaması gibi. Ben Feodal düşüncelerden
arınmış bir insanım. Sizin adınıza çok sevindim.
Umarım mutlu olursunuz!" dedi. Ardından kadehindeki
şarabı kafasına dikti.
Bu
açıklamanın sonrasında tuvalete gitmek için kalkınca, Aliye
Hanıma, "Bunu söylemekle doğru mu yaptın?" diye
sordum. "Tabii ki, neden şaşırdın?
Kızımın benden duymasını istedim. İclal açık
ve modern fikirli bir kızdır. Benim ilişkim olmasına
kızmayacağını biliyorum. Bu sabah (Tamer ile aranda bir
şey varsa benden saklama!) dedi bana. Ben de senin yanında söylemek
istedim!" dedi yanıt olarak. Ardından da, "Sen neden böyle
oldun birden? Yoksa hoşuna gitmedi mi bu söylediklerim? Aramızda bir
şey olmadığını mı söylemek istiyorsun? Dün gece
olanlar bir kerelik bir şey miydi?" dedi hızlı
hızlı. Aynı zamanda alınmış,
kırılmıştı. Sesi ve yüzünün aldığı
şekilden kolayca anlaşılıyordu.
"Hayır,
nerden çıkardın? Sadece bir anda böyle pat diye söyleyince
şaşırdım. İclal'in tepki vermesinden çekindim!" dedim.
Aliye Hanım elimi sıkıca tutarak, "Çekinmene gerek yok,
dediğim gibi İclal eski kafa yapısına sahip biri
değil. Ondan yana sıkıntın olmasın!" dedi. O
sırada İclal yeniden salona döndü. Aynı şekilde minderin
üstüne çıkıp oturdu ve "İlerisi için ne düşünüyorsunuz?"
diye sordu gözlerini açarak.
Bu sorusu
karşısında daha da şaşırdım. Ne demekti
ilerisi? Ama benim şaşkınlığıma karşın
Aliye Hanım bu soruyu sanki bekliyormuş gibi gülümsedi. Kolumu tuttu
iki eliyle ve "Henüz konuşmadık bunu!" dedi neşeyle.
İclal'in ilerisi dediği evlilikti. Aliye Hanım buna çoktan
hazırmış gibi görünüyordu. Kadını siktiğime pişman oldum. Başıma iş almıştım. Kendimden
25 yaş büyük bir kadınla evlenme fikri çok saçmaydı. Ama o anda
bunu
söyleyemezdim.
Yemeğin
ardından Aliye Hanımın yaptığı kahvelerimizi
içerken İclal tekli koltukta oturmuştu. Ayakları havada
kalıyordu. Kısa ve parlak bacakları süper minisinin altında
tam karşımdaydı. Şişkin memeleri öne doğru
fırlamıştı. Annesi gibi göğüs çatalının
görünmesinden rahatsızlık duymuyordu hiçbir şekilde. Annesi de
kızının bu görüntüsünden rahatsız değildi. Onu kendine
rakip olarak görmüyordu, sebebi de İclal'in cüce olmasıydı.
Aliye
Hanım ikili koltukta hemen yanımdaydı.
Konuşmamız
sinema, müzik ve edebiyat üzerine geliştiğinde Aliye Hanım suskun
kaldı. İclal ve aramdaki konuşmayı dinlemekle yetindi.
Ancak bu durumdan sıkıldığı her halinden belliydi. Cep telefonu ile ilgileniyordu. Ara sıra bir şeyler söyleyip konuyu
dağıtmaya çalıştıysa da, ne ben ne de İclal
oralı olmadık. Boşandığımdan beri ev
ortamında böyle bir sohbeti özlemiştim çünkü. Eski karım bir
yayınevinde editördü. Kültürlü bir kadındı,
dırdırı ve kıskançlığı olmasa bu sohbetleri
onunla
yapıyor olurdum.
Saat 23:30
gibiyken İclal, "Benim uykum var, size iyi geceler!" diyerek
kalktı. O gider gitmez, "Öff, bütün gece bizimle oturup gitmeyecek
sandım!" dedi annesi. Bana da içerlemişti. "Sevgilin
yanındayken başka kadınlarla ilgilenme!" dedi
yanağımdan öptükten sonra. Sonra da telefonunu çıkarıp, "Bak,
sana ne göstereceğim!" diyerek kendi Facebook sayfasını
açtı. O ana kadar Facebook kullandığını bile
bilmiyordum. İlişki durumunu gösterip, "Bak, ilişki
durumumu değiştirdim. Arkadaşlarımdan sorular peş
peşe
gelmeye
başladı!" dedi gülerek.
Küçük bir
Facebook grubu kurmuşlardı. Arkadaşları kendisi gibi birkaç
kadındı. "Seni çok merak ediyorlar, ama onlara göstermeye hiç
niyetim yok, yoksa seni havada kaparlar!" dedi sonra da. Boynumu ve
yanaklarımı öperken, "Beraber bu gece pørnø izleyelim mi?"
diye sordu. Yan gözle bakıp, "Pørnø mu?" dedim. "Evet, dün
dedim ya. Kocamın getirdiği filmler, dergiler duruyor halen!"
dedi utanmaz bir gülümseme eşliğinde. "Hepsini yatak
odasındaki kasada saklıyorum. Sen dairene geç, ben onları
alıp geleyim!" dediğinde, "İyi, hadi bakalım!"
dedim. Asıl amacım onunla konuşmaktı. Evlilik konusunda ne
düşündüğünü öğrenmek istiyordum. Gerçekten böyle bir niyeti
var
mıydı?
Daireme
geçtikten sonra salonda beklerken Aliye Hanım elinde siyah bir laptop
çantası ile geldi. Çanta içine konulanlarla şişmiş,
ağırlaşmıştı. Neşeyle yanıma oturdu. Çantanın
tüm gözleri CD'ler ve pørnø dergilerle doluydu. 2000'lerin başından
kalma dergilerdi hepsi de. Parlak kuşe kağıtlı dergilerin
sayfalarının epey çevrildiği belliydi. CD'ler ise naylon
poşetler içindeydi. Sokakta kaçak satılanlardandı hepsi.
Bazı
CD'lerin
üstünde kalemle yazılar da vardı.
"Fehmi
alıp getirirdi bunları. Beraber izlerdik. O öldükten sonra pek
ihtiyacım olmadı, ama atmak da istemedim. Kısmet
sanaymış!" dedi göğsüme yaslanıp. Konuya girmem için tam zamanıydı. Saçını
okşayıp alnını
öptüm önce. "Sen ilerisi için derken evliliği mi kastediyordun?"
diye sordum. Gözleri parıldadı, keyifli bir sesle, "Evet!"
dedi. Ancak aklımdakileri anlamış gibi, "Senin öyle bir
niyetin yok anlaşılan!" dedi soğuk
bir
sesle.
"Sence
bu doğru mu peki? Yani evlenmemiz. Dün gece
yaşadıklarımızdan sonra senin aklına evlilik mi geldi
hemen?" dediğimde geriye çekilip, "Hayır evlilik gelmedi,
ama olursa da seve seve kabul ederim. Aramızdaki yaş
farkını sorun yaptığının farkındayım.
Benim için de zor bir durum, ama sana olan sevgim her şeyin üstünde Tamer.
Bunu bilmeni istiyorum. Seninle ömrümün kalan yıllarını geçirmek
istiyorum. Aynı hayatı, aynı yatağı paylaşmak
istiyorum. Bunun evlilik adı altında resmi bir sıfatla
olması hoşuma gider, ama zorunluluk değil elbette. Seni
bulduktan sonra evliliğe zorlayarak kaybetmek istemiyorum. Senin de bu
şekilde düşünmeni istemiyorum. Evlilik benim için olmazsa olmaz
değil. Fehmi öldükten sonra ilk defa bir erkek hayatıma girdi.
İclal de bunu bildiği için seni babasıyla mukayese ediyor.
Evlilik konusunu açmasının da sebebi bu. Ben onunla konuşurum.
Sen aklını bulandırma. Beraber yaşarız, ben buraya geçerim,
İclal yanda kalır. Yememiz içmemiz bir olur elbette, ama en
azından akşamlarımız bize ait olur. Hem artık kira da
vermemiş olursun. Zaten çok şükür kira gelirine muhtaç da
değilim!"
dedi
uzun
bir açıklamada bulunarak.
Evliliği
düşünmemesi, daha doğrusu beni buna zorlamayacak olması
hoşuma gitti. Resmi olarak evli olmasak bile aynı evde karı koca
hayatı yaşayacaktık. İtiraz edeceğim bir durum
değildi bu. Aylık 3.500 TL kira masrafımın bitecek
olması da cabasıydı. Hem nafaka, hem yüksek
kira, gelirimin
büyük
bölümünü kapsıyordu.
Konuşmamız
sona ererken çantadan birkaç CD aldı. Bunlar beyaz zarfların
içindeydi diğerlerinden ayrı olarak. "Bunlar benim için özel
olanlar!" dedi. "Nasıl özel, ne var bunlarda?" diye sordum.
Aliye Hanımın yüzüne edepsiz bir gülümseme yayıldı önce.
Sonra da kulağıma eğilip, "Fehmi ile kendi filmlerimizi
çekmiştik!" dedi. "Nasıl yani?" diye sordum
başımı çevirip. "Kendinizi kameraya mı
çekmiştiniz?" dediğimde başını 'Evet!'
anlamında salladı. "İzlemek ister misin?"
diye
sordu
sonrasında.
"Ölen
kocanla çektiğin filmi benimle izlemek mi istiyorsun? Yanlış
anlamadım değil mi?" dediğimde, "Hayır
yanlış anlamadın. Neden istediğimi biliyor musun?"
diye sordu gözlerime bakarak. "Neden?" dediğimde, "20
yıl önceki halimi görmeni istiyorum!" dedi. Ardından zarfı
açıp üzerinde "Kayıt 1" yazan CD'yi uzattı. Ama ben
böyle bir şeye hazır değildim. "Bence bu doğru bir
şey değil, kocanla yaşadıkların sadece size ait özel
şeyler. Öyle de olmalı!" dedim,
ancak
Aliye Hanım o fikirde
değildi. Yine de itiraz etmedi, ama, "İlerde fikrini
değiştirirsin belki!" dedi.
Sonra da
poşet içindeki başka bir filmi çıkarıp verdi. "Bu
sevdiğim filmlerden birisidir!" dedi. Işıkları kapadım.
CD'yi oynatıcıya taktım. Aliye Hanım bacak bacak üstüne
atıp başını göğsüme koydu. Alman yapımı bir
filmdi bu. Konusu yoktu. Olgun hatta yaşlı kadınlar genç
erkeklerle sikişiyordu. İri yarı, kilolu,
bazısının amı kıllı
Alman
kadınlarının sırayla sikişme sahnelerinden
oluşuyordu.
Filmi
izlerken pantolonun altındaki yarağım sertleşmeye
başlamıştı. Aliye Hanım bunun farkına vardı
çünkü sol eli yarağımın üzerinde geziniyordu. "Üstündekileri
çıkartsana, rahat ol!" dedi. Ayağa kalkıp soyunurken, o da
boyundan bağlamalı elbisesini çıkardı. Küçük bir sürpriz
karşımdaydı. Sutyen takmamıştı, ama minik bir siyah
tanga giymişti. Etrafında döndü dün geceki
gibi. Tanganın
arkası göt yanaklarının arasında kaybolmuştu.
Amının büyük dudakları
da
tanganın önünden
taşmıştı.
Ellerimle
sıyırıp çıkardım tangasını. "Bunlar
gibi daha bir sürü külotlarım sutyenlerim var. Hepsini Fehmi
almıştı. Hatıra diyerek hiç birini atmadım. İyi
ki atmamışım!" dedi gülerek. "Rahmetli de sikine çok
düşkünmüş!" dediğimde kıs kıs güldü. "Öyleydi.
Yaşı ilerledikçe daha da azmaya başlamıştı!"
dedikten
sonra
çırılçıplak halde oturduk koltuğa.
Yarağım
Aliye Hanımın hünerli elleri sayesinde dikleşmiş,
sertleşmişti iyice. Salona filmde sikişen kadınların
iniltileri, adamların pompalama sesleri yayılıyordu. Artık
daha fazla sabredecek durumumuz kalmadığında Aliye Hanım kalkıp dizlerini kanepeye koyarak kucağıma oturur gibi
yaptı. Koca yarağımı kavrayıp amına
hizaladıktan sonra da yavaş yavaş götünü indirdi.
Yarağım yıllanmış amına girerken
dudaklarından derin iniltiler çıkıyordu. Gözlerini
kapatmış dudaklarını emiyordu. Sonunda
yarağımı tamamen amına aldığında filmdeki
kadınların
seslerini
bastırır bir inilti döküldü dudaklarından.
Geriye
yaslanıp onu sıkıca kavradım kollarımla. Ellerini
omuzlarıma koydu, yavaş yavaş öne arkaya hareket etmeye
başladı. Sarkık büyük memeleri göğsüme baskı
yapıyordu. Onları altlarından tutup yukarı
kaldırdım, uçlarını emmeye başladım. O ise ağır ağır yaylanmaya devam ederek
hırıltılı sesler çıkartıyordu. Yarağım
amıyla bütünleşmişti. Aliye Hanımı hissediyordum tüm
vücudumla
ve ruhumla. Boydan boya aldığı yarağım onu
zevke getiriyordu. Yıllanmış amının derinlikleri
yarağımın kafasını sıkıştırmış,
bir bakirenin amı gibi zevk verir olmuştu.
Yaşlı
kadın benim için kızını karşısına almaktan
çekinmemişti. Ama kızının yaptığı da çok
ilginçti. Annesinden 25 yaş genç olduğumu bilmesine rağmen
ilişki yaşamamıza ses etmemiş, üstelik evliliği
düşünüp düşünmediğimizi sormuştu. Açık fikirli biriydi
İclal, ama benim için bile fazlaydı. Gizli kapaklı olacağını
sandığım ilişkimiz
tüm
çıplaklığıyla
ortadaydı.
Aliye
Hanımın iniltili sesleri bir azalıp bir çoğalıyordu.
Zaman zaman da yavaşlayıp duruyor sonra da kaldığı
yerden devam ediyordu. Aralarda, "Dizlerimdeki kireçlenme yüzünden!"
dediği oluyordu gülerek. Durduğu zamanlarda götünden tutup kaldırıp indiriyordum onu. Yarağım gidip geliyordu
amında. Dudaklarını emiyor, dilimi sokuyordum ağzına.
Memelerini, götünün dolgun yanaklarını avuçlayıp
sıkıyor, götüne
dün
geceki gibi şaplaklar atıyordum.
Salonun
eski ve camlı kapısı aralıktı. Kapı
karşımda kalırken Aliye Hanımın sırtı
dönüktü kapıya. Evde lambalar yanmıyordu, ama televizyondaki pørnø filmin ışığıyla kapının olduğu taraf az da olsa aydınlanmıştı. Kapının arkasında bir
hareketlenme olduğunu oluşan karaltıdan anladım. İclal
bizi dinliyordu. "Ara kapıyı kapatmış mıydın?"
diye sorduğumda iniltilerinin arasında, "Kapattım!"
dedi Aliye Hanım. Ama İclal oradan geçip salonun kapısına
gelmişti. Ona kızının
bizi
dinlediğini söyleyemezdim.
Kısa
süre sonra, "Aşkım dizlerim ağrıdı, az
kalkayım!" dediğinde, "Tamam aşkım!" dedim.
Belinden tutarak kalkmasına yardım ettim. Yarağım derin bir
kuyu gibi olan amının ıslaklığı ile
parlıyordu. Ayağa kalkıp karşıma geçti. Gülümseyerek, "Ağzıma
alayım mı?" diye sorunca, "Al bakalım!" dedim.
Geriye yaslanırken o da yanıma oturdu. Eğilip dimdik duran
yarağımı kavradı. Sol eliyle uzun uzun okşarken ben de
sarı saçlarını okşuyordum. Yarağımın
kafasını dillemeye
ve
emmeye başladı az sonra.
Daha yeni
amından çıkarmış olmama karşın acelesi
yokmuşçasına bir dondurma gibi emiyordu. Uzun pembe diliyle
taşaklarımdan kafasına kadar her tarafını yalamaya
başladığında ise aldığım zevk katlandı.
Sarkık ve büyük memeleri kalçama değiyordu. Ama bu pozisyonda rahat edemediğini anladığımda,
"Dur aşkım!"
diyerek kalktım. Hemen önünde dikildiğimde, "Böyle daha iyi!"
dedi gülerek ve kaldığı yerden devam etti. Gözleri kapalı
halde ağır ağır saksosuna devam ederken saçlarını
okşayıp sallanan memelerini avuçladım eğilerek. Onları
nazikçe sıkarken Aliye Hanım
ara
sıra durup nefes alıyordu.
Büyük
yarağım onu yormuştu anlaşılan. "Çok büyük, yala
yala bitmiyor!" dedi saçlarını geriye atıp gülerek. Ama bu
sakso faslının daha fazla devam etmesini istemiyordum. "Devam
edelim mi aşkım, içine girmek istiyorum!" dediğimde bıraktı yarağımı. Koltuğa oturup geriye
yaslandım ve öne doğru uzattım bacaklarımı. Az önceki
gibi kucağıma oturur şekilde yarağımı amına
hizaladı, ama bu kez benim tarif ettiğim şekilde ayakta
duruyordu. Bacaklarını iki yana açmıştı iyice.
Belinden kavrayarak alttan amına soktum yarağımı.
Hemen
ardından da pompalamaya başladım.
Aliye
Hanımın göt yanaklarına çarpan kasıklarımdan
çıkan sesler halen devam eden filmdeki sikiş seslerini
bastırıyordu. Şiddetli 'Şop şop şop!' sesleri
dudaklarından dökülen, "Ahhhh, ıhhhh, uhhh!" seslerine
karışıyor, büyük ve eşya bakımından fakir
salonumun duvarlarında yankılanıyordu. Amına şiddetle girip çıkan yarağım koca memelerini
yerinden oynatıp
sallandırıyordu. Kalın belinden sıkıca tutuyordum
düşmemesi için. Aliye Hanım ise kimi zaman omuzlarımdan kimi
zaman da kanepeden destek alıyordu. Gözleri kapalı halde inlemeye
devam ediyor, kendini bana teslim ediyordu. Ayakuçlarında dikilmişti,
hızlandıkça iniltileri
de
artıyordu.
Aliye
Hanımın vücudu kapı tarafını görmemi engelliyordu, ama
İclal'in orada olduğundan emindim.
70 yaşındaki annesi
çatır çatır sikişirken kendisi 40 yaşında ve hala
bakireydi. Cüce olmasa güzel bir kadındı. Gerçi cüceliği de ona ayrı bir hava katmıyor değildi. Hele o kısa vücuda monte
edilen memeleri ve kalkık küçük götü ile çekici bir genç
kadındı.
Azgınlığım
artarken pompalamalarım da hızlanmıştı. Aliye
Hanımın iniltileri son sürat devam ediyordu. Ama bu şekilde ben
de yorulmuştum. O zaman kucağıma oturmasını istedim.
Dediğimi yaparak yarağımı amında hapsetti. Bir süre
dudak dudağa öpüştükten sonra kucağımda olduğu halde
kalktım ayağa. Yarağım halen amındaydı. Aliye
Hanım, "Ayyy, aşkım dikkat et!" derken
bacaklarını belime dolayıp kollarını da boynuma
sardı. O haldeyken bir süre kucağımda zıplatarak siktim
onu. Ama sonra üzerinde laptopum olan masaya uzandırdım, ben de
eğildim üzerine doğru. Bacaklarını
tutup
omzuma atarken bu
şekilde sikmeye başladım.
Aliye
Hanım 70 yaşında yeni yeni şeyler yaşıyordu, çok
mutlu ve keyifliydi. Ellerini masanın iki yanından tutarak destek
alırken hızlı hızlı sikiyordum. Dört kişilik
ahşap masanın ayakları parke zemin üzerinde takırdamaya başladığında, Aliye Hanım, "Aşkım
yavaş ol, aşağıdakiler duymasın!" dedi. "Tamam
bir tanem!" diyerek biraz daha kendime çektim. Ayak bileklerinden tutarak
bu kez ağır ağır sikmeye başladım.
İstediğim bir durum değildi bu, ama çaresiz katlanacaktım.
Başımı
yan çevirip baktığımda kapının arkasında sabit
duran karaltıyı fark ettim. İclal halen bizi dinliyordu. Koca
yarağım annesinin yetmişlik amına girip çıkarken o tüm bunlara kulaklarıyla şahit oluyordu. Her
ne kadar ağır
ağır sikiyor olsam da bazen kendimi kaybedip şiddetle
pompaladığım da oluyordu. Masanın kare tabanlı
ayağı yerden havalanırken Aliye Hanımın gözlerinde
korku
ve endişe beliriyordu.
"Aşkım
masaya domalayım öyle yap, böyle çok ses çıkıyor!"
dediğinde, "Tamam!" diyerek çıktım amından.
Bacaklarını indirdim ve kalkmasına yardım ettim. Aliye Hanım çevik bir hareketle masadan tutunup domaldı ve
bacaklarını açtı. Masanın üzerine doğru iyice eğilmişti,
memeleri gövdesinin ağırlığıyla yanlara doğru
taşmıştı. Filmin ışığı ile
amının ayrıklığını görebiliyordum,
ama onun
hemen üzerindeki göt deliği de görünüyordu.
Dizlerimin
üzerine çöküp kalçalarından kavradım ve dilimi çıkarıp göt
deliğinin ağzını dilledim. Kokusuz terli ama tertemiz
deliğin ağzını emiyor, yalıyordum. Aliye
Hanımın kırışık ve buruşuk
yumuşamış etleriyle kaplı kalçaları sertleşiyordu bu anlarda. Amının büyük ve lastik
gibi dudaklarını da
emiyor, vakumluyordum. İçine dilimi soktuğumda amının
derinliğinin
sonu yokmuş gibiydi.
Artık
boşalmaya çok yaklaşmıştım. O nedenle devam etmeyip
amına soktum yarağımı. Hızlı hızlı
sikmeye başladım. Aliye Hanım üzerine abandığı
masa ile beraber ileri geri gidip geliyordu. Masanın ayaklarının çıplak parkeler üzerinde çıkardığı
gürültülere
aldırmıyordu şimdi. Filmdeki sikişme seslerine bizimkiler
ekleniyor ve salonu bir konser salonuna çeviriyordu.
Yaşadığım heyecan ve zevk son raddesine geldiğinde
boşalmaya başladım. Tüm döllerimi amına akıtana kadar
gidip
gelmeye devam ettim.
Aliye
Hanımın sesi kesilmişti artık. Nefes alıp
almadığı bile belli değildi. Sanki hareket etmiyordu.
Amından çıktığımda ise derin bir
hırıltılı ses çıkardı. "Boşaldın mı?" diye sordu o halde kalmaya
devam ederken. "Boşaldım
aşkım!" dedikten sonra yavaşça kalktı. Terlemiş
ve sırılsıklam olmuştuk. Vücutlarımız ter banyosu
ile kızarmıştı.
Aliye
Hanım derin derin nefes alıp verdikten sonra kanepeye kendini
attı. Saçlarını geriye atıp, "Ay yoruldum valla, çok
iyisin aşkım ama benim için biraz fazla kaçıyor bu yaştan sonra!" dedi. Yanına oturup yanağından
öptüm. "Öyle
deme, sen de harikasın. Bu yaşında bana fazlasıyla zevk
veriyorsun!" dediğimde mutlu oldu, başını göğsüme
koyup sarıldı.
Film
halen devam ediyordu, ama, "Kapatsana şunu!" deyince kumandaya
uzanıp kapattım. Ev şimdi sessizlik ve karanlığa
bürünmüştü. Bu sessizlik ara kapının
kapanma sesini ikimizin de
duymasına sebep oldu. Aliye Hanım, "Bu şeytan gene bizi mi dinledi yoksa?" deyince, "Galiba!" dedim.
Kızacağını sandım, ama bu konuda hiçbir şey
söylemedi. Kısa bir sessizliğin ardından, "Cinselliği
tatmadığı için böyle yapıyor!" dedi. Sonra da, "Kızım
bu zevkten mahrum kaldı
ömrü boyunca!"
diye devam etti.
Bir süre
daha devam
ettik oturmaya. Yarın akşam ne yemek istediğimi
sordu. Havadan sudan konuştuk. "Ben yavaş yavaş
eşyalarımı toplayıp buraya geçeyim!" dedikten sonra
kalktı. "Ben gidip yıkanayım, başka türlü uyku tutmaz bu gece!" deyince, "Beraber yıkanalım,
gerdek gecesindeki
karı koca gibi!" dedim. Teklifim hoşuna gitti. El ele banyoya
geçtik. İki kişinin sığabileceği kadar bir duşakabin vardı banyoda. Sıcak suyu açıp birbirimizi sabunlayıp
yıkadık.
Yıkama
işi biterken Aliye Hanım saçlarını da kuruladı. "Bu
gece burada kal, benimle yat. Sabah erkenden geçersin!" dediğimde,
önce olmaz gibilerden bir şeyler söyledi, ama ısrarım
karşısında büyük bir memnuniyetle, "Tamam!" dedi. Dün gece sikiştiğimiz yatağa
girdik. Banyo ile beraber uykumuz da
kaçmıştı. Bir süre geleceğimiz hakkında konuştuk.
Resmi bir evliliği seve
seve kabul edeceğini yine söyledi. "Senin
soyadını taşımak isterim!" diye devam etti.
Bu arada
ölen kocasından epey bir miras kaldığını da söylemeden
duramadı. Kendisinin de zengin bir ailenin kızı olduğunu
ekledi. Kendi ailesinden kalan birkaç işyeri ve ev olduğunu,
onların kiralarını aldığını
açıkladı. "Sana evlenme teklif etmem için mi mal varlığın hakkında açıklama yapıyorsun?"
dediğimde, "Hayır, sadece bilmeni istiyorum. Birlikte bir hayat
yaşayacaksak gizlimiz saklımız olmamalı. Beni daha
yakından tanımanı istiyorum, hepsi bu!" dedi çıplak
göğsümü öperek. Sıkıca sarıldı.
Eski
karım ve çocuklarım hakkında sorular sordu. "Onlar
artık benim de çocuklarım,
onlarla tanışmak isterim!"
dedi. Çocukları ve bebekleri çok sevdiğini söyledi. Sonra da benden bir isteği olduğunu, ama söylemeye utanıp çekindiğini
ekledi. "Neymiş bu isteğin?" dediğimde, "Şey,
senden çocuk sahibi olmak istiyorum!" dedi muzip bir gülümsemeyle.
"Ne,
çocuk mu?" diyerek ağzım açık halde
şaşkınlık yaşarken, "Bilmiyorum, öyle bir hayal
kurdum dün gece. Senden çocuğum oluyormuş, onu büyütüyormuşum,
bir an yeniden anne olmak istedim!" dedi. Ardından da bu konuyu
internette araştırdığını başka bir
kadının döllenmiş yumurtasının kendisine
nakledilebileceğini, bu şekilde gebe kalıp
doğurabileceğini söyledi. "Türkiye'de bu uygulama yasak ama
Kıbrıs'ta ve
Gürcistan'da yapıyorlarmış!" dedi. "Aşkım
bence sen fazla hayal kuruyorsun!" diyerek sıkıca
sarılıp öptüm. Bu garip konuşmanın ardından saat 02:00'ye
gelirken uykuya daldık.
Sabah
işe gitmek için kalktığımda saat 07:30'du. Aliye Hanım
mışıl mışıl uyuyordu. Kendi dairesine geçmesi
için uyandırmak istemedim. Yanağından öpüp yatak
odasının kapısını kapadım. Ara kapının aralık olduğunu gördüm. Belki
de İclal biz uyurken geçmişti
kapıdan yine. Kapıdan geçip yan daireye girdim. Derin bir sessizlik
vardı evde. İclal ile Aliye Hanımın yatak odaları yan
yanaydı. Aliye Hanımın kapısı kapalıyken
İclal'inki açıktı.
Kısa
vücuduna oranla büyük kalan yatağında yüzüstü yatıyordu.
Sıcak yaz gecesi rahat edebilmek için ince beyaz bir çarşaf
örtmüştü üstüne. Sol bacağı çarşafın altından
çıkmıştı. Kalkık küçük götü biçimli bir kavis yapmıştı. O an sanki kendisini izlediğimi
fark etmiş
gibi aniden başını kaldırıp baktı. Çekindim, ama
geri çekilmek de istemedim. Zaten onun da bunu istemediği belliydi.
"Annem
seninle mi yattı?" diye sordu. "Evet, benim yatağımda!"
dedim. Çarşafa sarınıp sırtüstü döndü. "Zevk
aldın mı ondan?" diye sordu bu sefer. "Evet!" dedim, sonra da, "Bizi niye dinledin?"
diye sordum. "Fark ettin mi?"
dedi gülerek. Oyun oynuyordu benimle. "Ne istiyorsun?" diye sordum bu
sefer. Sağ dirseğinden destek alarak doğruldu, ama sol eliyle
çarşafı tutuyordu yine.
Bir süre
sessiz kaldıktan sonra çarşafı yavaşça kaldırdı.
Çırılçıplak vücudu önümdeydi. Gövdesine oranla oldukça büyük
olan memeleri fırlamıştı öne doğru. Turuncuya çalan pembe meme başlarının ortasında
etli meme uçları
vardı. Küçük kasıklarının ortasındaki minik bakire amında tek bir kıl yoktu. Yuvarlak
biçimli karnı elimin
ayası kadardı.
Yanına
gidip yatağın kenarına oturdum. Sabah mahmurluğunu
atamadığı badem gözleri üzerimdeydi. Sol elimle memelerini
avuçladım. Sulu bir portakal gibi sert ve şişkin memelerine
dokunurken dudaklarını emdi, çok hoşuna gitmişti. Küçük sol elini elimin üstüne koydu. Boğum boğum minik parmaklarını
gezdirdi elimin üstünde. Bir süre daha memelerini avuçlayıp
sıktım, yoğurdum. "Boyun kısa ama memelerin normal bir
kadınınki gibi!" dediğimde, "Normal bir
kadınım ben!" dedi gülümseyerek.
"İşe
gitmem gerek!" dediğimdeyse, "Tamam!" dedi.
Yarağım kalkmış, pantolonun altında
şişmişti. Ayağa kalktığımda daha da belli olmuştu. "Aletini görebilir miyim?"
diye sordu gözlerini açarak.
"Şimdi mi?" dediğimde, "Şimdi!" dedi
gülümseyerek.
Pantolonumu
indirip baksırımı sıyırdım. Sertleşen
yarağımı tutup çıkardığımda gözleri daha da
büyüdü. Bir süre baktıktan sonra doğrulup kalktı ve önüme geldi. Çırılçıplak, beyaz gövdesi
hemen önümdeydi. Sağ eliyle
yarağıma çekinerek dokundu ve "Tahminimden daha büyükmüş!"
dedi. O an yarağım titreyip sallandığında küçük bir şaşkınlık yaşadı.
Küçük parmaklarıyla bir
süre daha dokunduktan sonra elini çekti. "Tamam, şimdi gidebilirsin!"
dedi.
Toparlanıp
çıktım evden. Anne kız garip bir ailenin içine
düşmüştüm, ama
annesinden sonra cüce İclal'i de sikeceğim
belli olmuştu...
[Tamer]
|